Navigation

Buradasınız

Kim Bu Dış Mihraklar?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 126
Kardeşler, geçen hafta 3. Havalimanı inşaatında işçiler çeşitli taleplerle eylemler yaptılar. Çünkü insanüstü bir tempoyla çalıştırılıyorlardı. Çok sık iş kazası oluyordu. Bu kazalarda kaç işçinin öldüğünü kimse bilmiyor. Servisler geç geliyor, işçiler yağmurun altında uzun süre bekliyordu. Yattıkları yataklarda tahtakuruları onlara rahat vermiyordu. Gece gündüz çalışıyor, paralarını tam alamıyorlardı. Şefler sürekli baskı uyguluyor, hakaret ediyorlardı. Sonunda işçilerin öfkesi patladı ve iş bırakma eylemine dönüştü. Ama bu haklı tepki bile bazı basın kuruluşlarınca “dış güçlerin kışkırtması” olarak yaftalandı. Ne yazık ki kimi insanlar gerçekleri sorgulamadan bu yalana inandı. İşte görüyorsunuz; “dış güçler” söylemi, hedef şaşırtmak için bir maymuncuk gibi her olayda kullanılıyor.

Kardeşler, geçen hafta 3. Havalimanı inşaatında işçiler çeşitli taleplerle eylemler yaptılar. Çünkü insanüstü bir tempoyla çalıştırılıyorlardı. Çok sık iş kazası oluyordu. Bu kazalarda kaç işçinin öldüğünü kimse bilmiyor. Servisler geç geliyor, işçiler yağmurun altında uzun süre bekliyordu. Yattıkları yataklarda tahtakuruları onlara rahat vermiyordu. Gece gündüz çalışıyor, paralarını tam alamıyorlardı. Şefler sürekli baskı uyguluyor, hakaret ediyorlardı. Sonunda işçilerin öfkesi patladı ve iş bırakma eylemine dönüştü. Ama bu haklı tepki bile bazı basın kuruluşlarınca “dış güçlerin kışkırtması” olarak yaftalandı. Ne yazık ki kimi insanlar gerçekleri sorgulamadan bu yalana inandı. İşte görüyorsunuz; “dış güçler” söylemi, hedef şaşırtmak için bir maymuncuk gibi her olayda kullanılıyor.

Son dönemde ne kadar çok sık duyuyoruz şu “dış güçlerin kışkırtması”, “dış mihrakların oyunu” gibi açıklamaları. Türk lirası değer kaybediyor, dolar yükseliyor; dış mihrakların oyunu! Ülke ekonomisi darboğaza giriyor; dış mihrakların oyunu! Enflasyon yükseliyor; dış mihrakların oyunu! Egemenler ne zaman hedef şaşırtmak, sorumluluğu üzerlerinden atmak, yanlış siyasetlerinin üzerini kapatmak isteseler hep aynı şeyi yapıyorlar. “Dört bir yanımız düşmanlarla çevrili” diyerek, “dış mihrak” diyerek emekçi halka bir hedef gösteriyor, başka ülkelere karşı milliyetçiliği körüklüyor ve işin içinden sıyrılıveriyorlar!

İktidara sorarsanız bu “dış mihraklar” Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini, dünyada sözü geçen bir ülke olmasını çekemiyor, hazmedemiyorlar. Meselâ birkaç ay öncesine kadar Almanya’nın, Avrupa’nın en büyük havaalanlarından biri olacağı söylenen 3. Havaalanı nedeniyle büyük bir kıskançlık içinde olduğu yazılıp çiziliyordu. Bu ve buna benzer yatırımların başta Almanya olmak üzere tüm “dış mihrakları” çileden çıkardığı anlatılıyordu. Almanya’ya ve Batı’ya karşı milliyetçilik körükleniyordu. Ama basında havaalanı inşaatında kaç Alman şirketiyle birlikte çalışıldığı, Almanya’nın bu inşaattan kaç ihale aldığı, ne kadar para kazandığı asla yazılmıyordu elbette. Sadece ”dış mihrak” olarak Almanya’ya “Eyy Almanya, eyy Merkel” diye başlayan cümlelerle hitap ediliyor, milli duygular okşanıyordu. Hatta Merkel Nazi artığı olmakla suçlanıyordu. Alman gazeteciler tutuklanıyor, herkesin iktidarın politikalarına destek vermesi gerektiği söyleniyordu. Fakat işe bakın ki Almanya bugünlerde “dostumuz”, “müttefikimiz” oluverdi!

