Navigation

Buradasınız

İşçi Sınıfının Mücadelesi Engellenemez!

Mart 2011, No: 36

Tüm dünyada işçi sınıfına dönük saldırılar ağırlaşarak devam ediyor. Patronlar sınıfı krizin faturasını bizlere kesmeyi sürdürüyor. Haklarımız birer birer elimizden alınıyor. Esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma tüm dünyada yaygınlaşıyor. İşsizlik ve yoksulluk büyüyor. Özellikle de genç işsizlerin sayısı artıyor. İşçi ve emekçilere dönük topyekûn bir saldırı söz konusudur ve bu saldırılara ancak topyekûn bir mücadeleyle karşı koyulabilir. Nitekim Tunus’tan Mısır’a, Libya’dan Yunanistan’a tüm dünyada mücadele yükseliyor.

Arap işçi-emekçi kardeşlerimiz Mübarek ve Bin Ali gibi diktatörleri günler süren kararlı bir mücadeleyle devirerek bütün dünyaya ders verdiler. Ezilen ve sömürülen emekçi kitleler bir kez birleştiğinde yapılamaz denilenin nasıl yapılabileceğini dosta düşmana gösterdiler. “Böyle gelmiş böyle gider” anlayışını yıktılar. Ekonomik ve siyasi hakların ancak topyekûn mücadeleyle kazanılabileceğini göstermiş oldular. 

Tüm dünyada patronlar, hükümetlere baskı yaparak kemer sıkma politikalarını sertleştirmelerini istiyorlar. Bu, başta Yunanistan olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde de böyle. Sermaye sınıfı elinden gelen her olanağı kullanarak işçilerin birleşmesini ve topyekûn mücadeleye atılmasını engellemeye çalışıyor. Ama tüm baskılara ve engellemelere rağmen Yunanistan işçi sınıfı mücadele etmeye devam ediyor. Yunanistan işçi sınıfı kemer sıkma programını reddetmek için pek çok kez genel greve gitti, defalarca hayatı tam anlamıyla durdurdu. Korku bariyerlerini aşarak işyerlerinden meydanlara çıktı, parlamentoyu kuşattı. Yunanistan işçi sınıfının mücadelesi devam ediyor.

Tam da böyle bir dönemde Türkiye’de patronlar sınıfı ve onların hükümeti kıvılcımların buraya sıçramaması için ellerinden geleni yapıyor. Ülke ekonomisinin ne kadar güçlü olduğunu, işsizliğin azalacağını, kişi başına gelirin on bin dolara yükseleceğini, refahın artacağını propaganda ediyorlar, vaatlerde bulunuyorlar. İşçilerin uyanıp birleşmelerini engellemek için var güçleriyle çalışıyorlar. Çünkü ücretlerin düşmesi, çalışma koşullarının ağırlaşması ve çalışma saatlerinin uzaması, işçi sınıfının öfkesini alttan alta biriktiriyor. Bu öfke er ya da geç patlayacaktır. Patronlar sınıfı ve onların hükümeti bu gerçeğin çok iyi farkındadır. 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, 1 Mayıs 1977’de yüz binlerin alanlara çıkması, MESS grevleri, o dönemde işçilerin kendilerine olan güveni ve kararlılığı, kısacası örgütlü işçi sınıfının sürdürdüğü mücadeleler ve elde ettiği kazanımlar onların hatırındadır. Onlar, işçilerin kendilerine olan güveninden ve kararlılığından korkuyorlar.

İşçi sınıfının büyüyen mücadelesi ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle önlenebilmiştir. Fakat toplumun her yönden baskı altına alınması, işçi sınıfının sendikal ve siyasal örgütlerinin ezilmesi, çıkartılan anti-demokratik yasalarla örgütlenmenin önüne bariyerler konması işçi sınıfının mücadelesinin yeniden canlanmasını engelleyememiştir. Netaş greviyle başlayan süreç, Kazlıçeşme deri işçilerinin kararlı mücadelesiyle, 1989 Bahar Eylemleriyle, Zonguldak madencilerinin yüz bin kişiyle Ankara’ya yürümesiyle, kamu emekçilerinin verdikleri mücadelelerle gelişmiştir. Tüm zorluklara rağmen işçi sınıfı toparlanmaya ve yeniden mücadeleye atılmaya devam etmiştir. Çünkü işçi sınıfı ancak patronların saldırılarına boyun eğmeyerek ve mücadele ederek haklarını koruyabilir ve geliştirebilir.

Bugün Türkiye’de işçi sınıfı Avrupa’daki kadar bir örgütlülüğe sahip değil. Bu nedenle Fransa’da ya da Yunanistan’daki gibi bir tepki koyamıyor ortaya. Ancak örgütsüzlük ve dağınıklığa rağmen işçilerde biriken öfke birçok işyerinde mücadeleye dönüşüyor. Tekel, UPS, Akkardan, Sinter Metal, Çel-Mer, Mutaş, Bericap, Sa-Ba, Konveyör, Mersin Limanı, Ontex ve metal işçilerinin MESS’e karşı verdiği mücadeleler işçilerin boyun eğmediğini gözler önüne seriyor. İşyerlerindeki ağır çalışma koşullarına, uzayan iş saatlerine, hak gasplarına, düşük ücretlere, işten atmalara boyun eğmeyen işçilerin mücadelesi giderek diğer işçileri de etkiliyor. Belki bu etki tez zamanda mücadeleye dönüşmüyor, ancak bu etkilenme işçilerin ağır çalışma koşullarına duyduğu tepkiyle de birleşerek bir öfke patlamasına dönüşme potansiyeli taşıyor. Patronlar ne yaparsa yapsınlar bunu engelleyemeyecekler! Dolayısıyla bugün şurada burada süren bu mücadeleler, yarınların büyüyecek mücadeleleri için yalnızca bir başlangıçtır.

Patronların saldırılarına ancak topyekûn bir mücadeleyle karşı durulabilir. İşte yaklaşmakta olan 1 Mayıs, işçi sınıfının biriken öfkesini alanlara çıkarak ortaya koyacağı bir mücadele günüdür. 1 Mayıs gibi tarihsel bir gün yaklaşırken, Arap halklarının isyan dalgası bütün dünya emekçilerine umut veriyor. Bundan tam 125 yıl önce Amerikalı işçi kardeşlerimizin 8 saatlik işgünü talebiyle başlattığı mücadele, sınırları aşmış, dünya işçi sınıfının mücadelesinin bir parçası haline gelmişti. 1 Mayıs 1886’da başlayan mücadele bütün dünyaya dalga dalga yayılmıştı. Böylece 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü haline geldi. Geçen senelerde olduğu gibi bu sene de tüm dünyada işçi sınıfı işsizliğe, yoksulluğa, hak gasplarına, anti-demokratik uygulamalara, sömürüye karşı 1 Mayıs’ta alanlara çıkacak. Bizler de şimdiden bu talepler etrafında 1 Mayıs için örgütlenmeye başlamalı ve patronların saldırılarına karşı örgütlü bir şekilde meydanlara çıkmalıyız. İşyerlerinden, mahallelerden, okullardan gelerek meydanlara çıkalım, patronların saldırılarına dur diyelim!

15 Mart 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçilerin, emekçilerin, gençlerin kapitalist sömürü düzenine ve bu düzenin yarattığı sorunlara karşı öfkesi büyüyor. Dünya meydanlarında işçi sınıfının öfkeli sesi, talepleri, özlemleri yankılanıyor. Ne baskılar ne yasaklar ne de polis-asker şiddeti...
  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...