Navigation

Buradasınız

“Bu da mı Gol Değil?”

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 136

Bir metal fabrikasında çalışan işçilerin eşleriyle sohbet ediyorduk. Sohbet sırasında içlerinden biri şöyle dedi: “Benim eşimin çalıştığı fabrikada işçiler yıllardır mücadele ediyor. Ama durumlar bir türlü düzelmiyor. Sorunlar ne zaman çözülecek, merak ediyorum. Üzülüyorum da eşim için, çok yoruluyor.” Futboldan pek anladığımı söyleyemem ama bu sözler aklıma rahmetli Sadri Alışık’ın canlandırdığı Ofsayt Osman’ın şu sözlerini getirdi: “…Ya bu maç be, tıpkı bir maç. Ama böyle hayat sahasında oynanıyor. Oyuncuları bizleriz. Topumuz da namusumuz, vicdanımız, insanlığımız. Ben Osman. Ofsayt Osman. Söyleyin be, Allah rızası için söyleyin. Gene mi atamadım golü? Bu da mı gol değil be?”

İşçilerin patronlara karşı yürüttüğü mücadeleyi futbola benzetirsek şöyle düşünmek mümkün: Futbol bir takım oyunudur. Takımlar arasında denklik olmazsa zayıf olan takım için yenilgi kaçınılmazdır. Bir takım düşünelim: Oyuncuları küçük yaştan itibaren en profesyonel teknik direktörler tarafından yetiştirilmiş olsun. Bu oyuncular yıllar boyunca idmanlar, antrenmanlar yapmış olsun. Her türlü hava ve zemin şartlarında maça çıkmış, rakibin zayıf ve kuvvetli noktalarını bulma ve oyunu bunları bilerek sürdürme imkânı bulmuş olsun. Üstelik hakemi ve seyirci desteğini yanına almış, bir de daha önce aldığı pek çok lig şampiyonluğu sayesinde moral ve motivasyonu da yerinde olsun. Diğer takımsa takım oyunu oynamaya alışkın olmayan oyunculardan toplama bir takım olsun. Mahalle aralarında top sektirmek, birkaç kez halı saha maçı yapmak dışında futbol oynamaya çok vakti olmamış, daha önce çok güçlü rakiplerle karşılaşmamış bu takımın diğer takıma yenileceği açıktır.

Bu benzetmede ilk takım patronlar sınıfını, ikinci takımsa örgütsüz ve dağınık durumda olan işçi sınıfını sembolize ediyor. Patronlar sınıfı örgütlü ve her türlü deneyime, imkâna, avantaja sahipken, işçi sınıfı örgütsüzse bu maç zaten eşitsiz başlamış demektir. Düşünün ki işçi oyunculardan biri daha maçın ilk dakikalarında topu kaptığı gibi hızla atağa geçiyor. Ama karşı taraf çok güçlü, işçiyi kaleye varmadan durduruyor. Takım arkadaşları yardıma koşuyor ama nafile. İşçiler ne zaman atağa geçse hakem (hükümet) işçi takımına bol miktarda ofsayt, sarı kart, kırmızı kart göstermeye hazır. Sonuçta işçi takımının çabaları sonuçsuz kalıyor. Bu durumda “bu da mı gol değil?” demek, başarılı bir sonuç alınamadığına üzülmek mi diğer maçlara gerçek bir takım gibi hazırlanmak mı doğru olur? Hiçbir başarı tesadüf değildir. İşçiler ne zaman örgütlenir, birbirine güvenir, takım oyunu oynar ve “seyirci desteğini” (yani sınıf dayanışmasını) arttırırsa o zaman kazanmaya başlar. Maç işçiler ve patronlar sınıfı arasında olduğunda kolay başarı yoktur, kolay sonuç almak yoktur.

Bu gerçek genellikle unutulur. Sorunlar karşısında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünen işçiler bir araya gelir ve en kolay yoldan, hızlıca çözüm bulmak isterler. Meselâ hiçbir hazırlık yapmadan sendikalaşma sürecini başlatır, sendikaya üye olunca her şeyin hemen düzeleceğini düşünürler. Oysa bu düşünce hayatın gerçekliğine tamamen aykırıdır. Patronlar baskıları arttırır, hemen sonuç bekleyen işçiler, ufak bir olumsuzluk yaşandığında moral bozukluğu yaşar, “bu da mı gol değil” diye düşünen Ofsayt Osman gibi dertlenir, şaşkınlık yaşar, “neyi eksik bıraktık” diye düşünmez.

Oysa bize gereken sabır, emek, bol antrenman ve iyi bir teknik direktördür. İyi bir teknik direktör (bu da işçi örgütleri ve meselâ UİD-DER’dir) işçileri gerçek bir takım haline getirir. Onlara geçmiş maçların neden kaybedildiğini ya da kazanıldığını gösterir. Yenilgilerden gereken dersleri çıkararak zafere nasıl gidileceğini gösterir. Bizler işçi sınıfı olarak bir takımsak eğer, neden gol atamadığımıza, yediğimiz gollere şaşırmanın, hayıflanmanın bize faydası olmayacaktır. Bilmeliyiz ki karşı takım örgütlü, antrenmanlı ve hakem onlardan yana. Tam da bu nedenle bizim de bir o kadar antrenmanlı, örgütlü olmamız gerekiyor. Unutmayalım ki futbol bir takım oyunudur. Bireysel, takım arkadaşlarından kopuk her çalım, her şut kendi kalemize gol olarak geri dönecektir. Bu uzun soluklu maçta galibiyeti ancak sahada ve tribünde örgütlü olmak, birlikte ve tek ses olmak getirecektir. “Bu da mı gol değil be” demeden önce tüm bunları göz önünde bulundurmak gerekir.

24 Temmuz 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...