Navigation

Buradasınız

İranlı Sendikacı Şahruk Zamani’den Çağrı

Bütün işçi örgütleri, sendikalar, Mısır, Tunus, Türkiye, Avustralya, Rusya, Kanada, Japonya ve diğer ülkelerin işçi sendikalarına…

Sendikacı arkadaşlarım!

Ben ve tutuklu işçi arkadaşlarımın İran İslam Cumhuriyeti’nin cehennemi andıran cezaevlerinden gönderdiğimiz içten selamlarımızı kabul edin.

Ben Şahruk Zamani, Boyacılar Sendikası’nın başkanıyım ve Komite-i Peygiri-i İcadi Teşekkülhayi Karigeri üyesiyim. Benim gibi onlarca işçinin tek suçu sendika kurmak ve protesto etme hakkımızı kullanmak yani kanuni haklarımızı istemektir. İşçi düşmanı İslamcı hükümet bu kanuni haklarımızı istediğimiz için bizi uzun yıllar hapse mahkûm ediyor, bize fiziki ve manevi işkenceler yapıyor. Bu hükümet birkaç milyarder mollanın ve generalin çıkarlarına hizmet ediyor. Bu uğurda bizleri hapse atmakta, elli milyonluk bir işçi sınıfını köleler gibi sömürmektedir. Kanuni haklarımızı talep ettiğimizde bizlere şiddetle baskı yapmaktadır. Örneğin, bütün komiteler, bütün kurucu heyetler, işçi örgütleri, Otobüs Şoförleri Sendikası, Boyacılar Sendikası, Şeker İşçileri Sendikası, Komite-i Peygiri, Komite-i Hemahengi ve bütün işçi örgütleri devletin büyük baskısı altındadır.

İşçilere yapılan haksızlıklar gün be gün artmaktadır; işçilerin ücretleri yoksulluk sınırının dörtte birine düşmüştür. Tüm devlet işletmeleri, okullar ve dahi üniversiteler, sağlık hizmetleri, ulaşım ve tüm belediye hizmetleri özelleştirilmektedir. Özelleştirmelerdeki amaç, devlet yetkililerinin yakınlarına çıkar sağlamaktır. İşçilerin iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bunu şöyle anlatabilirim: İki çeşit iş sözleşmesi vardır.

Biri üç aylık, altı aylık ve bir yıllık olan geçici iş sözleşmesi; diğeri ise cebren işçiye boş kâğıda imza attırmak suretiyle düzenlenen sözleşmedir. Bu sözleşmeler işçi sınıfının zararına, kapitalist sınıfın yararına düzenlenmektedir. Sosyal güvenceler işçilerin aleyhine kaldırılmıştır. İş kanunu “işten atma” kanununa dönüştürülmüş yani işçinin işinde kalmaması için her türlü yasal düzenleme yapılmıştır. Gümrük vergilerini kaldırdılar, kalitesiz malları petrol dolarlarıyla takas edip İran’a doldurdular. Bununla üretimi gerilettiler, işsizliği arttırdılar. Fabrikalarda işçilerin sürekli olarak işlerine son verilmesi diğer işçileri de tedirgin etmekte, endişe içinde bırakmaktadır. Bunlar devlet ajanlarının açık destekçilerinin ve Haneyi Kariger’in (devlete bağlı İşçi Evi) eliyle yapılmaktadır. Üretim, dağıtım ve tüketim kooperatifleri bunların eliyle yağmalanmaktadır.Tüm bunları protesto edenlere, iş bırakanlara, petrol rafinerilerinde, otomotiv fabrikalarında, örneğin İran Hoodro’da, barbarca baskılar ve hatta katliamlar yaptılar. Aslında tüm bunlar hükümetin işçilerden ne kadar korktuğunu göstermektedir.

Sendikacı arkadaşlarım! İran İslam Cumhuriyeti çok uluslu emperyalist şirketlerin hem acentesi hem de ortağıdır. Buna göre İslamcı hükümet, IMF ve Dünya Bankası’nın planlarını, siyasetini yürütmektedir. Bu dünya kapitalizminin sistematik baskısı karşısında İran işçileri dünya işçi ordusunun bir taburudur! Bilmeliyiz ki, diğer işçilerle sorunlarımız aynıdır. Dünya işçi cephesini kurmalıyız ve bunun esasları da, işçilerin siyasi ve ekonomik isteklerinden oluşmalıdır. İşçiler işçi birliği cephesini kurarak düşman karşısında hazırlıklı olmalıdır.

İşçi bacılar, kardeşler! İslamcı hükümet dünya kapitalist sınıfına hizmet etmektedir ve ILO’nun üyesidir. Ama onun yasalarına uymadığı gibi kendi yasalarına da uymamaktadır. Örneğin iş kanunu ve anayasanın 26. faslı işçilere örgütlenme hakkı tanımasına rağmen buna izin verilmiyor. İşçileri yakalayıp, onları avukatsız, hukuksuz, tek başlarına bırakarak keyfi bir biçimde yargılıyor, haklarını savunmaktan alıkoyuyor, sözümona mahkemelerde taraflı hâkimler Vizarat-ı İttilaat (İran İslami İstihbarat Servisi) emriyle uzun yıllar hapis cezası veriyor.

