Navigation

Buradasınız

Kim Bu “Türediler”?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 130
Bugün işçilere “köle gibi çalış, durmadan çalış, ölene kadar çalış!” diyen AKP iktidarı, ömrünü çalışarak tüketen işçilere mezarda emekliliği reva görüyor. Ancak prim gün sayısını doldurduğu halde emekli olamayan, emekli olabilmek için yaş bekleyen, emeklilikte yaşa takılanlar, yani EYT’liler, mezarda emekli olmayı reddediyorlar. Fakat iktidar sahipleri bu durumdan rahatsız oldular. Fıtratlarında olan işçi düşmanlığını hemen gösterdiler.

İşçilerin çektiği sıkıntılar, yaşadığı zorluklar saymakla bitmez. Bu düzen patronlar sınıfının çıkarları üzerine kuruludur. Makbul olan zengin, paralı ve nüfuzlu olan kişilerdir. Siyasi iktidarlar da onlara hizmet eder. Siyasi iktidarlar, emeğiyle geçinen milyonları, yani sıradan insanları güdülecek koyun olarak görürler. Aslında işçi ve emekçileri insan yerine dahi koymazlar. Bugünkü iktidarın yaptığı gibi, yeri gelir “ayak takımı” der, işçilerin her türlü hakkını ayaklar altına alırlar. Yeri gelir “ayaklar baş olmaz” diyerek, hakkını arayan işçiye “terörist” muamelesi yaparlar. Nitekim Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) başına da aynı şey geldi.

Türedi, “nereden geldiği, nasıl oluştuğu belirsiz olan, kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir duruma gelmiş, yerden bitme, bir diğer anlamıyla sonradan görme olan”dır. Oysa yıllarını çalışarak geçirmiş, emekli olma hakkı dâhil birçok hakkı elinden alınmış, 20 senedir mağduriyet yaşayan milyonlarca EYT’linin bu tanımla uzaktan yakından alakası yoktur.

Bugün işçilere “köle gibi çalış, durmadan çalış, ölene kadar çalış!” diyen AKP iktidarı, ömrünü çalışarak tüketen işçilere mezarda emekliliği reva görüyor. Ancak prim gün sayısını doldurduğu halde emekli olamayan, emekli olabilmek için yaş bekleyen, emeklilikte yaşa takılanlar, yani EYT’liler, mezarda emekli olmayı reddediyorlar. Fakat iktidar sahipleri bu durumdan rahatsız oldular. Fıtratlarında olan işçi düşmanlığını hemen gösterdiler. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin “ekonomik kurtuluş savaşı verdiği böyle bir dönemde” emeklilikte yaşa takılanların taleplerinin devlete yük olduğunu söyledi. Bununla da kalmadı, “bir de bunlar türedi!” diyerek EYT’lileri aşağıladı. Oysa 1999’da 17 Ağustos depreminin yaraları henüz sarılmamışken apar topar çıkarılan bir yasayla emeklilik yaşı kademeli olarak arttırılmıştı. O günden beri EYT’liler var. Sayıları 6 milyon 300 bini bulan EYT’liler “biz zaten buradaydık” diyerek “biz mikrop muyuz da türeyelim?” diye soruyorlar.

Türedi, “nereden geldiği, nasıl oluştuğu belirsiz olan, kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir duruma gelmiş, yerden bitme, bir diğer anlamıyla sonradan görme olan”dır. Oysa yıllarını çalışarak geçirmiş, emekli olma hakkı dâhil birçok hakkı elinden alınmış, 20 senedir mağduriyet yaşayan milyonlarca EYT’linin bu tanımla uzaktan yakından alakası yoktur. Payına açlık, yokluk, yoksulluk düşen işçi sınıfı “hak!” deyince türedi, “ekmek!” deyince nankör olurken, işçilerin ürettiği zenginliği yağmalayarak yükselen “yerden bitmeler” ise vatanın, milletin en hayırlı evlatları, en saygıdeğer kişileri oluyor! İşin aslı şu ki, türedi tanımını en çok da bu zatlar hak ediyor!

Türkiye’nin ilk burjuvaları, Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet teşvikleriyle, ihaleleriyle beslenip büyüyen çevrelerdi. Kapitalizmin gelişmesi yolunda devlet eliyle atılan adımlarla milli patronlar, yerli sermayedarlar türedi. Türkiye’nin en zengin sermaye şirketlerinin sahibi olan Koçlar, Sabancılar bu dönemde türeyen ve devletin sunduğu ekonomik imkânlardan sonuna kadar yararlanarak palazlanan patronlar oldu. Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte yeni sermaye çevreleri türedi. TÜSİAD, MESS, TİSK gibi geleneksel patron örgütlerinin yanına MÜSİAD, TUSKON gibi yeni güçlü patron örgütleri eklendi. Bu yeni sermaye çevreleri AKP dönemiyle birlikte şaha kalktı. AKP, iktidara geldiğinden beri işçilerin boğazından geçen lokmayı küçültüyor ve patronlara yediriyor. “Türkiye’nin zenginleri” listesinin başını çekenler, AKP ile duyduğumuz “yeni yetmeler”, iktidara yaslanarak sınıf atlayanlar, AKP döneminin en çok kazananları oldu. “Hiçbir dönemde işverenlere böyle imkânlar sunulmadı” diyen Ali Koç haksız değil. AKP ile birlikte kuralsız, esnek, güvencesiz çalışmanın alabildiğine arttığı, taşeron cennetine dönüşen Türkiye’de, sömürü, yağma, patronlara verilen teşvikler tavan yaptı.

Dikkat çekici şekilde büyüyen/türeyen “AKP zenginleri”nin adları, yolsuzluk, iş cinayetleri, doğa talanı ve her türlü hukuksuzluk listesinde baş sıradadır. Cengiz İnşaat, Limak, Kolin, Çalık, Torunlar gibi holdingler en önde gelen örneklerdir. Bu sömürücü sürüsünün başka bir ortak özelliği ise işçilerin örgütlü gücüyle terbiye edilmemiş, köpeksiz köyde değneksiz gezen, meydanı boş bulan, sonradan görme sermaye çevreleri olmasıdır.

Mücadele tarihimiz gösteriyor ki işçi sınıfının kökleri de, sere serpe gelişip büyüyen dalları da, nereden geldiği ve mücadeleyle birlikte nereye gideceği de bellidir. Esas türeyen, bir asalak sürüsü gibi işçi sınıfının yarattığı zenginliğe çöreklenen patronlar sınıfıdır. Ve er geç, hakkı olanı almak için ayağa kalkacak işçi sınıfının tokadını yiyecektir!

24 Ocak 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...