Navigation

Buradasınız

Kemer Sıkma Programlarına Tüm Dünyada Hayır!

Parasız Eğitim, Konut, Sağlık, Ulaşım!

Eylül 2011, No: 42

İsrail’de gösteriler sürüyor

İsrail işçi-emekçileri son aylarda satın alma güçlerinin azalmasına, hayat pahalılığına ve ev kiralarının tırmanmasına karşı sokaklara çıkıyor, kitlesel mitingler düzenliyor. 6 Ağustosta 230 bin kişinin sokaklara çıktığı İsrail’de, 3 Eylül günü de 430 bin kişi alanlara çıkarak toplumsal eşitsizliği ve adaletsizliği protesto etti. Nüfusu yaklaşık 8 milyon olan İsrail’de emekçilerin mitinglere katılım oranının artması aynı zamanda toplumsal huzursuzluğun iyice arttığının bir göstergesidir.

İsrailli emekçiler şirketlerden ve zenginlerden alınan vergilerin arttırılmasını, KDV ve benzinden alınan vergilerin düşürülmesini talep ediyorlar. Sokağa çıkan kitleler, aynı zamanda hükümetin özelleştirme programını da protesto ediyorlar. Tel Aviv’de yapılan gösterilere genç yaşlı 300 bin dolayında insan katıldı. Kudüs’te ise 50 bin kişi toplandı. Hayfa’da bir araya gelen 40 bin kişi, Yahudi ve Müslümanların birlikte yaşadığı şehirde, hem geçim sıkıntısını hem de İsrail devletinin Filistin halkına karşı yaptığı zulmü protesto etti. 12 bin kişi Afula’da, 7 bin kişi Rosh Pina ve Qiryat Shemona’da eylemlere katıldı. Amerika’da yaşayan 300 İsrailli de eylemcilere destek vermek için New York’ta gösteri yaptı. “New York’tan Tel Aviv’e ortak devrim” sloganını attılar.

Tel Aviv’de yapılan gösteride bir temsilci “Bugün, biz oyunun kurallarını değiştiriyoruz. Nohut ve fasulyeye dayalı yaşama son! Araplar ve Yahudiler omuz omuza, sosyal adalet ve barış için birlikte yürüyorlar. Gerçek budur. Halkların kardeşliğidir, birlikte yaşamaktır. Biz bunu gerçekleştirdik. Bibi [başbakan Netanyahu] evine git!  Steinitz [maliye bakanı] git ve dönme! Atias [iskân bakanı] güle güle” dedi.

İsrail’de protestoları yaygınlaştırmak ve kalıcılaştırmak için çadır kentler de kurulmuş durumda. İsrail kolluk güçleri bu çadırları söküp atmaya çalıştıkça, onların bu zalimliği karşısında eylemlere katılım daha bir artıyor. Hükümet, eylemleri engellemek için elinden geleni yapıyor. Örneğin Ulaştırma Bakanlığı eylemin yapılmasını engellemek için demiryollarını tamirat gerekçesiyle kapatacaklarını açıkladı. Ancak Yüksek Mahkeme, Ulaştırma Bakanlığı aleyhinde bir karar alarak, bakanlığın bu girişimine engel oldu. Aksine Tel Aviv’e ulaşımı sağlamak üzere bakanlığın tren sayısını arttırmasını ve ek otobüs hizmetleri koymasını sağlayan bir karar aldı.

İsrail işçi ve emekçileri ekonomik ve sosyal taleplerini yükseltiyor, mücadele ediyorlar. Bu taleplerinin yanı sıra, Filistin halkına karşı yürütülen savaşın da bitmesini istiyorlar. Çünkü İsrail’de devlet bütçesinin büyük bir bölümü “milli savunma” adı altında orduya ve silaha ayrılıyor. Filistin halkıyla birleştirilen bir mücadele, İsrail egemenlerinin tüm saldırgan politikalarını ters yüz edecek, geri püskürtecek ve halkların kardeşliğini sağlayacaktır.

Şili’de parasız eğitim hakkı için işçiler ve öğrenciler eylemde

Şili’de yaklaşık üç aydır eğitimin özelleştirilmesine karşı yükselen protestolar devam ediyor. Öğrencilerin taleplerini destekleyen işçiler, 25 Ağustosta iki günlük grev yaptılar. İşçilerin ve öğrencilerin yaptığı eylemlere Şilili egemenlerin yanıtı sert oldu. Kitlesel tutuklamalara girişen Şili hükümeti, işçileri ve öğrencileri eylemlerden vazgeçirmeye çalışıyor. Ancak 14 yaşındaki Namuel Gutierrez Reinoso’nun polis tarafından göğsünden vurularak katledilmesine rağmen eylemler durmuyor. 1400 kişi gözaltına alındı, bir kısmı tutuklandı. Eylemcilere acımasızca saldıran polis aynı zamanda 18 yaşında bir genci de ağır bir biçimde yaraladı. Namuel’in ölümü üzerine ülke genelinde yas ilan edildi. Santiago’da ve diğer birçok şehirde polisin vahşi tavrını kınayan eylemler yapıldı.  

