Navigation

Buradasınız

Çantalar, Kürkler ve Kanlı Eller

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 136
Üretimi kölelerin yaptığı, efendilerin sefa sürdüğü toplumlarda hiç kimse kölelerin ve efendilerin eşit ve haklarının aynı olduğunu savunmazdı. Efendi kölenin sahibiydi, üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahipti. Efendinin “üstün” olduğu giyiminden kuşamından, yediğinden içtiğinden, davranışından yaşamından, sahip olduklarından ve haklarından belliydi. Bir köle efendi gibi giyinemez, efendi gibi davranamazdı. Derebeyi ile serfin, sultan ile tebaasının da eşit olduğunu savunan olmazdı. Sömüren ile sömürülen, ezen ile ezilen sınıftan olanlar daha ilk bakıştan ayırt edilebilirdi.

Üretimi kölelerin yaptığı, efendilerin sefa sürdüğü toplumlarda hiç kimse kölelerin ve efendilerin eşit ve haklarının aynı olduğunu savunmazdı. Efendi kölenin sahibiydi, üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahipti. Efendinin “üstün” olduğu giyiminden kuşamından, yediğinden içtiğinden, davranışından yaşamından, sahip olduklarından ve haklarından belliydi. Bir köle efendi gibi giyinemez, efendi gibi davranamazdı. Derebeyi ile serfin, sultan ile tebaasının da eşit olduğunu savunan olmazdı. Sömüren ile sömürülen, ezen ile ezilen sınıftan olanlar daha ilk bakıştan ayırt edilebilirdi.

Tarih ilerledi ve Avrupa’da ortaya çıkan kapitalizm tüm dünyaya yayıldı. Sermayenin, üretim araçlarının, zenginliğin ve gücün sahibi olan patronlar sınıfı efendi, işçilerse zamanın köleleri oldu. Kralları, soyluları devirip egemen sınıf olan burjuvazi, 1789 Fransız devriminde yoksul insanları “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” diyerek peşine takmıştı. Tüm insanların eşit olduğunu söyleyen bildirgeler, kanunlar çıkarmıştı. O günden sonra egemen sınıfın ve ezilen sınıfın mensuplarını kolayca ayırmayı sağlayan taçlar, tahtırevanlar, armalar gibi soyluluk simgeleri pek çok ülkede ortadan kalktı. Ama eşitsizliğin bazı sembolleri ortadan kalktı diye eşitsizlik ortadan kalkmadı. Eski sembollerin yerini yeni semboller aldı.

Bugün içinde yaşadığımız toplumda zenginliğin, statünün, şaşaanın, büyüklüğün sembolü olarak en pahalı markaların otomobilleri, pırlantaları, saatleri, kürkleri, çantaları kullanılıyor. Meselâ yasalar ve haklar konusunda “eşit” oldukları iddia edilen fabrika işçisi kadın da aynı fabrikanın sahibi kadın da çanta taşıyor. Yine meselâ yoksul bir emekçi kadının ya da Emine Erdoğan’ın elinde de çanta görürüz. Burada bir benzerlik var evet, ama emekçi kadının çantası 50 lira civarındayken Emine Erdoğan’ın ya da Trump’ın eşi Melania Trump’ın çantası 50 bin dolar! Emine Erdoğan’ın timsah derisinden Hermes marka çantası bugün itibariyle bir asgari ücretlinin 141 ayda eline geçen paraya eşit! Üstelik timsahların derisinin canlı canlı yüzülerek üretildiği söylenen çanta, Melania Trump’ın ve Emine Erdoğan’ın sahip olduğu çantalardan sadece biri!

Bugün küçük bir çocuğa dahi sorsak çantanın birkaç parça eşya taşımak için kullanıldığını söyler. Çanta çantadır! Fakat kapitalist sistemde basit bir çanta paraya ve güce sahip olduğunu göstermenin yolu, gösteriş ve şatafatın nesnesi haline getiriliyor. Karakter özelliklerine, ahlâki değerlerine, niteliklerine bakılmaksızın o çantaya sahip olanlar, olmayanlardan üstün sayılıyor. Emekçi insanların yüzüne kapanan kapılar onlar için ardına kadar açılıyor. Sokakta köpeğe eziyet edenler haklı olarak kınanıyor ama bir çanta ya da kürk için hayvanlara işkence eden ve öldürenlere kimse dokunmuyor.

Bu ne yaman çelişkidir! Bu nasıl haksız, adaletsiz, insanlık dışı, kepaze bir sistemdir! Çantalar, kürkler, çeşit çeşit kıyafetler için canlı canlı derisi yüzülen, işkence edilen timsahlar, leoparlar, tilkiler, foklar… Zenginler taksın takıştırsın, zevkusefa içinde yaşasın, şatafatlarını sergilesin diye öldürülen hayvanlar, madenlerde çalıştırılan çocuklar, iş cinayetlerinde katledilen işçiler, milyarlarca yoksul insan, daha eskimeden atılmış son teknoloji ürünler, yağmalanmış, kirletilmiş ormanlar, denizler, çöp dağları, savaşlar, kurşunlar, bombalar… Kapitalist sistemin doğasında kan var, egemenlerin elinde kan var!

Sahip oldukları şatafatlı yaşamı, takıp takıştırdıklarını, lüks eşyalarını, tüm servetlerini işçileri sömürerek elde edenler bize üstünlük taslıyorlar. Milyarlarca yoksul işçi ve emekçiden daha değerli olduklarını düşünüyorlar. Sonra da dönüp bize aza kanaat etmenin ne kadar erdemli bir tutum olduğundan bahsediyorlar. Elimizdekiyle yetinmemizi istiyorlar. Ekonomik kriz koşullarında biz emekçilere tevazuyu öğütlüyorlar, hatta israftan kaçınmamızı salık veriyorlar. Sömürü düzenlerini korumak için yapmayacakları şey, söylemeyecekleri yalan yok!

Kardeşler, bu çürümüşlüğe boyun eğebilir miyiz? Çocuklarımızın, torunlarımızın böyle bir dünyada yaşamasını kabullenebilir miyiz? Sömürünün, sınıfların olmadığı, insanların eşit ve mutlu olduğu, doğayı sevip koruduğu bir dünya kurmak için emek vermeye değmez mi?

24 Temmuz 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni