Navigation

Buradasınız

Krizin ve Savaşların Sorumlusu Kapitalist Sömürü Düzenidir!

Şubat 2009, no:11

Kapitalist sömürü sistemi krizle sallanıyor. Dünyanın efendileri düzenlerini ayakta tutabilmek için büyük bir emperyalist savaş başlatmış bulunmaktalar. Emperyalist savaş şimdilik bölgesel yaşanıyor. Ama daha şimdiden, Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika’nın çeşitli bölgeleri emperyalist savaş alevlerine teslim olmuş bulunuyor. İşte son örnek: Gazze’de Filistin halkı günlerce katil İsrail devleti tarafından bombalandı, insanlar katledildi, yaşam alanları tarumar edildi. Tüm emperyalist güçler bu vahşete seyirci kaldılar. Dünya halklarına bir kurtarıcı olarak sunulan ABD’nin yeni başkanı Obama kılını bile kıpırdatmadı. Çünkü Obama da Amerikan emperyalizminin temsilcisidir. Filistin halkı sadece katil İsrail devleti tarafından değil, Ortadoğu’yu paylaşmak isteyen emperyalist güçler tarafından da esir alınmıştır!

Türkiye’nin egemen sınıfları da yürüyen emperyalist savaşın dışında değillerdir. Onlar da bu savaşın bir parçası konumundadırlar. Palazlanan Türkiye sermayedarları kaplarına sığmıyorlar. Bölgede büyük güç olmak, yeni pazarlar elde etmek ve sermayelerini daha da büyütmek istiyorlar. Türk devletinin Ortadoğu politikasının özü budur. İşte Erdoğan’ın Davos’ta İsrail cumhurbaşkanına sert çıkmasının nedeni budur. Bu çıkış, Ortadoğu’da İran’ın önünü kesmek ve “bölgesel güç” olarak sivrilmek için yapılmıştır. Biz işçiler, elbette katil İsrail devletine haklı olarak öfke duyuyoruz. Ancak öfkemizin Erdoğan’ın ve Türk sermaye sınıfının emperyalist emellerine alet edilmesine izin vermemeliyiz. İkiyüzlü politikalara kanmayalım: Gazze’deki çocukların üzerine bomba yağdıran uçakların Konya’da eğitim uçuşları yaptığını, Türkiye ile İsrail arasında silah anlaşmaları olduğunu unutmayalım! İsrail’e rest çekenler, samimi olsalardı önce yapılan anlaşmaları yırtıp atarlardı.

Her geçen gün daha da çürüyen kapitalizm, milyarlarca insanı açlık ve yoksulluğa terk ediyor. Ekonomik krizin neden olduğu işsizlik çığ gibi büyüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) daha yeni açıkladı: 2009 yılında dünya ölçeğinde tam 51 milyon kişi daha işsizliğin, yani sefaletin kucağına itilecek. Şu an dünyada 1 milyar insan her gün aç yatıp aç kalkıyor. Yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı çok daha fazladır. Hastalıklardan, gıdasızlıktan ve ilaçsızlıktan dolayı milyonlarca insan ölüyor.

Kapitalizm akla mantığa uygun bir sistem değildir. Dolayısıyla insanlığa yararlı bir sistem de değildir. Fabrikalar, makineler, hammaddeler ve işçiler üretim için bekliyorken, patronlar kâr etmiyorum diyerek üretimi durduruyorlar. Yüz milyonlarca işçi karnını doyurmak için çalışmayı bekliyorken, egemen sınıflar fabrikaları kapatıyor, işçileri işten atıyor ve ürünleri depolara kilitliyorlar. Kapitalizmde üretim araçları toplumun değil bir avuç kapitalistin özel mülküdür. Oysa üretim araçları tüm toplumun ortak malı olmalıdır. Bu olmadan insanlığın yararına işleyen ve paylaşımcı olan bir sistem kurulamaz. Krizlerden ve savaşlardan kurtulmak mümkün olamaz.

Kapitalist krizin sorumlusu biz işçiler değiliz. Bu faturayı ödememek için örgütlenerek ayağa kalkmalıyız. Eylemlerimizi ortaklaştırmalıyız. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok köşesinde işçiler ayakta! Yunanistan, İngiltere, İtalya, Almanya, ABD, Fransa, Kore, Çin ve daha nice ülkede işçi kitleleri krizin bedelini ödememek için mücadeleye girişiyor. Birçok ülkede mitingler ve fabrika işgalleri yaşanıyor. Yunanistan ve İtalya’dan sonra Fransa işçi sınıfı da greve gitti. Ocak ayının son günlerinde Fransa’da tüm sendikaların birlikte örgütlediği bir günlük genel grev yapıldı ve bir milyondan fazla işçi meydanlara çıktı.

Türkiye’de de mitingler düzenleniyor. Tüm işçiler bu mitinglere katılmalı ve sınıf mücadelesine güç vermelidir. Ortak ve acil taleplerimiz uğruna mücadele için örgütlenmeli ve alanlara çıkmalıyız. Kurtuluş, beklemekle, “bana bir şey olmaz, kriz geçer” demekle gelmeyecek! “Türkiye savaşın dışında, bize ne” demekle savaştan kurtuluş yok! Alabildiğine çürüyen kapitalizmden medet ummak hayale dalmak olur. Kurtuluşumuzun yolu birlikte mücadeleden geçiyor. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

14 Şubat 2009

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...
  • İnsanın çocukluk ve gençlik dönemi gelecekle ilgili hayaller ve hedeflerle doludur. Mesela birçoğumuza küçük yaşlarda gelecekteki hayali sorulduğunda; topluma, çevremize faydalı olmak, sevdiğimiz ve mutlu olabileceğimiz bir meslek ile ilgilenmek...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihini anlatan romanlar, filmler vardır. Kadınıyla, erkeğiyle işçi sınıfının ağır çalışma ve yaşam koşullarına karşı nasıl bir kavga verdiğini anlatırlar. Bu romanlarda, filmlerde işçiler bir çırpıda mücadeleye atılmaz....
  • İzmir’de Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’nde F-35 savaş uçaklarının motor parçalarının üretimini yapan Pratt&Whitney Uçak ve Motor Sanayi A.Ş. fabrikasında sendikalaşmak isteyen işçiler, patronun işten atma saldırısına maruz kaldı. Kale grubuna ait...
  • Merhabalar, ben Gebze OSB’de çalışan bir işçiyim. Mahalleden beş kişilik bir arkadaş grubumuz var. Genelde de buluşma noktamız kahvehane oluyor. Kimi zaman okey kimi zaman batak oynuyor, işin stresinden, çoluğun çocuğun derdinden biraz uzaklaşıyoruz...
  • Nazlı: 4,5 yaşında bir kızım var. Kızımın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundayım. Fakat ne kadar çalışırsam çalışayım kızıma iyi bir gelecek sunma imkânım yok. Çünkü biliyorum ki hiçbir çocuğa gelecek vaat etmeyen bu düzende benim...