Navigation

Buradasınız

Taşeronlukta Kafalar Niçin Karıştırılıyor?

Aralık 2012, No:57
Şimdiye dek sadece bir işletmedeki asıl işin dışındaki yardımcı işler taşerona verilebiliyordu. Şimdi bu ayrım kalkıyor. Tüm işler taşerona verilebilecek. Yani tüm çalışma yaşamı esnekleştirilecek, taşeron sistemi ana sistem haline getirilecek ve hiçbir işçinin güvencesi olmayacak.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik yememiş içmemiş, taşeron işçilerin sorunlarını çözmenin derdine düşmüş! Bakanın dediğine göre taşeronluk sistemi, işçilerin talepleri doğrultusunda yeniden tanımlanıyor. Medyada yer alan haberlere göre Faruk Çelik, taşeron işçilerin taleplerini işçi ve işveren temsilcileriyle paylaşmış. Bakan, “taşeron işçilerin taleplerini öğrenmiş, çözümler üretmiş, işçi ve işveren örgütleriyle toplantılar yapıp anlatıyormuş” diye gazetelerde okuyunca, “hayırdır inşallah” diyerek haberlerin ayrıntılarına baktık.

Bakan, işçilerin taleplerini alt alta sıralamış. Bir de ne görelim! İşçilerin ilk talebi şuymuş: “Kıdem tazminatı sorunu fonlu sisteme geçilerek çözülmeli!” Pes vallahi! Hükümet kıdem tazminatının fona devredilmesini rafa kaldırdığını açıklamamış mıydı? Hatta Başbakan, Çalışma Bakanına “Nedir bu kıdem tazminatı tartışmaları? Bir yandan sendikalar bağırıyor, bir yandan ortada bir taslak dolanıyor. Böyle şey olur mu? Kaldırın bu çalışmayı. Kıdem tazminatı konusu bugünün konusu değil. Bu konuyu kapatın” diye esip gürlememiş miydi? Demek ki hükümetin bir bildiği varmış. Birkaç ay önce işçiler istemiyor diye konuyu kapatmışlardı, bugün taşeron işçilerden gelen “yoğun istek” üzerine konu tekrar açılmış! Dün Başbakan Erdoğan “rafa kaldırın” dediğinde gerçek planlarını açıklamıyor ve taktik olarak geri adım atıyordu, bugün de Çalışma Bakanı “taşeron işçiler istiyor” diyerek patronların isteklerini işçiler üzerinden kabul ettirmeye çalışıyor.

Faruk Çelik’in açıklamalarına göre taşeron işçiler öncelikle, İş Kanunu’nun 2. maddesinde alt işverenliğin net olarak tanımlanmasını istiyormuş. Bakan, yeni düzenlemeyle alt işverenlik, yani taşeronluk tanımını daha anlaşılır hale getirecekmiş. Şimdiye dek sadece bir işletmedeki asıl işin dışındaki yardımcı işler taşerona verilebiliyordu. Şimdi bu ayrım kalkıyor. Tüm işler taşerona verilebilecek. Yani tüm çalışma yaşamı esnekleştirilecek, taşeron sistemi ana sistem haline getirilecek ve hiçbir işçinin güvencesi olmayacak. İşte adaletsizlik böyle ortadan kalkacak!

Patronlar kısa süreli işlerde belirli süreli (geçici) iş sözleşmesi düzenliyorlar. Süreklilik taşıyan işlerde ise, işçiyi belirsiz süreli sözleşmeyle, yani kadrolu olarak çalıştırmak zorunda kalıyorlar. Ana işlerin de taşeronlara verilmeye başlanmasıyla, süreklilik arz eden işlerde kadroya gerek kalmayacak. Bunun yerine patronlar, 1-2 yıllık süreli (geçici) iş sözleşmeleri düzenleyebilecekler. İşte Bakan Çelik, bunun müjdesini veriyor! Biz, bu sistemi patronların istediğini sanıyorduk. Çelik’e bakılırsa, meğer bunu da işçiler istiyormuş! Bakan da işçilerin ricasını kıramayıp süreklilik taşıyan işlerde çalışan işçilerin de, aynı işte 2-3 yıl çalışsalar bile sonunda işsiz kalmasını garanti altına almaya karar vermiş! Ama Çelik, nedense işçilerin şu taleplerini duymamış: Esnek çalışma düzenine, taşeronlaştırmaya, geçici işçiliğe, güvencesizliğe, sigortasız ve sendikasız çalışmaya son verilmeli, kadrolu işçilik zorunlu olmalıdır!

Yeni düzenlemeyle, bazı iş müfettişlerinin densizliklerine de son verilecekmiş! Bazı işgüzar müfettişler tuttukları raporlarda, patronların kâğıt üzerinde taşeron şirketler kurduğunu ve işçileri bu şirketlerde çalışıyor gösterdiğini tespit ediyorlar. Müfettişler bu durumu tespit edip rapor ettiklerinde, kâğıt üzerinde taşeron şirkette çalışan işçiler asıl işverenin işçileri sayılıyor. Taşeron işçi de kadrolu işçiyle aynı ücret ve sosyal haklara sahip oluyor. Herhalde taşeron işçiler bundan rahatsız olmuş ki, taşeron işçileri pek düşünen Çalışma Bakanı Faruk Çelik, “bu taşeron şirket asıl işverenin kurduğu şirkettir” yönünde rapor tutulmaması için, müfettişlerin yetkilerini kısacaklarını açıklamış. “Taşeron şirketin değil ana işveren şirketin çalışanıyım” diyen işçiye mahkeme yolu gösterilecekmiş bundan böyle. Yani çıkmaz sokak! İşçilerin taşerona mı yoksa asıl firmaya mı bağlı olduğu bir çırpıda verilecek bir karar olmadığından, dava süreci uzatılacak ve yıllara yayılacak. Patronların yanından ayrılmayan, sürekli onlarla içli dışlı olan, yemekler yiyen, iş kotaran ve hatta kendisi de işveren olan bir Çalışma Bakanının işçileri düşünmesi böyle oluyor işte!

Kıssadan hisse: İşçiler birleşmedikleri ve kendi güçlerine güvenerek mücadele etmedikleri müddetçe, hiçbir hak elde edemezler.

17 Aralık 2012

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni