Navigation

Buradasınız

Patronlar Zenginleşirken İşçiler Yoksullaşıyor!

Kasım 2013, No:68
Çok sayıda inşaat şirketi patronu Türkiye’nin en zenginleri listesine girmiş. İnşaat sektörü iş cinayetlerinin de başını çekiyor. İşçilerin cesetleri üzerinde AVM’ler, plazalar, rezidanslar yükseliyor. İşçilerin sırtından milyonlar kazanan patronlar, işçilerin hayatına zerre kadar değer vermiyor.

Türkiye’nin en zengin 100 ailesi açıklandı. Listede yer alan zengin aileler ve muazzam servetleri bize birkaç şey gösteriyor. Bundan 10 yıl önce Türkiye’de 1 milyar dolardan fazla serveti olan, yani “dolar milyarderi” sayılan sadece 4 aile vardı. Bugün 57 patron ailesi dolar milyarderi haline gelmiştir. Türkiye’nin en zengin 57 patronu işçilerin emeğini sömüre sömüre semirmiş ve dolar milyarderi olmuştur. Listedeki ilk 57’yi takip eden 13 büyük patronun servetinin de 750 milyon dolar ilâ 1milyar dolar arasında olduğu belirtiliyor.

Türkiye ekonomisi dünyanın 17. büyük ekonomisi haline geldi. Türkiye ekonomisi büyüyor, patronlar zenginleşiyor. İşçilerin yaşam koşulları ise yıldan yıla zorlaşıyor. Düşük ücretler, uzayan iş saatleri, işsizlik, esnek ve güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, artan iş kazaları ve işçi ölümleri… Bir yanda tüm ihtişamıyla ve şımarıklığıyla zenginlik yükselirken, işçi ve emekçilerin yaşamı giderek çekilmez hale geliyor.

Çok sayıda inşaat şirketi patronu Türkiye’nin en zenginleri listesine girmiş. İnşaat sektörü iş cinayetlerinin de başını çekiyor. İşçilerin cesetleri üzerinde AVM’ler, plazalar, rezidanslar yükseliyor. İşçilerin sırtından milyonlar kazanan patronlar, işçilerin hayatına zerre kadar değer vermiyor. Taşeronlarda sigortasız çalışma, kayıt dışı çocuk işçi çalıştırma artık sıradanlaştı. Daha birkaç gün önce 13 yaşında bir çocuk inşaat işçisi Orhan Sürer çalıştığı inşaatın 7. katından düşerek can verdi.

Şirketlerin büyümesinin, patronların zenginleşmesinin altında büyük bir işçi sömürüsü yatmaktadır. İşçiyi daha ucuza daha çok çalıştır! Taşeronlaştır, sendikasızlaştır, işçi birlik olamasın, hakkını arayamasın…

AKP’nin, THY’nin yönetim kurulu başkanlığına getirdiği Hamdi Topçu’nun geçenlerde bir gazeteye söylediği bazı sözler dikkat çekiyor: “THY son on yılda %450 büyüdü. Avrupa’da %10’dan fazla büyüyen havayolu şirketi yok. İşçilere %3 zam öneriyoruz. Uçucu ekibe daha fazla dinlenme süresi veremeyiz. Dünyayla rekabet ediyoruz, daha fazla veremeyiz. Yoksa bu büyümeyi sağlayamayız…” İşte şirketlerin büyümesinin, patronların zenginleşmesinin altında böylesine büyük bir işçi sömürüsü yatmaktadır. İşçiyi daha ucuza daha çok çalıştır! Taşeronlaştır, sendikasızlaştır, işçi birlik olamasın, hakkını arayamasın…

Hükümet hile hurdayla işsizlik oranını olduğundan daha düşük gösteriyor. Buna rağmen açıklanan son işsizlik oranı %9,8’dir. Yani resmi rakamlara göre bile 3 milyona yakın işçi işsizdir. Patronlar sınıfı, işsizlik kamçısıyla işçileri sindirmeye çalışıyor. İşçiler bir sorunlarını dile getirdiklerinde “işinize gelirse, beğenmeyen çeker gider, dışarıda çalışmak için sıra bekleyen çok” gibi küstahça yanıtlarla karşılaşıyorlar. Ücret artışı talep eden, herhangi bir haksızlığa karşı çıkan, hakkını arayan, fazla mesaiye kalmayı reddeden ya da sağlığı bozulan işçiyi kapının önüne koymaktan geri durmuyorlar.