Sorunlarımızın gerçek kaynağına odaklanalım. Biz işçilerin yaşamını cehenneme çevirenler iç ve dış sermaye mihrakları/odaklarıdır. Sermaye mihrakları ister “dışarıdan” ister “içeriden” olsun, her koşulda sömürülen, alın terinin karşılığını alamayan, insan yerine konmayan biziz.

Hatırlarsınız, 3 sene önce Rusya ile kanlı bıçaklı olmuştuk. Türkiye Rusya’nın savaş uçağını düşürmüş ve ilişkiler gerilmişti. Rusya’nın Türkiye’ye doğal gaz satmayacağı gündeme gelmiş, “doğal gaz vermezsen verme, tezek yakarız” söylemi ortalığı kaplamıştı. Rusya, bir anda en büyük düşmanımız olmuştu. Artık Rus turist gelmiyor, döviz de getirmiyordu. O günlerde her taşın altından “dış mihrak” Rusya çıkıyordu. Peki, ne oldu? Siyaset değişti ve Rusya bir gecede “dostumuz” oluverdi, öyle ki Rus turistler çiçeklerle karşılandı. Öte yandan ABD, daha birkaç seneye kadar bizim “stratejik ortağımız”, “en iyi müttefikimiz” idi. Ama iktidar ve yandaş medyaya göre, şimdi en büyük “dış mihrak” ABD’dir. Hangi taşı kaldırsak adeta altından ABD çıkıyor! Ekonomik kriz, ABD ile yaşanan Rahip Brunson krizine, Trump’ın tweetine bağlanıyor. “Ekonomik kriz yok, ekonomik saldırı var” deniyor. Ülkeyi yönetenler 81 milyonu “dış mihraklar” karşısında birleşmeye çağırıyor. Haliyle insanın kafası karışıyor. Kim “dost” kim “dış mihrak” belli değil.

Fakat belli olan bir şey var: Büyük miktarlarda dış borç alanlar, yatırım yapıp büyük kâr elde edenler, ekonomi krize girince “gelin birleşelim” diyorlar. Bu yüzden de “dış mihrak” oyununa başvuruyor, bizi körleştirmek istiyorlar. Gerçekleri görmeyelim; “hainler”, “kahrolsun dış mihraklar” diyerek sermaye sınıfının arkasına takılalım istiyorlar. Meselâ havaalanında işçileri ölesiye sömüren şirketlerin devasa borçlarını ödeyebilmeleri için susup oturmamızı, insanlık dışı koşullarda çalışmaya devam etmemizi bekliyorlar. Bu yüzden insan gibi muamele görmek isteyen işçilerin üzerine jandarmayı salıyor, biber gazı sıkıyor ve işçilere “hain” damgası vurarak gözaltına alıyorlar.

Kardeşler, iktidarın ve sermaye sınıfının çıkarlarına göre şekillenen dış siyaset oyunlarına kanmayalım. Sorunlarımızın gerçek kaynağına odaklanalım. Biz işçilerin yaşamını cehenneme çevirenler iç ve dış sermaye mihrakları/odaklarıdır. Sermaye mihrakları ister “dışarıdan” ister “içeriden” olsun, her koşulda sömürülen, alın terinin karşılığını alamayan, insan yerine konmayan biziz.

21 Eylül 2018

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...
  • İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin safında yer almış sanatçılarından biri olan Rıfat Ilgaz, 1911’de, yoksul bir ailede, hırçın Karadeniz’in ve dik başlı Ilgaz dağlarının yanı başında doğdu. Yaşadığı döneme savaşlar, devrimler, ayaklanmalar ve...
  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...

UİD-DER Aylık Bülteni