Navigation

Buradasınız

Metal Sürecinden Doğru Dersler Çıkarmak

Eylül 2015, No:90
Sermaye sınıfının en güçlü örgütlerinden biri olan işçi düşmanı MESS, işçilere karşı büyük bir saldırı dalgasını yükseltiyor. İşçilerin günler, haftalar süren eylemlerine sahne olmuş işyerlerine yeniden Türk Metal’i sokmak istiyor.

13 Eylülde Arçelik-LG direnişçilerini ziyaret eden işten atılmış Enpay işçileri, metal sektöründe onlarca fabrikayı sarsan mücadelelerinin deneyimlerini paylaştılar. Bir Enpay işçisi, patronların işçileri yenilgiye uğratmak için tüm işyerlerinde hep aynı yöntemleri kullandığını belirtti. “Bir hamleden sonra hangi hamlenin, hangi saldırının geleceğini aslında bilebilirdik. Çünkü patronlar hep böyle yapmışlar, yapıyorlar. İş durdurmamıza neden olacak şekilde uyguladıkları baskı, öncü işçileri işten çıkarmaları, işçilerin birliğini dağıtmak için attıkları adımlar her işyerinde sırasıyla aynıydı.” Aslında bu sözler patronların ne kadar örgütlü olduğunu gösteriyor. Çünkü onlar tek tek kişiler olarak değil bir sınıf olarak hareket ediyorlar. İşçileri tek tek insanlar olarak değil, kendi sınıflarının karşısındaki düşman sınıf olarak görüyor, kişilerle değil bir sınıfla mücadele ediyorlar. Fakat örgütsüz ve deneyimsiz işçiler, kendilerinin karşısında işçileri sömürerek ayakta duran düşman bir sınıf olduğunu, sermaye sınıfını göremiyorlar.

Arçelik-LG işçileri, mücadelelerinin daha başında işyerindeki müdürlerden biri olan “Ahmet Bey”in verdiği sözlere inandılar. Ahmet Bey, “babaydı” ve işçilerin tüm taleplerinin makul olduğunu, kabul edileceğini söylüyordu. Tüm işçilerin ve kameraların önünde “sizin güvenceniz benim” dediğinde işçiler onu coşkuyla alkışladılar. Elbette “Ahmet Bey” ve Koç Holding işçilerin hiçbir talebini karşılamadı. 173 Arçelik-LG işçisi işten atıldı. Aradan aylar geçtikten sonra, Ankara’daki ORS fabrikasının patronu da Türk Metal’den istifa eden işçileri cezalandırmak için harekete geçti. İşçiler fabrika önüne döküldüklerinde orada da bir “Ahmet Bey” vardı. ORS’un patronuydu. İşçiler aynı şekilde teşekkürlerini sunuyorlardı “Ahmet Bey”e. Arçelik-LG işçileri, kendi aralarında yaptıkları sohbetlerde şöyle diyorlardı: “Aman ha, Ahmet Bey’in sözüne de ‘Ahmet Beylerin’ sözüne de kanmayın. Bir arada durun ve mücadelenize sahip çıkın.” Ama ne yazık ki ORS işçileri “Ahmet Bey”e güvendiler. Oysa işçiler Ahmet Bey’e değil, sadece kendi örgütlü güçlerine güvenmeliydiler.

Sermaye sınıfının en güçlü örgütlerinden biri olan işçi düşmanı MESS, işçilere karşı büyük bir saldırı dalgasını yükseltiyor. İşçilerin günler, haftalar süren eylemlerine sahne olmuş işyerlerine yeniden Türk Metal’i sokmak istiyor. Bunu “Ahmet Beyler” eliyle yapıyor ama “Ahmet Beyler”in kişisel yöntemleri ile değil kendi sınıfının çıkarları ışığında, kendi sınıfının ince elenip sık dokunmuş yöntemleriyle yapıyor. Patronlar işçileri sömürmeyi, ezmeyi, baskı altında tutmayı, bölüp parçalamayı çok iyi biliyorlar. İşçi mücadelelerini bastırıp yok etmeyi çok iyi biliyorlar. MESS’in saldırı atakları altında kalan işçilerse, tam anlamıyla örgütlü davranamıyor ve doğru tutum alamıyorlar. Patronlar sınıfının karşısına örgütlü, deneyimli, bilinçli işçiler olarak dikilemiyorlar. Tek tek işçiler, tek tek işyerleri olarak hareket ediyorlar. Oysa bu yöntemle verilen mücadele sonuç vermiyor; MESS’i, Türk Metal’i dize getirmeye yetmiyor.

Pek çok işyerinde metal işçileri, patronlara, “biz sadece Türk Metal’den istifa etmek istedik, sizinle bir sorunumuz yok” dediler. “Ahmet Beylere” teşekkür ettiler. Patronların bu konuda tarafsız olabileceğine inandılar. Karşılarında MESS’iyle, Türk Metal’iyle, hükümetiyle, medyasıyla, polisiyle kapitalist sınıfın olduğunu bilince çıkaramadılar. Sermayeyi temsil eden kişilerin, işveren sözcülerinin vicdanlarıyla hareket edebileceğini, haklı durumda olan işçileri ekmeklerinden etmeyeceklerini zannettiler. Oysa sermaye sahiplerinin vicdanı da dini de imanı da insanlığı da o sermayeyi büyütmek içindir. Elbette işçiler bu gerçeği fark etmeli ve mücadele yoluna öyle devam etmelidirler.

İşçiler ne zaman ki bir sınıfın parçası olduklarını kavrar, tek tek işçiler, tek tek işyerleri olarak davranmaktan vaz geçer ve birlikte mücadele verirler, işte o zaman patronların karşısında büyük bir güç olurlar. O zaman sınıf bilinçli işçiler olurlar. Kısacası, birlik, örgütlülük ve dayanışma, işçilere güç, güven, bilinç ve kararlılık verir. İşte bu, sadece emeği sömürülen işçiler olmaktan çıkıp dünyayı değiştirecek “işçi sınıfı” olmanın ilk adımıdır. Metal işçilerinin mücadelesi çıkarılmayı bekleyen pek çok dersle dolu. Doğru dersler çıkarabilmek bu ilk adımı atmakla başlıyor.

24 Eylül 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....