Navigation

Buradasınız

İş Saatleri Kısaltılsın, Herkese İş ve İnsanca Yaşama Hakkı!

Mart 2010, No: 24

İşçi kardeşler!

Hepimiz gün geçtikçe uzatılan iş saatlerinden haklı olarak şikâyet ediyoruz. Gece gündüz demeden yoğun bir tempoyla üç kuruş paraya, bitkin düşene kadar çalıştırılıyoruz. Birçoğumuz artık tezgâh başında sabahlıyor. İş saatleri uzadıkça bırakalım insan gibi yaşamayı, eş ve çocuklarımızı, komşu ve akrabalarımızı unutur olduk.

Ama patronlar sınıfı 8 saat çalışmamızı dahi az buluyor. Onlara göre işçiler 10 saat, hatta 12 saatten fazla çalışmalı! Zaten çoktandır birçok sektör ve işyerinde 8 saatin çok üstünde çalışma yaptırılıyor. Çalışma saatleri fiilen 10-12 saatin üzerine çıkmış bulunuyor. Öyle ki üç vardiya halinde 8 saat çalışma neredeyse ortadan kalkıyor ve bunun yerini 12 saatlik çalışma döngüsü alıyor. Böylece 8 saatlik yasal çalışma hakkı fiilen işçilerin elinden alınmış oluyor. Patronların amacı yasa düzeyinde de bu hakkı ortadan kaldırmaktır.

Karın tokluğuna uzun saatler boyu çalışmak kölelik değil de nedir? Bundan dolayı biz işçiler, iş saatlerinin acilen kısaltılmasını istiyoruz. Her işçinin insanca yaşayabileceği bir ücret talep ediyoruz. Ücretlerimiz düşürülmeden, iş saatleri kısaltılmalı ve vardiya sayısı arttırılmalıdır. Bizler ömür boyu çalıştığımız halde, ne dinlenebiliyoruz ne tatil yapabiliyoruz. Uzun saatler boyu çalışmak bedenimizi yoruyor, ruh sağlığımızı sakatlıyor. Bir robot gibi, bir makine gibi fabrikanın dört duvarı içinde ömrümüz geçip gitsin istemiyoruz. İşyeri dışında başka bir yaşam olduğunu biliyoruz ve insanca yaşamak istiyoruz.

İş saatlerinin kısaltılmasını talep etmemiz hayalcilik mi? Bilim ve teknolojinin olanakları iş saatlerinin kısaltılmasını ve herkese iş olanağı sağlanmasını mümkün kılıyor. Böylece toplumda işsiz kimse kalmaz. Üretim kapasitesi 100 yıl öncesiyle karşılaştırılamayacak oranda artmıştır. Artık bir otomobili üretmek, bir kumaşı dokumak veya elbise haline getirmek saniyeler içinde mümkün hale gelmiştir. Otomobil firmalarının üretim bandından her 80 saniyede bir araba çıkarmakla övünmeleri bunun kanıtıdır. Hiç kimse işçiliğin verimsiz olduğunu, işçilerin tembel olduğunu ileri süremez. Gözünü kâr hırsı bürüyen patronların az sayıda işçiyle, çok ama çok büyük miktarlarda üretim yaptırdığını kendi çalıştığımız fabrikalara bakarak görebiliriz.

İş saatlerinin düşürülmesi, toplumsal bir sorun olan işsizliği de çözecektir. Ne var ki bizler, ne iş saatlerinin kısaltılmasını ne de işsizliğin önlenmesini patronlardan bekleyebiliriz. İşçi sınıfı yasal 8 saatlik çalışma hakkını patronların iyi niyetiyle kazanmadı. 1886 yılında bütün dünyada işçiler iş saatlerinin 14-16 saatten 8 saate düşürülmesini, patronların ve o günkü yasaların her türlü engeline rağmen başarmışlardı. Yani 8 saatlik çalışma hakkını sınıfımızın önceki kuşakları büyük mücadeleler vererek kazanmışlardı. İş saatlerinin düşürülmesi için öncelikle örgütlenmiş, bütün fabrikalarda bu talebi dillendirmiş ve patronlardan bu hakkı almak için sımsıkı kenetlenmişlerdi. Mitinglerle, yürüyüş ve grevlerle 8 saatlik çalışma hakkını bütün dünyaya ilan etmişlerdi. 8 saatlik çalışma hakkının başını çeken Amerikalı işçi kardeşlerimizin sloganı şuydu: “8 Saat Çalışma, 8 Saat Uyku, 8 Saat Canımız Ne İsterse!”

Kardeşler!

Bilim ve teknolojinin geldiği düzey bugün iş saatlerinin 4 saate düşürülmesini fazlasıyla olanaklı hale getirmiştir. Ücretler düşürülmeden ve hatta ücretlerde artış yapılarak çalışma saatlerini 4 saate düşürmek mümkündür. Böylece dünya genelinde işsiz olan yüz milyonlarca işçi işsizliğin pençesinden kurtularak üretime katılmış olacaktır. Peki, patronlar iş saatlerinin düşürülmesine, işsizlere iş bulunmasına niye karşı çıkıyorlar? Çünkü insanların işsiz, aç ve sefil kalması onların umurunda değildir. Onlar yalnızca kârlarını büyütmeyi düşünüyorlar. Yani patronların kârları düşmesin diye milyonlarca işçi gece gündüz çalışıyor ve milyonlarca işçi işsizlik girdabında boğuşuyor. Milyonlarca insan açlığın, hastalığın ve sefaletin kucağında yaşam savaşı veriyor. İşte kapitalizm budur.

Tüm bu olanaklara rağmen, patronlar çalışma saatlerini azaltmak yerine, tam tersine, 10-12 saate çıkartmış bulunuyorlar. Bunun nedeni bellidir. Biz işçiler örgütlü değiliz ve haklarımız için mücadele vermiyoruz. Örgütsüz olduğumuz için, sınıf kardeşlerimizin on yıllar önce kazandığı 8 saatlik çalışma hakkına bile sahip çıkamıyoruz. Eğer tez elden örgütlenip mücadele etmezsek patronlar 10-12 saatlik çalışma düzenini yasalaştıracaklar. Ama örgütlenip mücadele edersek 8 saatlik çalışma hakkımızı koruyabilir ve hatta iş saatlerinin daha da aşağı çekilmesini ve herkese iş sağlanmasını kabul ettirebiliriz.

İş Saatleri Düşürülsün!

İş Saatleri Düşürülsün!

Herkese İş!

Herkese İnsanca Yaşanacak bir Ücret!

Fiziki ve Manevi Yıpranmaya Karşı Herkese Yeterli Dinlenme Hakkı ve Serbest Zaman!

15 Mart 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kardeşler, bizler çeşitli sekterlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...
  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...