Navigation

Buradasınız

Patronlar İçin “Allah’ın Lütfu” Korona Bizim İşyerine de Uğradı

Devletin en tepesinden başlayarak “koronavirüsü patronlar için fırsata çevirme” operasyonu, bizim işyerinde anında etkisini gösterdi. İşyerinde fazla mesai yaptığımız zaman karşılığında ücret verilmesi gerekirken izin veriliyor. Tabi ki bu uygulama onayımız olmadan dayatma şeklinde yapılıyor. İzin de öyle ihtiyacımız olduğu zaman değil, yönetimin istediği zaman, yani işlerin yoğun olmadığı zaman veriliyor. İşyerimiz yazın çok yoğun olur. Bu yüzden genelde izinler de kışın kullandırılır. Yazın, sıcağın bunalttığı, tam da izne ihtiyacımız olduğu aylarda izin kullanmak neredeyse imkânsız olur.

Devletin en tepesinden başlayarak “koronavirüsü patronlar için fırsata çevirme” operasyonu, bizim işyerinde anında etkisini gösterdi.

İşyerinde fazla mesai yaptığımız zaman karşılığında ücret verilmesi gerekirken izin veriliyor. Tabi ki bu uygulama onayımız olmadan dayatma şeklinde yapılıyor. İzin de öyle ihtiyacımız olduğu zaman değil, yönetimin istediği zaman, yani işlerin yoğun olmadığı zaman veriliyor. İşyerimiz yazın çok yoğun olur. Bu yüzden genelde izinler de kışın kullandırılır. Yazın, sıcağın bunalttığı, tam da izne ihtiyacımız olduğu aylarda izin kullanmak neredeyse imkânsız olur.

Sendikalı bir işyerinde çalışıyorum. Ben de bu sorunumuzu sürekli hem işçilerin arasında hem de sendikamda gündem ettim. Arkadaşlar da mesailerini ücret olarak almak istediği için bir grup arkadaşımla beraber dilekçe yazarak izin değil fazla mesai ücreti almak istediğimizi yönetime bildirdik. Dilekçeler ellerine ulaştıktan sonra haftalık 45 saat uygulamasına geçildi. Yani fazla mesaileri kaldırdılar. Var olan fazla mesaileri eritmek için de işçilere sürekli izin verildi. Fakat dilekçelerimize bir cevap alamadık. Böyle olunca biz de hem sorunu çözmek hem de örnek olması için bu haksız ve kanunsuz uygulamayı Çalışma Bakanlığına şikâyet ettik.

Nihayet 8 ay sonra inceleme yapmak için müfettişler geldi. Tarafsız olması gereken bakanlık çalışanları pek de tarafsız sayılmazdı. Çünkü işyeri yetkilisiyle beraber gelmişlerdi. Yine yetkilinin verdiği isimler çağrılarak vermiş olduğumuz dilekçe çerçevesinde sorular sorulmuş. İşçilerden aldıkları cevaplar sonucu bütün işçilere mesai karşılığında izin verildiği ortaya çıkartıldı.

Müfettişler geldikten iki gün sonra, daha bir karar çıkmadan, Türkiye’de ilk koronavirüs vakası açıklandı. Yönetim birikmiş fazla mesaileri yaz yoğunluğu başlamadan izin vererek eritme derdindeyken ama tepkiden dolayı yapamıyorken, tam da “Allah’ın bir lütfu” olarak korona Türkiye’ye düştü. Fazla mesai saatleri çok birikmiş işçilerden, kendi kafalarına göre seçtiklerine 30’ar gün mesai “izni” verildi. Bunu da “Biz sizleri düşünüyoruz arkadaşlar. Görüyorsunuz durumları, mecbur kaldık. Sağlığınız her şeyden önce gelir” diyerek yaptılar. Ben de yetkili kişiye “koronayı biz yaratmadık neden faturası bize kesiliyor? Ücretli izin vermeniz gerekir” dedim. Fakat bazı arkadaşlar yönetime hak verdiler. Çünkü öylesine korkutulmuşlardı ki gerçeği göremez olmuşlardı.

“Sağlık mı önemli para mı?” diye düşünebilir bazı arkadaşlar. Elbette ki sağlığımız önemli. Fakat koronavirüs üzerinden korku salıp sonra da bunu kullanmak düpedüz fırsatçılıktır, sahtekârlıktır. Gerçekten bizim sağlığımız düşünülüyorsa, işyerini kapatıp, tüm işçilere ücretli izin vermeleri gerekirdi. Mademki işe gelmemiz bu kadar tehlikeli neden işyerini kapatmıyorlar? Biz neden hâlâ toplu taşıma araçlarını kullanıp işe gitmeye çalışıyoruz? Demek ki dertleri biz işçilerin sağlığı değilmiş.