Tüm bunlar gittikçe semiren, sürekli zenginleşen patronlara yetmiyor. Patronlar işçilerin hiçbir iş güvencesi kalmasın, işçileri haksız yere işten atsalar bile bunun kendilerine maliyeti olmasın istiyorlar. Kıdem tazminatını bile “büyük bir yük” olarak gören patronlar, tazminat ödemeden rahat rahat işçi atabilmek için yasaların değişmesini istiyorlar.

Hükümet ise patronların isteklerini hayata geçirmek, patronları daha da zengin etmek üzere “durmak yok, yola devam” diyor. Patronların çıkarları için hiç durmadan çalışıyor. Patronları kıdem tazminatı “yükünden” kurtarmak için kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya çalışıyor. Taşeronlaşmanın ve kuralsız çalışmanın önünü tamamen açmak için çalışıyor. 800 lira asgari ücreti bile çok bulan patronlar için bölgesel asgari ücreti getirmek istiyor. Esnek çalışmayı daha da yaygınlaştırmak için özel istihdam bürolarının yani “kölelik bürolarının” yasasını hazırlıyor.

Başbakan Erdoğan İstanbul’un patronları ile Anadolu’nun patronları arasında ayrım yapmadığını söylüyor. Aslında Erdoğan tüm patronların hizmetinde olduğunu söylemek istiyor. Dindar ya da laik görünümlü olsun, patronlara hizmet eden siyasi partilerin ve hükümetlerin hiçbirisinin işçi sınıfına ve emekçilere hayrı yoktur, olamaz. Emeğiyle geçinenlerin birleşmekten ve örgütlü davranmaktan başka seçenekleri yoktur. İşçi ve emekçiler birlik olmaya, haklarını almak için örgütlenmeye mecburdur.

Ücretleri yükseltmek, iş saatlerini kısaltmak, işsizliği ortadan kaldırmak; sigortasız, sendikasız çalışmaya son vermek, iş güvenliği önlemlerini aldırtmak; iş kazalarına, meslek hastalıklarına ve işçi ölümlerine dur demek; esnek çalışmaya, kölelik bürolarına ve bölgesel asgari ücrete karşı çıkmak, kıdem tazminatına sahip çıkmak… Tüm bu gereklilikler biz işçileri, birlik olmak yani örgütlenmek; kendimiz, ailemiz ve sınıfımız için mücadele etmek zorunda bırakıyor. Sorumluluktan kaçtığımız sürece birlik olamaz ve patronların karşısına güçlü bir şekilde dikilemeyiz. Patronların dayattığı kölece çalışma koşullarına boyun eğeriz. Seçim bizim!

22 Kasım 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kapitalist sömürü düzeni tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik krizle boğuşuyor. Sistemin efendileri ise bu krizin sosyal sonuçlarından bir süreliğine de olsa kurtulmanın, zaman kazanmanın şimdilik iyi bir formülünü bulmuş görünüyor: Koronavirüs!...
  • Neredeyse günün her saati konuşulan konu Covid-19! Salgından etkilenen ve ölen insanların sayıları adeta skorlar halinde gündemimize taşınıyor. İş öyle bir hal aldı ki hangi ülkeden kaç kişinin öldüğünü ve ülkemizdeki ölüm oranlarını konuşup sürekli...
  • Neredeyse tüm ülkelerde sağlık sistemi çökmüş durumda. Kapitalizm altında her şeyi paralı hale getiren patronlar sınıfı, sağlığa da aynı mantıkla yaklaşıyor. Hastanelere ticarethane, hastalara ise müşteri gözüyle bakıyorlar. Sağlık sistemlerinin...
  • Her yerde olduğu gibi bizim fabrikada da gündem koronavirüs. İlk haftalarda göstermelik bazı tedbirler alındı. Bir A4 kâğıdına yapılması ve yapılmaması gerekenler yazıldı. Tabi tek düşünceleri “işçinin sağlığı” olan patronlarımız bunlarla yetinmedi...
  • Patronların koronavirüs salgınını bahane etmelerine, fırsatçılığına şahit oluyoruz. Kapitalist sistemin debelendiği kriz çağındayız. Ekonomik kriz nedeniyle biz işçilerin, emekçilerin payına düşen hayat şartları daha da kötüye gidiyor. Bu da...
  • Kamu hastanesinde sağlık emekçisi olarak çalışıyorum. Tüm dünyanın ve özellikle sağlık emekçilerinin gündeminde olan Covid-19 salgınıyla ilgili işyerinde başka bir arkadaşımla yaptığım sohbeti aktarmak istedim. Bizler genelde nöbet çıkışlarında...
  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...