Navigation

Buradasınız

Sendikal Hareket Krizden Nasıl Çıkar?

Mayıs 2014, No:74
Sendikaları harekete geçirmek için mücadeleci işçilerin sendikalara üye olması, sendikaların tabanında güçlü bir örgütlülük sağlanması ve bu yolla sendika yönetimlerinin sürekli olarak denetlenmesi gerekir. Sendikalarda örgütlenmek ve sendikaları işçilerin mücadele örgütleri haline getirmek, üzerinden atlanamayacak bir görevdir.

Düşük ücretler, uzayan iş saatleri, sonu gelmeyen iş kazaları, taşeronlaştırma, emeklilik yaşının yükseltilmesiyle emekli olmanın giderek imkânsız hale gelmesi ve emeklilik maaşlarının düşürülmesi, işsizlik, işyerlerinde süregiden baskılar gibi pek çok temel sorunumuz var. Çünkü biz işçilerin arasında gerçek bir dayanışma ve birlik henüz örülebilmiş değil. Bu sorunları çözmek üzere işçileri harekete geçirmesi gereken sendikalar ise ne yazık ki bürokrat sendikacıların eline geçmiş durumda. Bu bürokrat sendikacılar, biz işçilerin çıkarlarını savunmak yerine şu ya da bu sermaye partisinin kuyruğuna takılıyorlar. İşçileri örgütlemek ve mücadeleye sevk etmek yerine patronlar ve hükümetle uzlaşma yolunu tutuyorlar. Bu nedenle sendikal bürokrasi işçi sınıfının mücadelesinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

İşçiler ancak birlik olduklarında anlamlı bir güç haline gelebilir, saldırıları püskürtebilirler ve yeni haklar elde edebilirler. Sendikaların esas işlevi de budur: Patronların saldırıları karşısında işçilerin haklarını korumak ve yeni haklar elde etmelerini sağlamak.

Sendika konfederasyonları, geride bıraktığımız işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ta da işçilerin birliğini sağlamak üzere sorumluluk almadılar. 2014 1 Mayıs’ı yaklaşırken birleşik ve kitlesel bir 1 Mayıs kutlanması yönünde bir çaba göstermediler. 1 Mayıs’ı kutlayacakları alanı, kuracakları 1 Mayıs kürsülerinin içeriğini işçilerin sorunlarını ve taleplerini en güçlü şekilde ifade etme gayretiyle belirlemediler. Her sendika konfederasyonu toplumda yaratılan ve işçi sınıfının içine itilmek istendiği sermaye eksenli kutuplaşmanın bir tarafı olarak hareket etti, buna göre tutum aldı. İşçi sınıfının birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarına eğilmedi. DİSK ve KESK 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararı aldılar. Ama hükümetin baskıcı tutumunu aşmak üzere işçileri bilinçlendirip harekete geçirmediler. Bu yönde bir hazırlık yürütmediler. Türk-İş üst yönetimi, hükümete yaranmak gayretiyle Kadıköy’de olacağını açıkladı. Hak-İş 1 Mayıs’ı Kayseri’de kutlama kararı aldı. Bu dağınıklık görüntüsüne hükümetin baskıcı tutumu da eklenince işçilerin çoğu 1 Mayıs’ta alanlara çıkmadı.

Sendikalar işçi sınıfına yönelik saldırılar karşısında işçilerin mücadele azmini ortaya çıkaran, işçilere güç, moral ve güven veren bir tutum almalıdır. Şurası açık ki sendikaları harekete geçirmek için mücadeleci işçilerin sendikalara üye olması, sendikaların tabanında güçlü bir örgütlülük sağlanması ve bu yolla sendika yönetimlerinin sürekli olarak denetlenmesi gerekir. Sendikalarda örgütlenmek ve sendikaları işçilerin mücadele örgütleri haline getirmek, üzerinden atlanamayacak bir görevdir.

Sendikaları ataletten kurtarmak için öncelikle sendikalarda örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. Sendikal ve siyasal yasakların aşılması işçi sınıfının karşı karşıya bulunduğu sorunların temel başlıklarından biridir. 1980 faşist askeri darbesinin mirası olarak sendikal örgütlenmenin önüne dikilen engeller olduğu yerde durmaktadır. İşkolu ve işyeri barajları işçilerin örgütlenmelerini ve güçlenmelerini engellemektedir. Sendikalar bu durumu aşmak için çaba harcamadığı için günden güne işçilerin güvenini daha çok kaybetmektedirler. Sendikalar üye kaybediyor, zayıflıyor, hükümetin ve patronların saldırıları karşısında hareketsiz kalıyor ya da geri adım atıyorlar.

Oysa bu kara tablo değişebilir. 15-16 Haziran 1970’te yüz binlerce işçi işyerlerinden çıkarak dev bir nehir gibi birleşmiş, patronların yüreğine korku salmıştır. Böylece dönemin hükümetinin DİSK’i kapatma girişiminin önüne geçilmiştir. Özellikle DİSK’e bağlı Maden-İş mücadeleci bir sendikal anlayışla hareket etmiş ve işçilerin örgütlenmesi yolunda çaba sarf etmiştir. 15-16 Haziran 1970’te işçiler birlik ve dayanışma içinde mücadele yolunu seçmişlerdir.

Ekonomik kriz derinleşiyor, işçi haklarına yönelik saldırılar artıyor. Soma’da görüldüğü üzere savaştan farklı olmayan işçi katliamları yaşanıyor. Bu nedenle, işçilerin örgütlenme ihtiyacı daha da yakıcı hale geliyor. İşte sendikalar bu can yakan sorunlar karşısında işyerlerinde mücadeleci bir anlayış geliştirmelidirler. Şunu da unutmayalım: Sendikaların düzen partilerinden bağımsız bir çizgiye gelmesi ve işçilerin mücadele örgütü olması için biz işçilerin işyerlerinden başlayarak sendikalarımıza sahip çıkmamız ve denetlememiz zorunludur.

15 Mayıs 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...