Navigation

Buradasınız

Çözüm Ortak Mücadelede

Haziran 2009, no:15

İşçi kardeşler!

Aylardır krizin neden olduğu işsizlik, açlık ve yoksullukla boğuşuyoruz. En son açıklanan Şubat ayı işsizlik rakamlarına göre işsizlik oranı yüzde 16,1’e ulaştı. Yani son bir senede 1,5 milyona yakın işçi işsizlik canavarının ağzına atıldı. Resmi rakamlara göre işsiz sayısı 3 milyon 800 bini geçmiş durumda. Sendikaların açıkladığı rakamlara göre ise gerçek işsiz sayısı 6 milyon civarındadır. Bizi etkilemez denilen kriz hepimizin hayatını çekilmez hale soktu. Kimimizin dört beş aylık ücreti henüz ödenmedi. Kimimizin iş bulma umutları gün gün iş kuyruklarında tükendi. Şimdilik bir işe sahip olanların büyük çoğunluğu, patronların her söylediğine boyun eğerek sessizce çalışıyor. İşten atılma korkusuyla düşük ücrete, ücretsiz izne ve yarım gün çalışmaya razı oluyor. Sendikalı çalışanlarımız toplu sözleşmelerde sıfır zamma, esnek çalışmaya, hatta sendikasızlaştırmaya geçit veriyorlar. Kamuda 300 bini aşkın işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi henüz sonuçlanmış değil. İş kazalarına, meslek hastalıklarına, sağlıksız ve güvencesiz çalışma koşullarına maruz kalıyoruz. İşte Tuzla! Geçen günlerde yaşanan patlama sonucunda iki işçi kardeşimiz daha yaşamını kaybetti. Bu zalimce koşullar karşısında “elimizden ne gelir” diyerek yapılan haksızlıkları sineye çekiyoruz. Fakat kardeşler tüm bu haksızlıklara daha ne kadar böyle sessizce katlanacağız?

Sermayenin saldırılarına mücadeleyle karşılık verelim!

Bizleri tüm bu saldırılara maruz bırakan, yaşantımızı çekilmez hale getiren patronlar ve onların hükümetleri, “bu kadarı yeter” diyorlar mı? Onlar, ilk günden bu yana krizi fırsata çevirmek, faturayı biz işçilere ödetmek için azgınca saldırıyorlar. Her ay rekor kıran işsizlik rakamları, büyüyen açlar ordusu ve yok edilen haklarımız krizin faturasını kimin ödediğinin bir kanıtı değil mi? Ama patronlar sınıfı ve onların örgütleri hâlâ utanmadan “kriz varsa çaresi de var” deyip, tozpembe tablolarla bizleri kandırmaya çalışıyorlar. Pazara çıkıp alışveriş yapın diyorlar. Açıkça bizimle alay ediyorlar. Ne yazık ki, bazı işçi sendikaları da bunlara ortak oluyor.

Hemen her işçi ailesinde en az bir işsiz kardeşimiz var. Hepimiz gırtlağımıza kadar borç içindeyiz. Aldığımız ücretle günü kurtarmaya çalışıyoruz. Artık elektrik, su ve gaz faturalarını ödeyemez hale geldik. Bu durum ne patronların ne de hükümetin umurunda olmadı. Hükümet işçilerden aldığı vergileri sermayedarları kurtarmak üzere dağıtıyor. Tükettiğimiz her türlü ürüne zam üstüne zam yapıyor. Sermayenin sözcüleri bizlere bolca “şükredin” nasihatinde bulunurken, kendileri lüks yaşamlarından zerre kadar vazgeçmiyorlar. İşçiler ayaklanır diye askeri harcamalara devasa bir kaynak ayrılıyor. Polis, hakkını arayan işçiye, evini yıktırmak istemeyen emekçi halka vahşice saldırıyor.

Sorunlarımız da ortak, çözüm yolumuz da!

Çoğumuz akşam yorgun argın evin yolunu tutarken yaşadıklarımıza kızıyor, sabrımız taşıyor ve öfkeleniyoruz. Haksızlıklara karşı bireysel tepkiler gösteriyoruz. Varsa tazminatımıza veya üç kuruşluk işsizlik ödeneğine güveniyoruz. Fabrikada o denli bölünmüşsüz ki, birbirimize güvenimiz kalmamış. Tek tek mücadele ederek de başarıya ulaşamıyoruz. Oysa hepimiz aynı sorunlarla boğuşuyoruz. Sorunlarımız kadar çözüm yolumuzun da aynı olduğunun farkına varmalıyız. Sendikalı sendikasız, taşeron kadrolu veya işçi memur ayrımı yapmadan birlikte mücadele etmeliyiz. Sendikalarımızı krize karşı işçiden yana, mücadeleden yana, birlikten yana tutum almaları için zorlamalıyız.

Aylardır krizin faturasını bizler ödüyoruz. Krizin bedelini ödemek istemiyor ve insanca yaşamak istiyorsak tek bir çaremiz var: Mücadele etmek! “Artık yeter” diyerek mücadeleye atılmalıyız. İşsizliğin son bulması, ücretlerimizin ödenmesi, sendikasızlaştırmaların durdurulması, çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, zamların geri alınması ancak bizlerin kararlı ve örgütlü mücadelesi ile mümkündür. Kardeşler, sorunlarımız da çözüm yollarımız da ortaktır! Gün bekleme değil mücadele günüdür!

15 Haziran 2009

Son Eklenenler

  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...

UİD-DER Aylık Bülteni