Navigation

Buradasınız

8 Mart ve Kadın İşçilerin Sorunları

Mart 2010, No: 24

Merhaba, kadın ve erkek işçi kardeşlerim. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yüzüncü yılı kutlanıyor. 8 Mart vesilesiyle sizlere seslenmek ve kadınların ortak sorunlarını paylaşmak istiyorum. Ben metal sektöründe çalışan bir işçi kadınım. Yıllardır da fabrikalarda işçilik yapıyorum. Aynı zamanda bir anneyim. Dolayısıyla sorumluluklarım ve iş yüküm biraz daha ağır. Anneyim dedim, evet ama anne olma duygusunu bile tam olarak yaşayamadım diyebilirim. Çünkü çocuğum henüz 2,5 aylıkken tekrar işe başlamak zorunda kaldım. Kim istemez ki çocuğunun yanında olabilmeyi, bebekliğinin her bir anını birlikte yaşayabilmeyi. Ama biz işçi kadınların böyle bir “lüksü” yok. Bizler de eşlerimizle birlikte çalışmak zorundayız. Asgari ücretin ne kadar olduğunu her birimiz biliyoruz. Böyle bir ücret ile bir evin giderlerini karşılayabilmek mümkün mü? Bu nedenle de doğum sonrası ücretli olan 1,5 aylık iznimizi kullandıktan hemen sonra işbaşı yapmak zorunda kalıyoruz. Ya da 6 aylık ücretsiz izin alabiliyoruz. Ama eve giren asgari ücretle 6 ay idare edebilirseniz ve tabii patronunuz size 6 ay izin vermeyi kabul ederse. Genelde doğum izninde olan kadınlar, çocuk dünyaya getirmenin cezasını işsizlik olarak ödüyorlar. Patron, doğum sonrasında günde 1,5 saat ücretli süt izni vermek zorunda. Veya bu izinleri birleştirerek haftada bir gün izin verebilir. Tabii ki bu patronların işine gelmiyor ve izin vermemek için işimize son veriyorlar.

Aynı zamanda biz kadın işçiler olarak patronların bu kirli düzeninde iki kat daha eziliyor ve sömürülüyoruz. Patronların sömürüsünün dışında, hayatın her alanında, yani işyerinde, sokakta ve evde kadın olmamızdan kaynaklı cinsiyet ayrımcılığına uğruyoruz, ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Bununla birlikte, işyerinde ve sokakta taciz ediliyor ve hakir görülüyoruz. Biz kadınların, tüm bu haksızlıkları ve çarpıklıkları görmemiz gerekiyor. Hangi işçi kadın arkadaşımız bu sorunları yaşamıyor ki? Bu nedenle mücadelenin en ön saflarında yerlerini alması gerekenler biz kadın işçiler olmalıyız. Erkeklerimizle birlikte yan yana olmalı, birleşmeli ve birlikte mücadele etmeliyiz. Bizim mücadeleye atılmak için o kadar çok nedenimiz var ki. Fabrikada işçisin, eziliyor ve sömürülüyorsun, tacizlere maruz kalıyorsun. Kadın olduğun için daha düşük ücret alıyorsun. Çocuk doğurduğun için işsiz kalıyorsun. Konfeksiyonlarda üç beş kuruşa, sigortasız çalıştırılıyoruz. Bir de gözlere gözükmeyen bir iş hayatımız daha var: Evlerimizde de çalışıyoruz. Yemek yap, çocuk büyüt, temizlik yap derken hayatımız katlanılmaz hale geliyor. Soralım kendimize: Ne anladık bu yaşamdan? Hangi gün kendimiz için bir şeyler yapabildik? Çocuklarımızın geleceği için hangi uğraşların içinde olduk?

Bizlere, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü miras bırakan Amerikalı tekstil işçisi kadınlar gibi mücadele etmeliyiz. Bugün 8 saat çalışma hakkı varsa, geçmişte Amerikalı kadın ve erkek işçilerin, Rus ve Avrupalı kadınların mücadelesi sayesinde var. Bugün işyerlerinde her ne kadar uygulanmasa da kreş hakkımız var. Bu hak da geçmişte verilmiş mücadeleler sayesinde kazanılmıştır. Ama bizlere bırakılan mirası artıramadığımız gibi, elimizde olanın gasp edilmesine de sessiz kalıyoruz. Oysa daha insanca yaşam için bu mirasa sahip çıkmalıyız. 8 Mart’ı yaratan kadın işçiler, bu mirası bizlere bırakabilmek için bedel ödediler, hayatlarını ortaya koydular. Biz kadın işçiler, erkek işçilerle bir araya gelerek güçlerimizi birleştirmeli, var olan haklarımızı korumalı ve yeni haklar alabilmek için mücadele etmeliyiz. Birlikte taleplerimizi ortaklaştırmalı, omuz omuza vermeliyiz. Bizler çaresiz değiliz. Tüm işçiler yan yana geldiğimizde, isteyip de başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Ben bir kadın işçi olarak, çocuğumun ve insanlığın geleceği için mücadele etmeyi seçtim. Bizden sonra gelecek işçi kuşaklarına, çocuklarımıza bırakacağımız miraslar olmalı. Soruyorum ne bırakabileceğiz çocuklarımıza? Ama mücadele edersek güzel bir dünya ve insanca yaşanabilecek bir hayat bırakabiliriz.

