Navigation

Buradasınız

Bir İmzadan Ne Olur?

Mart 2013, No:60

Patronlar, işçilerin birlik olmalarını engellemek, birbirlerine duydukları güveni zedelemek ve yok etmek isterler. İşçileri, haksızlıklara karşı girişecekleri mücadelelerin boş olduğuna ve bir sonuca ulaşmayacağına inandırmak isterler.

Hikâye bu ya, yüzyıllar evvel bir âlim uzayda insan olup olmadığını merak eder. Bunu anlamanın bir yolunu aramaya başlar. “Binlerce kişiyi şehrin meydanına toplarsam ve aynı anda ‘hey’ diye bağırmalarını sağlarsam, elbet uzayda insanlar varsa bizi duyarlar ve bize bir karşılık verirler” diye düşünür. Bir çözüm bulduğuna sevinen âlim, hemen harekete geçer ve padişahın insanları meydana toplamasını sağlar. On bin kişi meydanda bir araya getirilir. Bilge adam 3’e kadar sayacak ve “3” deyince herkes “hey” diye bağıracaktır. Herkes hazır olduğunda âlim saymaya başlar ve en sonunda “3” diye bağırır. Ama meydanda çıt çıkmaz. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakar. Çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür: “Benden başka 9999 kişi daha var. Ben bağırmasam da olur.” Bilge adam uzayda insan olup olmadığını öğrenemez ama oraya toplanan ahali şunu öğrenir: “Bir kişiden ne olur?” diye düşünmemek lazım. Her insan “benden ne olur ki” demeyerek bağırsaydı 10 bin kişinin tamamı bağırmış olacaktı. Adı üstünde, hikâye! Ama yaşam boyunca bu hikâyenin anlattığına benzeyen ne kadar çok şey yaşanıyor!

Patronlar, dayattıkları pek çok haksızlığı işçilere asla değişmeyecek bir kader gibi sunarlar. İşçilerin, “böyle gelmiş böyle gider” düşüncesine kapılmaları için ellerinden geleni yaparlar. İşçilerin birlik olmalarını engellemek, birbirlerine duydukları güveni zedelemek ve yok etmek isterler. İşçileri, haksızlıklara karşı girişecekleri mücadelelerin boş olduğuna ve bir sonuca ulaşmayacağına inandırmak isterler. Ne yazık ki işçilerin yeterince bilinçli ve örgütlü olmadığı her durumda patronlar başarılı olurlar.

UİD-DER’in yürüttüğü “İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!” kampanyası, bugüne kadar yüz binlerce işçiye ulaştı, ulaşmaya devam ediyor. Kampanya işçiler arasında yoğun ilgi görüyor. İşçilerin çoğu kendi fabrikalarında hiçbir güvenlik önlemi olmadan çalıştırıldıkları için bu kampanyayı destekliyorlar. Ancak yeterince bilinçli ve örgütlü olmayan işçilerin arasında, iş kazalarının önlenebileceği konusunda ümitsiz olanların sayısı da ne yazık ki az değil. Patronlara ve gerekli denetimleri yapmayan devlet kurumlarına öfkelenen işçiler, seslerini duyuramayacaklarını düşünüyorlar ve “bir imzadan ne olur ki?” diye soruyorlar. Tıpkı hikâyedeki gibi…

Denizin yanında damlalar elbette çok küçük ve önemsizdir. Ancak en büyük denizler bile küçük damlaların bir araya gelmesiyle oluşur. Bir imza tek başına elbette hiçbir şeyi çözmez. Ama imza veren her işçi, iş kazalarının bir kader olarak dayatılmasına karşı çıkıyor demektir. İmza veren her işçi UİD-DER’in kampanyasıyla duyarlılığını ortaya koyan, bu konuda bilinçlenmeye adım atan bir işçidir. Bilinçlenen işçi daha güçlü olur. İmza sadece bir başlangıçtır. İmzalar birer birer birikir ve yüz binlerce işçinin güçlü bir itirazı haline gelir.

İmza atan bir işçi aslında şunu demiş olur: “Ben işçi kardeşlerimin ve sevdiklerimin, kendimin iş kazalarında yaralanmasına, ölmesine razı değilim. İş kazalarının önlenmesini istiyorum ve gerekli önlemleri almayan patrona ve devlet kurumlarına tepkimi ortaya koyuyorum. UİD-DER’in taleplerinin altına imzamı atıyorum ve bu taleplerin gerçekleşmesi için verilen mücadeleyi destekliyorum.” İşte atılan her imzanın anlamı budur. Bu imzalar ne kadar çok artarsa mücadele o kadar büyür ve işyerlerine yayılır. İtirazımız, sesimiz güçlü çıkarsa patronlar bizi canımızın güvende olmadığı ortamlarda çalıştıramazlar.

Patronların ve siyasetçilerin yaşamı işçilerin yaşamından öyle farklı ki, onlar bize uzaylılar kadar uzaklar. Onlara sesimizi duyurmanın elbette bir yolu var. Bir imza bunun başlangıcı olabilir…

15 Mart 2013

Son Eklenenler

  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...

UİD-DER Aylık Bülteni