Navigation

Buradasınız

Oxfam Servet Raporu: Kimileri Uzayda Oturuyor, Kimileri Yerde!

İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, servet ile sefalet arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir rapor açıkladı. Oxfam raporunda ironik bir dille şu çarpıcı ifadeler yer alıyor: “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan servetlerinin üzerinde otursaydı, dünyanın büyük kısmı yerde oturuyor olurdu.” Buna karşın süper zengin bir avuç azınlığın üzerinde oturduğu para yüksekliği, uzaya kadar uzanırdı.

İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, servet ile sefalet arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir rapor açıkladı. Oxfam raporunda ironik bir dille şu çarpıcı ifadeler yer alıyor: “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan servetlerinin üzerinde otursaydı, dünyanın büyük kısmı yerde oturuyor olurdu.” Buna karşın süper zengin bir avuç azınlığın üzerinde oturduğu para yüksekliği, uzaya kadar uzanırdı.

Louis Vuitton, Christian Dior gibi 75 farklı lüks markayı barındıran LVMH adlı şirketin sahibi Bernard Arnault, dünyanın en zengini listesinde 117 milyar dolarlık servetiyle ilk sırada yer alıyor. Onu 115,6 milyar dolarlık servetiyle Amazon’un kurucusu Jeff Bezos izliyor. Kapitalist sömürü sisteminin egemen olduğu dünyamızda 150 milyondan fazla çocuk açlık nedeniyle ciddi boyutlarda büyüme geriliği yaşarken sadece bu iki multi-milyarderin toplam serveti 230 milyar doları aşıyor.

Oxfam raporunda, dünyanın en zengin 2153 kişisinin elinde bulunan servetin, 4,6 milyar kişinin toplam servetinden fazla olduğunu belirtti. Rapora göre piramitlerin yapıldığı dönemde, yani bundan 5 bin yıl önce yaşayan biri günümüze kadar yaşasaydı ve günde 10 bin dolar biriktirseydi o kişinin bugüne kadar oluşan toplam serveti dahi günümüz dünyasının en zengin beş kişisinin servetinden yüzde 80 daha düşük olurdu! İşte kapitalist dünyanın efendilerinin yoğun emek sömürüsünün karşılığı: 5 bin yıl boyunca günde 10 bin dolar biriktirerek dahi oluşmayan çılgın bir servet!

Kapitalist sömürü düzeni iyice çürümüş, toplumsal çelişkileri alabildiğine artırmış ve bir saçmalık noktasına varmıştır. İşçilerin iliklerine kadar sömürülmesine, açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm edilmesine dayanan akıldışı bir sistemdir kapitalizm. Çarkı bozuk bu düzen yıkılmadıkça milyonların, milyarların sefaleti son bulmayacak, açlıktan kemikleri sayılmaya devam edilecek çocukların… Bir avuç azınlığı daha zengin, milyarları ise daha fakir kılan bu sömürü sistemine karşı işçilerin birliğini güçlendirelim, mücadelesini büyütelim! Bu sistem yıkılmalıdır!

21 Ocak 2020

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kimimiz lisede, kimimiz üniversitede okuyor. Kimimiz işsizliğin yıkıcı etkisiyle boğuşuyorken günde 10-12 saat ağır koşullarda çalışıyor, iliklerine kadar sömürülüyor kimimiz. Memleketlerimiz farklı, adlarımız farklı… Fakat bizi birbirimize bağlayan...
  • Korku canlılara has bir duygudur. Korkunun kaynağında tek başına olduğunu düşünmek, kendini güvende hissetmemek yatar. İnsanlar korkuya kapıldıklarında kendilerince bazı savunma mekanizmaları geliştirirler. Bunlardan bir tanesi de uyanık görünmeye...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Âdem Yarıcı isimli işsiz baba valilik önünde benzin döküp kendisini yaktı. Âdem kendisini yakana kadar kimseler onun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Âdem Yarıcı’nın son sözleri “çocuklarım aç” oldu. Kendileri işsiz, çocukları aç olan...
  • “İşyerinden arkadaşlarla konuşurduk hep, işçiler birleşirse hayatı yeniden yaratırlar diye. Sonra içimden hep ‘acaba mümkün mü bu?’ diye düşünürdüm. Sonra İşçi Dayanışması’nın Ocak sayısında Fransa’da yaşanan eylemleri okudum ve artık inanıyorum....
  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...