Navigation

Buradasınız

İşçi Dayanışması’nı Neden Takip Etmeliyiz?

Eylül 2011, No: 42

Arkadaşlar, ben yayınlandığı ilk günden beri İşçi Dayanışması bültenini düzenli okuyan bir işçiyim. İşçi Dayanışması, UİD-DER’in aylık işçi bültenidir. Bülten üç yılı aşkın bir süredir düzenli olarak her ayın 15’inde çıkıyor. Bülteni çıkaranlar işçilerdir. Bültenin dağıtımını yapan, okurlarıyla buluşturan, bülten üzerine okurlarla sohbet edenler de yine işçilerdir. Tahmin ettiğiniz gibi bültenin okurları grev ve direnişlerdeki işçiler, sendikalı-sendikasız işçiler, işçi örgütlerine üye işçiler ve işsizlerdir. Bültenin son sayısını okuyan bir grevci işçinin şu sözleri bence bülten hakkında sizlere de önemli bir fikir verecektir: “elimde olsa bu bültenden milyonlarca basar ve bütün işçilere dağıtırdım”.

İşçi Dayanışması’na sağlam bir haber akışını sağlayanlar, işçi muhabirleridir. İşçi muhabirleri, örneğin yaşadığı ildeki, çalıştığı sanayi sitesindeki eylemleri, grev ve direnişleri, iş kazalarını, işten atmaları kısacası işçilerin yaşadığı mücadeleleri habere dönüştürerek bültene yollamaktadırlar. Bültende, birçok fabrikadan okuduğum işçi mektupları da gösteriyor ki şimdiden çeşitli fabrikalarda doğal işçi muhabirleri İşçi Dayanışması’na katkı sunmaktadırlar. İşçi arkadaşlarımızın başından geçen olayları habere dönüştürerek, diğer işçi kardeşlerine ulaştırması bence çok önemlidir. Fabrikalarda yaşadıklarımızın kâğıda geçirilmesi, unutturulmaması, işçi basını yoluyla duyurulması ve böylece o fabrikada çalışmayan diğer işçilerin de yaşananlardan haberdar edilmesi oldukça önemlidir. Aslında hepimiz fabrikada yaşadığımız sorunları habere dönüştürerek İşçi Dayanışması’na yollamalıyız.  

Arkadaşlar, İşçi Dayanışması bülteni, yayınladığı haberlerde, işçi mektuplarında veya diğer yazılarında tarafsızlık maskesi takmıyor. İşçi ile patron arasında yaşanan ne tür olay varsa hatta işçi ile hükümet arasında yaşanan ne tür olay varsa, daima işçinin tarafında olduğunu çok net belirtiyor. Çünkü sınıfların, sömürenin ve sömürülenin olduğu yerde tarafsızlık olmaz. İşçiler kendi çıkarları için, patronlar da kârları için mücadele verirler. İşçi Dayanışması olayları işçi sınıfının penceresinden yorumlayarak, okurlarına yeni bilgiler ve bakış açısı kazandırıyor. Böylece kimin haklı kimin haksız olduğunu da yanlışa düşmeden anlamış oluyoruz. Kimi olaylarda kafası karışan işçilerin, bülteni okuduktan sonra işin doğrusunu kavradıklarına bizzat şahit oldum.

Sayfalarında yer alan yazılar işçinin diliyle, sade, anlaşılır ve akılda kalıcı şekilde yazılıyor. Deneyimlerimizi, haklarımızı, kazanımlarımızı bizlere anlatan İşçi Dayanışması bülteni biz işçilere moral vermektedir. Okuma tembelliğimizi kırmakta, sınıfımıza dair sağlam bilgiler edinmemizi kolaylaştırmaktadır. Bizleri hem okumaya hem de yazmaya teşvik etmektedir.

Bültenin önemli işlevlerinden biri de okuyucuları olan işçileri daima patronlara karşı mücadeleye çağırmasıdır. İşçilerin dini, dili, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun dayanışma ve birlik içinde hareket etmesini salık vermesidir. İşçi Dayanışması, bizleri işçi kardeşlerimizin mücadelelerine katkı yapmaya davet etmektedir. Bir yandan bizlere çıkarlarımızın neler olduğunu göstermekte öbür yandan mücadeleyle haklarımızı kazanacağımıza vurgu yapmaktadır.

Genelde işçi arkadaşlarımız patronların gazetelerini okumaktadırlar. Bu gazeteler ile karşılaştırdığımızda İşçi Dayanışması’nı okumak her yönden çok daha faydalıdır. Örneğin, patron gazetelerinin sayfalarını karıştırdığımızda işçiler ve onların sorunları yokmuş gibi bir izlenim ediniriz. Patronlar ve hükümet toplumun sorunlarını çözmek için seferber olmuş havası yaratırlar. Bizlere düşen de siyasete karışmamak ve çalışmaktır! Onlar böyle olmasını isterler. Onlar çıkarlarımızı unutmamızı öğütlerler. Ama İşçi Dayanışması, işçileri uyutmak, oyalamak, sakinleştirmek, acılarını dindirmek veya teselli etmek üzere çıkmıyor. Bize moral veriyor ve güç katıyor. Fabrikada işçilerin ortak, anlaşılır bir dille konuşmasına yardımcı oluyor. Yaşadığımız zorluklar karşısında sızlanmak veya teslim olmak değil, örgütlenmek ve mücadele etmek gerektiğini canlı örneklerle gösteriyor. Bülteni okuyan kişi derhal iki seçenek karşısında kaldığını kavrıyor: Olaylara ya patronların ya da işçilerin gözüyle bakmak!

Benim gibi bir işçi olan sizlere, neden İşçi Dayanışması bültenini okuduğumu az çok anlatmak istedim. Sizlerin de her ay düzenli olarak İşçi Dayanışması bültenini takip etmenizi, yani hem okumanızı hem de haber yazmanızı öneriyorum. Çünkü bizlerin bu dünyada işçi olarak yediğimiz içtiğimiz nasıl birse, okuduğumuz ve yazdığımızın da bir olması gerekiyor. Patronların gazetelerine kanmayalım, işten dönerken serviste, evde, arkadaşlar arasında mutlaka İşçi Dayanışması’nı okuyalım, okutalım.

15 Eylül 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri zamları, vergi adaletsizliğini, ekonomik krizin faturasının emekçilere çıkartılmasını protesto etmek için Bakırköy’de bir miting gerçekleştirdi. Mitinge DİSK, KESK, emekten yana siyasi partiler, EYT’liler,...
  • Yayınlandığı ilk günden beri işçi sınıfının sesi oldu İşçi Dayanışması. Tarihimizi, haklarımızı, kendi sınıf gerçekliklerimizi buradan öğrendik, öğreniyoruz. Çeşitli işyerlerinden işçiler yaşadıkları haksızlıkları bizimle paylaşıyor, biz de onların...
  • Geçen gün diyanetin internet sitesinde isyan etmemek gerektiğini, maddi ve manevi sıkıntıların kader olduğunu belirten bir cuma hutbesi yayınlandı. İnsanlar, dini değerlerinin bu şekilde kullanılmasına ve hutbede söylenenlere tepki gösterdiler....
  • Fransa’da yüz binlerce işçi Macron hükümetinin emeklilik hakkına yönelik saldırısına karşı genel grevde! 5 Aralıkta başlayan greve öğretmenler, ulaşım işçileri, avukatlar, hastane ve havaalanı çalışanları, temizlik işçileri ve daha pek çok sektörden...
  • Değerli işçi, emekçi dostlarım, merhaba! Ben 3 çocuk büyütüp ev geçindiren işçi bir babayım. 2 öğrenci kızım ve çalışmaya yeni başlayan bir işçi oğlum var. Sistemin yarattığı ekonomik kriz zamanlarında geçinmek hepimiz için çok zor. Bir de yeni...
  • Irak’ta 1 Ekimde başkent Bağdat’ta işsizliğe, yoksulluğa ve yolsuzluklara karşı başlayan eylemler kısa sürede ülke geneline yayılmış, kitlesel protestolara dönüşmüştü. Ekim ayının sonundan itibaren üniversite ve lise öğrencileri de okullara...
  • 186 işyerinden 130 bin işçiyi ilgilendiren metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi patron örgütü MESS’in dayatmalarıyla tıkandı. Metal patronları, gerçek enflasyonun %30’lar düzeyinde olduğu bir süreçte, hükümetin matematik oyunlarıyla düşük...
  • Ankara’nın Sincan ve Kozan ilçelerinde faaliyet gösteren Bozankaya A.Ş. fabrikasında çalışan 33 işçi, sendikalaştıkları için işten çıkartıldı. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenen işçiler, Çalışma Bakanlığına yetki başvurusu yapmalarının...
  • Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. İş cinayetlerinin en çok meydana geldiği işkollarından biridir madencilik. Dünyada bir defada yüzlerce işçinin hayatını kaybettiği çok sayıda madenci katliamı gerçekleştir. Madenlerde iş güvenliği önlemlerinin...
  • 2020 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başkanlığında gerçekleştirdi. Komisyon, patron örgütleri adına 5 temsilci, devlet adına 5...
  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 8 Aralık Pazar günü Bakırköy Pazar Alanında bir miting düzenleyeceğini açıkladı. İstanbul Tabip Odasındaki basın toplantısı; “Yoksulluk… İşsizlik… Pahallılık… Enflasyon… Zamlar… Vergiler… Savaş… Bütçe…...
  • 24 Kasımda “kaza” denilen bir iş cinayeti gerçekleşti. Beylikdüzü Ambarlı Limanında bulunan ve uluslararası kargo taşımacılığı yapan bir işletmede, iş makinesi altında kalan Metin Delibaş adlı işçi, yaşamını yitirdi. Olay vardiya değişimi sırasında...
  • İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları her geçen gün zorlaşıyor. Uzun çalışma saatleri, esnek çalışma, iş kazaları ve iş cinayetleri hayatın birer parçası haline geldi. Zaten kuş kadar olan ücretlerimiz gerçek enflasyon karşısında eriyip gidiyor. Ayın...