Bu yılki 8 Mart bizlere geçmişimizi yeniden hatırlatsın. Haklı taleplerimiz için bir araya gelelim ve birlikte mücadele edelim.

Her işyerine, her mahalleye ücretsiz kreşler açılsın!

Doğum sonrası izinler artırılsın ve ücretli olsun!

Kadınların muayyen günlerindeki izin hakkı uygulamaya geçirilsin!

Çalışma saatleri kısaltılsın, herkese iş!

Evet, bir işçi ve bir insan olarak bunları istemem o kadar doğal ki. Haydi, işçi kardeşlerim. Sizler de isteklerinizi bu listeye ekleyin. Birleştirelim umutlarımızı, güçlerimizi ve birlikte mücadele edelim. Bunu yapmak zor değil. Bunun için tek gerekli olan şey 3 iken 5, 5 iken 10, 10 iken 100 olabilmektir. Bizler de bunu yapabiliriz. Bizler insan gibi yaşamayı hak eden insanlarız. Çünkü biz üreten, biz çalışan ve biz var eden insanlarız. Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!

15 Mart 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri zamları, vergi adaletsizliğini, ekonomik krizin faturasının emekçilere çıkartılmasını protesto etmek için Bakırköy’de bir miting gerçekleştirdi. Mitinge DİSK, KESK, emekten yana siyasi partiler, EYT’liler,...
  • Yayınlandığı ilk günden beri işçi sınıfının sesi oldu İşçi Dayanışması. Tarihimizi, haklarımızı, kendi sınıf gerçekliklerimizi buradan öğrendik, öğreniyoruz. Çeşitli işyerlerinden işçiler yaşadıkları haksızlıkları bizimle paylaşıyor, biz de onların...
  • Geçen gün diyanetin internet sitesinde isyan etmemek gerektiğini, maddi ve manevi sıkıntıların kader olduğunu belirten bir cuma hutbesi yayınlandı. İnsanlar, dini değerlerinin bu şekilde kullanılmasına ve hutbede söylenenlere tepki gösterdiler....
  • Fransa’da yüz binlerce işçi Macron hükümetinin emeklilik hakkına yönelik saldırısına karşı genel grevde! 5 Aralıkta başlayan greve öğretmenler, ulaşım işçileri, avukatlar, hastane ve havaalanı çalışanları, temizlik işçileri ve daha pek çok sektörden...
  • Değerli işçi, emekçi dostlarım, merhaba! Ben 3 çocuk büyütüp ev geçindiren işçi bir babayım. 2 öğrenci kızım ve çalışmaya yeni başlayan bir işçi oğlum var. Sistemin yarattığı ekonomik kriz zamanlarında geçinmek hepimiz için çok zor. Bir de yeni...
  • Irak’ta 1 Ekimde başkent Bağdat’ta işsizliğe, yoksulluğa ve yolsuzluklara karşı başlayan eylemler kısa sürede ülke geneline yayılmış, kitlesel protestolara dönüşmüştü. Ekim ayının sonundan itibaren üniversite ve lise öğrencileri de okullara...
  • 186 işyerinden 130 bin işçiyi ilgilendiren metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi patron örgütü MESS’in dayatmalarıyla tıkandı. Metal patronları, gerçek enflasyonun %30’lar düzeyinde olduğu bir süreçte, hükümetin matematik oyunlarıyla düşük...
  • Ankara’nın Sincan ve Kozan ilçelerinde faaliyet gösteren Bozankaya A.Ş. fabrikasında çalışan 33 işçi, sendikalaştıkları için işten çıkartıldı. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenen işçiler, Çalışma Bakanlığına yetki başvurusu yapmalarının...
  • Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. İş cinayetlerinin en çok meydana geldiği işkollarından biridir madencilik. Dünyada bir defada yüzlerce işçinin hayatını kaybettiği çok sayıda madenci katliamı gerçekleştir. Madenlerde iş güvenliği önlemlerinin...
  • 2020 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başkanlığında gerçekleştirdi. Komisyon, patron örgütleri adına 5 temsilci, devlet adına 5...
  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 8 Aralık Pazar günü Bakırköy Pazar Alanında bir miting düzenleyeceğini açıkladı. İstanbul Tabip Odasındaki basın toplantısı; “Yoksulluk… İşsizlik… Pahallılık… Enflasyon… Zamlar… Vergiler… Savaş… Bütçe…...
  • 24 Kasımda “kaza” denilen bir iş cinayeti gerçekleşti. Beylikdüzü Ambarlı Limanında bulunan ve uluslararası kargo taşımacılığı yapan bir işletmede, iş makinesi altında kalan Metin Delibaş adlı işçi, yaşamını yitirdi. Olay vardiya değişimi sırasında...
  • İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları her geçen gün zorlaşıyor. Uzun çalışma saatleri, esnek çalışma, iş kazaları ve iş cinayetleri hayatın birer parçası haline geldi. Zaten kuş kadar olan ücretlerimiz gerçek enflasyon karşısında eriyip gidiyor. Ayın...