İşçiler ve öğrenciler zenginlerden kesilen vergilerin artırılmasını talep ediyorlar. İşçiler ve öğrenciler parasız eğitim hakkını, sağlığa ayrılan bütçenin artırılmasını, emeklilik maaşının yükseltilmesini, sosyal hakların iyileştirilmesini istiyorlar. Öğrenci lideri Camila Vallejo “şimdi sistemin değiştirilmesinin zamanıdır. O zaman daha adil paylaşım ve bölüşüm yapılabilir. Tüm bu değişiklikler sağlık, ekonomi ve hayatın tüm nimetlerinden yararlanma anlamında eşitliği getirecektir. O zaman herkes eşit olacaktır” dedi.

İşçiler aynı zamanda Şili’nin en fazla gelir getiren kaynağı olan bakır madenlerinin de kamulaştırılmasını talep ediyorlar. Şili’nin bakır madenleri her yıl 40 milyar dolar değerinde üretim yapıyor. Öğrenciler bakır madenlerinin gelirinin bir bölümünün eğitim harcamalarına aktarılmasını talep ediyorlar. Ancak gözü doymayan patronlar ve hükümet kamu okullarını ve buralarda okuyan işçi çocuklarını para basan makine olarak görüyor, bu talepleri karşılamaya yanaşmıyor.

Şili’de öğrencilerin yaptığı eylemler hükümeti sallıyor. Milyarder bir işadamı olan cumhurbaşkanı Sebastian Pinera’nın halk desteği %26’ya düşmüş durumda. “Öğrenci lideri Camila’nın öldürülmesiyle protestolar biter” diyen Kültür Bakanı Tatiana Acuna ise koltuğundan oldu. Tüm bu eylemlerden sonra hükümet öğrenci kredi faizlerini %6,4’ten %2’ye indirdi. Ancak işçilerin ve öğrencilerin eylemleri sürüyor.

İtalya’da Grev

İtalya’da 6 Eylülde hükümetin yapacağı kesintilere karşı işçiler sokaklara çıktılar. 6 milyon üyesi olan CGIL (İtalya İşçi Sendikaları Genel Konfederasyonu) sendikasının çağrısıyla yapılan grevde ülke durma noktasına geldi. Hava, deniz ve kara trafiği durdu. Kamu alanları çalışmadı, üretim yapılmadı. İşçiler hükümetin yapacağı 45 milyar avroluk kesinti planının kendilerine yapılacak bir haksızlık olduğunu vurgulayarak bu planın geri çekilmesini istediler. CGIL greve katılan işçi sayısının 3 milyon olduğunu açıkladı.

CGIL sendikası başkanlarından Susana Camusso 45 milyar avroluk kesinti yerine daha adil bir uygulamanın getirilmesini talep ettiklerini açıkladı. Bu planın işçilerin üzerine daha fazla yük bindireceğini söyleyen Susana, “Biz haksız uygulamalara ve onların bu sorumsuz önlem planlarına karşı grevdeyiz. Kamu işçilerinin sırtına daha fazla yük bindirmek istiyorlar. Biz tüm bunlara karşı grevdeyiz” dedi.

Demiryolu, karayolu ve denizyolu çalışanları büyük oranda greve katılırken hastane, posta ve banka çalışanları da alanda yerlerini aldılar. Aynı zamanda otomobil üreten Fiat işçileri de greve destek verdi. Berlusconi hükümeti 2013 yılına kadar bütçeye bir ayar çekmeleri gerektiğini, yoksa daha da kötüye gidecekleri masalını okuyor. Krizin faturasını işçi sınıfının sırtına yıkmaya çalışıyor. İşçiler, vergi artışı sağlayacak ve emeklilik sistemini değiştirecek olan kemer sıkma önlemlerinin İtalya ekonomisini daha da kötüleştireceğini söylüyorlar. “Vergi vurgununu durdurun” ve “iş güvenliğini artırın” diyen işçiler, yeni planla birlikte işten atmaların daha da kolaylaştırılacağını söylüyorlar. Plan aynı zamanda kamu çalışanlarının ücretlerinin dondurulmasını, eğitim ve sağlık alanında kesintileri de beraberinde getiriyor.

Kemer sıkma planına karşı Roma, Torino, Napoli, Floransa, Milan ve diğer birçok şehirde gösteriler yapıldı. Ancak senato kesinti planını onayladı. Tıpkı Yunanistan’da ve diğer ülkelerde olduğu gibi İtalya’da da krizin faturası işçi ve emekçilerin sırtına yıkılıyor. İşçi sınıfı ise krizin faturasını ödemeyeceğini açıklayarak mücadele ediyor.

Çinli işçiler iç çamaşırı fabrikasında grevde

İç çamaşırı üreten ünlü Avrupa firması Triumph International’ın Çin’deki bir fabrikasında 1000’den fazla işçi, düşük ücretler ve ağırlaştırılan çalışma temposu nedeniyle 8 Eylülde greve gitti. İşçiler 250 yuan ücret artışı yapılmasını, vardiyalarda değişikliğe gidilmesini, çalışma performansı politikasının kaldırılmasını ve sosyal haklarının genişletilmesini istiyorlar. Yakın zamanda açıklanan yeni üretim politikasına göre, işçilerin 250 yuan (39 dolar) prim alabilmeleri için %40 daha fazla çalışmaları gerekiyor. Bu aynı zamanda bir işçinin 38 dakikada 40 parça iç çamaşırı dikmesi anlamına geliyor. İşçiler ayda 700 yuan ile ay sonunu güçlükle getirebildiklerini söylüyorlar.  Aynı fabrikada Kasım 2009’da yaklaşık 3000 işçi ücret, prim ve tatil talepleriyle greve çıkmıştı.

15 Eylül 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni