Navigation

Buradasınız

İşyerlerinde Ne İmzaladığınızı Biliyor musunuz?

Eylül 2011, No: 42

İşçi sınıfının örgütsüz oluşu patronların saldırılarını daha ileri boyutlara taşıyor. Patronlar üretimi arttırmak ve işçileri daha çok sömürmek için hiçbir kural tanımıyorlar. “İşinize gelirse” diyen patronlar sınıfı kendi orman kanunlarını işçilere dayatıyorlar.  

Son dönemde patronların keyfi uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Örneğin daha işe alınmadan işçiden, hiçbir alacağının olmadığı, işten kendi isteğiyle ayrıldığı ve tazminatını istemediğini beyan eden bir kâğıdı imzalaması isteniyor. Bu durum giderek yaygın bir hal almaya başladı. Kimi zaman da işe başlarken boş borç senetlerinin altına imza attırıyorlar. Olur ya çalışırken işyerine bir zarar getirirsek, daha baştan bu zararı bizden tazmin etmek istiyorlar. Binlerce işçi, işsiz kalmaktansa imzalamayı tercih etmek zorunda kalıyor. İşe alındıktan sonra yıllarca çalışıyor, patronu sırtımızda taşıyoruz ama günün birinde işten atılıyoruz. Patronun istediği kâğıtları imzalayan işçiler, ücretlerini, mesai paralarını, tazminatlarını bırakıp gidiyor.

Bazı patronlar da yasalara uygun davranıyor görünüyor ama yine kendi bildiklerini okuyorlar. Yasal olarak belirlenen asgari ücretin altında işçi çalıştıran patronlar, işçilerin asgari ücretini tam ve usulüne uygun olarak bankaya yatırıyor. Ancak ay sonu geldiğinde maaşlarını çeken işçilerden bu paranın bir kısmını geri alıyor. İşçilere asgari ücret değil daha düşük maaş ödüyor. Aynı uygulamayı SGK primleri konusunda da yapıyorlar. Patronun ödemesi gereken sigorta primi, yatırılıyor ama yatırılan bu tutar daha sonra işçinin maaşından kesiliyor. Hepimiz biliyoruz ki asgari ücret altında işçi çalıştırmak yasal değildir. Benzer şekilde sigortasız işçi çalıştırmak da suçtur.

Patronların örgütsüzlüğümüzü fırsata çevirdikleri saldırılar yalnızca bunlarla sınırlı değil.  Ağır ve tehlikeli işkollarında yaşanan iş kazalarının, ölümlerin nedeni de daha baştan işçiye fatura ediliyor. Örneğin, binlerce işçinin iş kazalarında hayatını kaybettiği tersanelerde patronlar işçilere şöyle bir kâğıt imzalatıyor: “Tersane sınırları içerisinde uymakla yükümlü olduğum İş Güvenliği Talimatı’nı okuyup anladığımı, kabul ettiğimi, işveren tarafından şahsıma verilen aşağıdaki koruyucu malzemeleri sağlam aldığımı, işyerinde ve iş esnasında devamlı kullanacağımı beyan ederim. Ayak parmaklarımı ve topuğumu koruyan çelik korumalı iş ayakkabısını kendim sağlayacağımı, koruyucu malzemeleri kullanmamam halinde meydana gelecek olan kazalardan tamamen kendimin sorumlu olacağımı kabul ederim. Alt işveren ve üst işveren yetkililerini sorumlu tutmayacağımı, maddi-manevi tazminat davası açmayacağımı, bu yazıyı baskı altında kalmaksızın kendi iradem ile kabul ederek imzaladığımı beyan ederim.” Böylece daha en baştan, patronun iş güvenliği önlemi almadığı için gerçekleşen iş kazalarından işçi sorumlu tutuluyor. Gerekli malzemeler verilmemesine rağmen verilmiş gibi gösteriliyor. İşçi bunları istediğinde rest çekiliyor ve işten atılmakla tehdit ediliyor. Bu durumda çalışmak zorunda kalan işçiler, göz göre göre iş kazalarında ya sakat kalıyor ya da canlarından oluyorlar.

Patronların dayattıkları bu tür sözleşmeler ya da boş kâğıtlar “işsiz kalmaktansa çalışırım” deyip imzalanmak zorunda kalınıyor. Ama bir de şunu düşünelim, zaten patronların bu tür dayatmaları biz hakkımıza sahip çıkmadığımız, elimizden alınan hakkımızın hesabını sormadığımız için ortaya çıkmadı mı? Biz sustukça, yapılanları kabullendikçe patronlar daha çok saldırıyla karşımıza çıkmadı mı? İşyerlerinde saatlerce durmadan çalıştırarak sömürdükleri yetmezmiş gibi bir de utanmadan bizden haklarımızdan vazgeçmemizi istiyorlar.

Patronların bu türden hilelerini, haksızlıklarını iş müfettişleri, devlet ve hatta bürokrat sendikacılar da biliyor. Ama hepsi üç maymunu oynuyor. Duymadım, görmedim, bilmiyorum… Onlara kalırsa ya halimize şükredeceğiz ya da elden bir şey gelmez deyip katlanacağız. Sistemin çarklarını oluşturan bu kesimlerden işçiler için bir şey yapmalarını beklememek gerekiyor. Bu duruma son verecek olan ancak ve ancak biz işçileriz. Örgütsüz olduğumuz için susuyoruz. Patronlar sesini çıkarmayan, boyun eğen, her şeye “tamam” diyen korkak insanlar olmamızı istiyorlar. Bizler susmayalım, çalıştığımız işyerlerinde işçi arkadaşlarımızla bir araya gelelim. Patronların keyfi uygulamalarını, kuralsızlıklarını ortadan kaldırtmak için hep birlikte mücadele edelim.

15 Eylül 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...