Navigation

Buradasınız

Patronların Siyaseti, İşçilerin Siyaseti

Ağustos 2014, No:77
Patronların saldırıları karşısında grev hakkımızı kısıtlayanlar, sendikalaşmamızın önüne yasalarla engeller dikenler patronların hizmetindeki siyasetçiler değil mi? Savaşlara karar verenler, insanları ölüme gönderenler onlar değil mi? Özetle biz işçilerin yaşamını belirleyen tüm kararları, patronların çıkarı için siyaset yapanlar alıyorlar. Bunun nedeni, işçilerin örgütlü bir şekilde kendi çıkarları için siyaset yapmamalarıdır.

Genç işçiler başta olmak üzere işçilerin çoğu siyasete olumsuz bir gözle bakarlar. Siyasetin, kendi çıkarları peşinde koşan bir avuç politikacının işi olduğunu düşünür ve siyasetle ilgilenmemeyi hüner sayarlar. “Ben siyasetten anlamam”, “siyasetle ilgilenmiyorum”, “bizim siyasetle ne işimiz olur? Biz ekmeğimizin peşindeyiz” gibi cümleleri çok sık duyarız işçilerin ağzından. Oysa siyasetin dışında durmak imkânsızdır. Meselâ asgari ücrete zam isteyen bir işçi bile bal gibi de siyasetle ilgileniyor demektir. Demek ki “siyasetle ilgilenmiyorum” demek doğru bir tutum değildir. Asıl mesele kimin siyasetidir: Patronların siyaseti mi, işçilerin siyaseti mi?

Şöyle bir düşünelim: Hükümet, bakanlar, Meclis’teki onca milletvekili ne gibi işlerle uğraşıyorlar? Yaşamımızı derinden etkileyen kararlar alıp uygulanmasını sağlıyorlar. Meselâ oturduğumuz mahalleleri kentsel dönüşüm alanı olarak ilan etmek, emeklilik yaşını yükseltmek, neye ne kadar vergi ödeyeceğimizi belirlemek, çocuklarımızın alacağı eğitimin niteliğini belirlemek, devlet bütçesinden bizim sağlığımıza ve eğitimimize ne kadar para harcanacağına karar vermek onların işi. Tüm bu kararları işçiler ve emekçiler değil, patronların kâr düzenini savunan siyasetçiler alıyor. Bu kararlardan doğrudan etkilenen biz işçileriz. Soma’da yüzlerce madencinin ölümüne neden olan taşeron uygulamasını yasalaştıran, en temel iş güvenliği önlemlerinin alınması için patronlara baskı yapmayan kimdir? İş saatlerinin uzatılması kimin marifeti? Asgari ücretin “iyi para” olduğunu söyleyen kim?

Peki ya demokratik ve insani haklarımız? Patronların saldırıları karşısında grev hakkımızı kısıtlayanlar, sendikalaşmamızın önüne yasalarla engeller dikenler patronların hizmetindeki siyasetçiler değil mi? Savaşlara karar verenler, insanları ölüme gönderenler onlar değil mi? Özetle biz işçilerin yaşamını belirleyen tüm kararları, patronların çıkarı için siyaset yapanlar alıyorlar. Bunun nedeni, işçilerin örgütlü bir şekilde kendi çıkarları için siyaset yapmamalarıdır.

Sıraladığımız bu haksızlıklara tüm işçiler karşı çıkmaktadırlar. İşte bu karşı çıkmanın kendisi siyaset yapmak anlamına geliyor. Dolayısıyla bizler istesek de siyasetten uzak duramayız. Patronlar sınıfının çıkarları uğruna yürütülen siyaset biz işçilere gün yüzü göstermiyor, hayatımızı zehir ediyor. Demek ki biz işçiler siyasetle ilgilenmediğimiz zaman burjuvazi, yani patronlar sınıfı, işçi düşmanı siyasetlerini hayata geçiriyorlar.

O halde hiçbir işçi “ben siyasetle ilgilenmiyorum” sözünü sarf etmemeli ve tüm işçiler siyasetle ilgilenmelidir. Patronlar sınıfının saldırılarına, işçi sınıfının bağımsız sınıf siyaseti ile yani tüm işçilerin çıkarlarının öne çıkarıldığı örgütlü ve mücadeleci siyasetle cevap vermeliyiz. Örneğin sağlık, eğitim, ulaşım, barınma gibi temel ihtiyaçların ücretsiz olması, iş saatlerinin düşürülmesi ve mevcut işlerin tüm çalışabilir nüfusa dağıtılması, ücretlerin yükseltilmesi talepleri işçilerin talepleridir. Bu talepleri dile getirdiğimizde uyanık patronlar sınıfı ve onların siyasetçileri, söz konusu taleplerin uygulanmasının imkânsız olduğunu söylüyorlar. Oysa bu düpedüz yalandır, söz konusu talepler bal gibi de hayata geçirilebilir. Eğer biz işçiler kendi bağımsız çıkarlarımız temelinde düşünüp hareket edersek onlara şöyle cevap verebiliriz: “Siz ayakkabı kutularını bile parayla doldururken, bizim vergilerimizle oluşturulan devlet bütçesini ceplerinize indirirken, ‘ekonomi büyüdü, artık dünya gücüyüz’ diyerek savaş politikaları yürütürken, batan bankaları kurtarırken, kendi çevrenizi ucuz kredilerle zengin ederken bütün bunlar gayet mantıklı ve mümkün oluyor da bizim taleplerimiz neden imkânsız oluyor?”

İşte kendi sınıfının çıkarlarını esas alarak dünyayı ve siyaseti anlamaya çalışan her işçi kardeşimiz bu soruları sormak zorundadır. Ancak elbette soru sormak yetmez. İşçi sınıfı, patronların siyasetinden bağımsız olarak kendi çıkarları temelinde mücadele etmesini öğrenmek zorundadır. Siyaset yapabilmek için güçlenmek, güçlenebilmek için de örgütlenmek gerektiğini bilmeliyiz. Patronlar sınıfının siyaseti başka, işçi sınıfının siyaseti başkadır. İşçilerin siyaseti, asla patronların siyaseti gibi yalan dolan üzerine kurulu değildir. İşçi ve emekçilerin siyaseti, zaten toplumun yoksul çoğunluğunun çıkarlarını savunur. İşçilerin siyasetinin yalan söylemeye ve kitleleri aldatmaya ihtiyacı yoktur. Kendi sınıfımızın saflarında örgütlenelim ve patronlar sınıfını alt edelim.

19 Ağustos 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...