Koronavirüs patronların çıkarına işleyen kapitalizmin bir sonucudur. Bugün ise patronlar bu virüsü kullanarak bizi daha fazla sömürmeye, takatsiz bırakmaya çalışıyorlar. Her meseleye olduğu gibi bu meseleye de kendi cephemizden bakmak zorundayız. Koronavirüs işçilerin haklarını kuşa çevirme aracı haline getirildi. Buna hep birlikte dur diyemezsek çok daha kötü günler bizleri bekliyor. Çok geç olmadan hep birlikte hareket ederek, hepimizin hayatını cehenneme çeviren patronlardan da onların koronavirüsünden de kurtulabiliriz.

24 Mart 2020

Son Eklenenler

  • 2008 krizini takip eden aylarda toplu işten çıkarmaların yaşandığı pek çok şirkette işçilerin işten çıkarılmayı kabul etmeyerek direnişe geçtikleri elbette unutulmadı. Bugün yaşanmakta olan ağır ekonomik kriz döneminde, milyonlarca işçinin toplu...
  • Egemenlerin dünyayı yıkıma sürükleyen paylaşım ve rekabet savaşları devam ediyor. Güzelim dünyamız milyonlarca insan için adeta bir cehenneme dönmüş durumda. Bu yıl, Nagazaki ve Hiroşima’da atom bombası kullanılmasının 75. yıldönümü. Geride...
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Çanakkale’de bulunan Dardanel Önentaş fabrikasında bazı işçilerde koronavirüs tespit edilmesinden sonra hayata geçirilen “kapalı devre çalışma sistemini” protesto etti. Adeta bir toplama kampı gibi...
  • Koronavirüs’ün zengin yoksul ayırımı yapmadığı, “pandemi” sürecinde ekonominin tüm kesimleri olumsuz etkilediği, hepimizin “aynı gemide olduğu” masalları anlatıladursun gerçeğin hiç de böyle olmadığını veriler ortaya koyuyor. İlk koronavirüs...
  • Hangi yana baksak aslında çok büyük sorunlara işaret eden ayrıntılarla karşılaşıyoruz. Çünkü paranın insanın mutluluğundan, yaşamından daha değerli görüldüğü bir düzende yaşıyoruz. Hepimiz daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyoruz.
  • Merhaba dostlar. Bizim için yürüdüğümüz yolu aydınlatan araçlardan biri oluyor İşçi Dayanışması... Her ay okur mektuplarıyla, yazılarla gündemdeki işçi sınıfını ilgilendiren gelişmeler ve karşılaştığımız, karşılaşacağımız birçok sorunla ilgili...
  • İnsanlık uzun çağlar boyunca yaşadığı deneyimlerden çıkarttığı dersleri, gelecek kuşaklara bazı deyimler veya atasözleri ile aktarır. “Denize düşen yılana sarılır” deyimi de çaresizliğin insana her şeyi yaptırabileceğini anlatmaktadır. Bunu içinden...
  • ABD’li aktör Robert De Niro’nun, Twitter üzerinden “İşte Amerika” notuyla yaptığı paylaşım, köhneyen kapitalist düzenin pis kokularını, çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntüler uzunca bir caddede yatıp kalkmak, çöplerin içinde...
  • İnsanların psikolojik olarak yıprandığı, yalnızlaştığı ve çaresizliğe kapıldığı bir dönemden geçiyoruz. Fakat kendi adıma şunu çok rahat söyleyebilirim ki bu duyguların hiç birini yaşamamamın tek sebebi UİD-DER’de verdiğim örgütlü mücadeledir....
  • Koronavirüs gerekçesiyle okulların tatil edilmesinin üzerinden dört beş ay geçti. Bu sürede milyonlarca öğrenci okula gidemedi. Çocuklar arkadaşlarını göremiyor, sokakta gönlünce oyun oynayamıyor. Evin içine hapsoldukça, cep telefonlarına ve...
  • Covid-19 salgını bahanesiyle patronlara ballı teşvikler açıklayan siyasi iktidar sözde “işten atma yasağı” getirmiş, geçtiğimiz günlerde de yasağın süresini uzattığını açıklamıştı. Ancak iktidarın sözde işten atma yasağı patronlar için bir engel...
  • Koronavirüs salgınıyla örtmeye çalıştıkları krizi fırsata dönüştürme hayalleri kuran patronlar ve hükümet el ele verip kıdem tazminatımızı elimizden almak için yeni hamleler yapıyorlar. Bir yandan “dünyayı ve insanlığı tehdit eden bir virüsle karşı...
  • Merhaba arkadaşlar. Bültenimizin son sayısındaki “Bir Devir ve Bir İşçi Lideri: Kemal Türkler” başlıklı yazının altındaki bir resim beni çok etkiledi. Resimde DİSK’in kurucusu Kemal Türkler’in eşi Sebahat abla, işçi sınıfına grev hakkını armağan...

UİD-DER Aylık Bülteni