Navigation

Buradasınız

Performans Düşüklüğü İşten Atılma Sebebi Değildir!

Aralık 2010, No: 33

Çalıştığınız işyerinde performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek kaç işçi işten atıldı? Benim çalıştığım işyerinde en az 5-6 işçi, “performansı düşük olduğu” gerekçesiyle işten atıldı. Biliyorum ki bu sorun sizlerin çalıştığı işyerinde de birçok kez karşınıza çıkıyor. Peki, bu durumda ne yapmalıyız?

Dilek Duru adlı bir işçi kardeşimiz özel bir bankada uzun yıllardır çalışıyordu. Patronu, performans düşüklüğünü gerekçe göstererek onu işten attı. Duru, boyun eğip gitmedi. Patrona dava açarak hakkını aradı. Dört yıl süren mahkemenin sonunda açtığı işe iade davasını kazandı. Bu mahkeme kararı bir örnek teşkil ediyor, patronların performansı gerekçe göstererek bizleri işten atamayacağını ortaya koyuyor.

Zaten İş Kanunu’nun 18. ve 19. maddelerinde işçinin verimi ile ilgili bir sorun yaşanıyorsa, patronun işçinin savunmasını almadan işçiyi işten atamayacağı belirtiliyor. Bu durum 19. maddede şöyle açıklanıyor: “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.” Oysa patronlar istedikleri işçileri işten atabiliyorlar. Örneğin, mesaiye kalmayan bir işçiyi performans düşüklüğü gerekçesiyle haksız yere işten atabiliyorlar.

Performans kelimesi çok çalışma, başarılı olma, yüksek verim elde etme anlamına geliyor. Patronlar işyerinde bizlere sürekli “çok çalışın”, “daha hızlı çalışın”, “acele edin” diyerek az zamanda çok iş çıkartmamızı istiyorlar. Kısa zamanda çok iş, daha çok kâr! Bizler işyerlerinde günde en az 10-12 saat çalışıyoruz. Çalışma koşullarımız çoğunlukla iyi değil. Üstelik asgari ücretle ağır ve sağlıksız iş koşullarında çalışmak zorunda kalıyoruz.  Bu koşullarda bu kadar çok çalışarak aslında bizler imkânsızı başarıyoruz. Fakat buna rağmen patronların gözünde hiçbir zaman çok çalışmış gözükmüyoruz. Bizlerden sürekli normalden daha çok çalışmamızı istiyorlar. Bunu yapmadığımızda da kapıyı gösteriyorlar.  Bizleri robot yerine koyan patronlara haykırıyoruz; biz köle değil insanız!

Biz insanca çalışmak isterken patronlar her işin başına performans kıstası koymaya başladılar. Ellerinde kronometrelerle, çizelgelerle başımızda durup performansımızı ölçüyorlar. Belirli bir saat için rakamlar çıkartıyorlar ve bu rakamları sürekli yükseltiyorlar. Bizleri yarış atı gibi görüyorlar. Bu yarışta geri kalan işçiyi de acımasızca işten atıyorlar. Her birimiz performans düşüklüğü bahanesiyle yarın işten atılabiliriz. Bu durumda boyun eğmek yerine mücadeleyi tercih etmeliyiz. En yakın işçi arkadaşımızdan başlayarak birbirimizi desteklemek için yardım istemeliyiz, yardım etmeliyiz. İşyerlerinde bizlerin iş güvenliğini koruyacak olan tek şey örgütlü gücümüzdür. Haksız yere işten atılmamak için birleşmeliyiz. Bir araya gelen, örgütlenen, bilinçlenen ve mücadele eden işçiler işten atmaların karşısına geçer, dur der!

15 Aralık 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...