Navigation

Buradasınız

Patronlar Kâr İçin Maliyetleri Nasıl Düşürüyorlar?

Haziran 2014, No:75
Maliyetlerin aşağı çekilmesi kapitalist sınıfın işçi sınıfına yönelik bir saldırısıdır. Patronlar talep ediyor, AKP, patronların çıkarlarına uygun bir biçimde politika yapıyor. Denetim yapmakla yükümlü devlet kurumları, patronların ayağına dolanmamaya azami özen gösteriyorlar. Hükümet ve patronlar ne pahasına olursa olsun ekonominin büyümesi gerektiğini savunuyor ve buna uygun davranıyor.

13 Mayısta Soma’da 301 madenci kardeşimiz katledildi. Patronlar bir kez daha kârlarını büyütmek uğruna işçilerin canını hiçe saydılar. Elbette bu katliamın sorumluları başta Soma patronu ve hükümet olmak üzere tüm bir kapitalistler sınıfıdır. Çünkü kapitalistler iş güvenliği ve işçi sağlığı önlemlerini maliyeti arttıran unsurlar olarak görürler ve bu önlemleri almaktan kaçınırlar. Maliyetlerin aşağı çekilmesi kaçınılmaz olarak işçilere ölüm getirir. Çünkü maliyetleri kısmanın tek mümkün yolu işçi ücretlerinden ve haklarından, iş güvenliği önlemlerinden kısmaktır.

O halde maliyetlerin aşağı çekilmesi kapitalist sınıfın işçi sınıfına yönelik bir saldırısıdır. Patronlar talep ediyor, AKP, patronların çıkarlarına uygun bir biçimde politika yapıyor. Denetim yapmakla yükümlü devlet kurumları, patronların ayağına dolanmamaya azami özen gösteriyorlar. Hükümet ve patronlar ne pahasına olursa olsun ekonominin büyümesi gerektiğini savunuyor ve buna uygun davranıyor.

301 işçinin ölümüne neden olan Soma Madencilik firmasının sahibi iki yıl önce, devletten devraldığı madende üretim maliyetini 100 liradan 30 liraya düşürdüğünü övünerek anlatıyordu. Peki, bu fark nasıl oluştu ve kimin cebine girdi?

Soma’daki maden sahası Türkiye Kömür İşletmeleri’ne ait. Elbette denetim sorumluluğu da devlete bağlı TKİ’ye ve Çalışma Bakanlığına ait. TKİ, işletme hakkını Soma Madenciliğe devretti ve çıkaracağı her ton kömürü satın alacağını taahhüt etti. Bu kıyak karşısında ağızları sulanan Soma patronları madene derhal daha fazla üretim ve daha fazla kâr hedefini taşıdılar. Soma patronu buna özel sektör tarzı diyordu. Bu tarz neydi? 

  • Dayıbaşı sistemi ile taşeronluk fiilen hayata geçirildi. İşçilerin başındaki çavuşlara ton başına prim verilmeye başlandı. İşçiler üzerindeki üretim baskısı arttırıldı. Soma Madencilik planlanandan iki kat fazla üretim yaptı.

  • Madende ilerleme usulü çalışma yapıldı. İşçilere “kaç metre kazarsan o kadar para alırsın” denildi. İşçi gerekli önlemler alınmadan çalışmak zorunda bırakıldı. Bu daha çok zehirli gaz demekti. Daha çok kaza demekti.

  • Maden işçilerinin 7 buçuk saat çalışma hakkı fiilen gasp edildi. İki vardiya arasındaki yarım saatlik ara uygulanmadı. Vardiya değişimi madenin içinde yaptırıldı.

  • Alt yapı düzenlemesi yapılmadı. Kömür kazmalarla çıkarıldı. Ocak içinde mazotlu araçlar çalıştırıldı. Oksijenli kaynaklar yapıldı. İletişim ve bunu garantileyecek kontrol odası kurulmadı. Işıklandırma yapılmadı. Yeterince tahliye yolu açılmadı.

  • Maskeler yenilenmedi. Ölçüm için yeterli sensör yerleştirilmedi. Mevzuatta zorunlu tutulmadığı gerekçesiyle yaşam odası kurulmadı. Madencilikten anlamayanlar iş güvenliği uzmanı olarak işe alındı. İşçilere eğitim verilmedi. Eğitimsiz işçiler yeraltına indirildi. Madenden sıcak kömür gelmesine ve sensörler facia alarmı vermesine rağmen üretim devam etti.

  • 8 şikâyete ve böyle bir ocağın sırf elektrik tesisatının denetlenmesi aylar almasına rağmen denetim sadece 4 gün sürdü ve ana galerilerle sınırlı kaldı.

  • Tüm sinyaller tehlikeyi göstermesine rağmen tahliye yapılmadı, acil müdahale ekibi bulundurulmadı.

İşte tüm bu gerçekler maliyetin aşağı çekilmesinin ne anlama geldiğini ortaya koyuyor. İş güvenliği önlemleri alınmıyor, açgözlü patronlar sınıfı daha fazla kâr için işçilerin yaşamına kastediyor. Soma madeninde tüm işçilere yetecek yaşam odası yapılmış olsaydı bunun maliyeti 10 milyon lira olacaktı. Bu biz işçiler için çok büyük bir para olarak görünebilir. Ancak Soma Holding için bu para devede kulaktır. Holdingin Maslak’taki 56 katlı gökdelenindeki en ucuz dairenin fiyatı 1 milyon 350 bin dolar. Yani en ucuzundan 3-4 daire fiyatına tüm işçilerin hayatı kurtarılabilir ve yeni ölümler engellenebilirdi. Oysa kapitalistler işçilerin hayatı için maliyeti arttırmaz, önlem almazlar.

Biz işçiler için iş güvenliği önlemleri hayat demektir. Patronların kârı için daha fazla kan dökmek, can vermek istemiyorsak onların sömürü düzenini yıkmak zorundayız.

17 Haziran 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...