Ben Şahruk Zamani 11 yıl, öğretmen Resul Budagi 6 yıl, fabrika işçisi Behnam İbrahimzade 5 yıl, Otobüs Şoförleri Sendikası yöneticilerinden Rıza Şahabi 6 yıl, inşaat işçisi Muhammed Cerrahi 5 yıl, inşaat işçisi Bedram Nasrullahi 3 yıl ceza aldık. Sendika kuran işçiler işten atılıyor, polis takibine alınıyor, zindanlara kapatılıyor. Devlet böyle yapıyor ki, başka işçi örgütleri, işçi liderleri ortaya çıkmasın, işçiler güç kazanmasın, aç kalsın, işsiz kalsın ve böylelikle de kapitalist sınıfa daha fazla para kazandırsın.

Biz mahkûm işçiler, sizlere Goherdeşt Cezaevinden sesleniyoruz. Dünya işçi örgütlerinden, özellikle de Ortadoğu ülkelerindekilerden, Asya ülkelerindekilerden ve Avrupa ülkelerindekilerden, işçi düşmanı hükümetlerin karşısında (mesela İran İslam Cumhuriyeti) durmak için sınıf bilincini ve mücadeleyi yükseltmesini istiyoruz. Her koşul altında dünya işçileriyle dayanışma içinde olun ve bu mücadelede bize güç katın!

Çözüm birleşmekten ve örgütlenmekten geçmektedir.

Dünyanın bütün işçileri birleşin!

Şahruk Zamani, Goherdeşt Cezaevi, İran

25 Ocak 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Bu ifade, sabah akşam sermaye medyasında tekrarlanıyor. Uzman ve bilim insanı kılığında birileri sürekli bu ve benzeri lafları geveleyip duruyor. Koronavirüs ile birlikte dünyanın tümden değiştiğini; eski...
  • İspanya’nın Madrid ve Barcelona kentlerinde sağlık işçileri, 25 Mayısta hastane önlerine çıkarak çalışma koşullarının düzeltilmesi için eylem yaptılar. İşçiler koruyucu malzeme eksikliğini, hastanelerde yetersiz sayıda sağlık işçisinin...
  • Bizler, içinden geçtiğimiz dönemin artık gizlenemez ölçüdeki sıra dışı, olağanüstü karakterini işçi ve emekçileri uyarmak ve harekete geçirmek için vurgularken, egemenler korkuya sürüklemek, uyutmak için dile getiriyor! “Sıra dışı bir zaman” çünkü...
  • Çalıştığım fabrikada iki kadın arkadaş koyu bir sohbete dalmışlardı. Üzerine konuştukları konu ise şuydu; maskeler ücretli mi yoksa ücretsiz mi dağıtılmalı? Bunun üzerine hararetli bir tartışma yapılıyordu. Yanımda olan bir kadın arkadaş sohbete...
  • İşçi sınıfı tarih denen sahneye defalarca fırlamış ve sömürü düzenini yıkmak için destansı mücadeleler vermiştir. Yine verecektir. İnsanlık büyük bir değişimin eşiğinde durmaktadır. Doğrudur, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! İnsanlık kapitalist...
  • Koronavirüs bahanesiyle hız kazanan hak gaspları ve saldırılar tüm dünyada işçilerin hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Daha şimdiden milyonlarca işçi koronavirüs bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldı, işten atıldı. Sözde koronavirüse karşı...
  • Koronavirüs yaygarasının giderek daha çok koparıldığı Latin Amerika ülkelerinde emekçilerin öfkesi de büyüyor. Karantina günlerinin uzatıldığı, emekçilerin işsiz kaldığı, açlığın arttığı ülkelerde yaratılan korku atmosferine rağmen işçiler mücadele...
  • Her çağda, her dönemde sömürüye ve zulme karşı mücadele verenler var olmuştur ve olacaktır. Tarihsel hafızada birikip bugünlere, bizlere kadar ulaşmış olan çok büyük deneyimler mevcut. Egemenler her ne kadar toplumda bir korku yaratsalar da korkuya...
  • Dünya işçi sınıfı mücadelesinin en şanlı günü olan 1 Mayıs geride kaldı. Biz işçilere yaşatmamaya çalıştılar gerçi bu şanlı günü, kapitalist sistemin efendileri insanları evlerine hapsederek tekrardan hatırlamayalım istediler mücadele azmimizi,...
  • Kapitalistler koronavirüs bahanesiyle baskıları arttırmaya devam ediyorlar. En son 1 Mayıs’ta sorunlarımızı meydanlarda haykırmamıza engel oldular. Gelecek kaygımız git gide büyüyor ve düzgün bir eğitim alamıyoruz. Krizi virüs örtüsü altına...
  • İşçi sınıfının geçmişinde hep mücadeleler olmuştur. Egemenlerin saldırıları da olmuştur. 1977 1 Mayıs’ı da buna örnektir. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de 34 işçi katledildi. Katiller egemenler tarafında cezalandırılmadı. Her ne kadar unutturmaya...
  • Büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor ve patronlar yine krizin faturasını işçilere kesiyorlar. Bu da milyonlarcamızın işsiz kalmasına neden oluyor. Böyle bir durumda bile teşvikler, destekler yine patronlara akıyor. İşçilerin maaşlarından kesilen...
  • Yaşadığım mahallede yaklaşık on gündür sokaktan geçen ve bağıran insanların seslerini duyuyorum. Bir sütçünün ya da bir hurdacının sesi değil bu sesler. “Açım!” diye bağıran insan sesleri… “Açım ablalar, açım abiler... Ne olur yemek verin, bir parça...