Navigation

Buradasınız

2014 Bütçesinden İşçilerin Payına Ne Düşecek?

Aralık 2013, No:69
Hükümetin açıklamalarına ve yaptıklarına bakıldığında, her sene olduğu gibi bu sene de bütçe işçi ve emekçilerin sırtına ağır yükler yükleyecek. Bütçeden işçi-emekçi kitlelerin payına yine kırıntı düşeceği, asgari ücretin ise sefalet ücreti olarak kalacağı şimdiden belli olmuştur.

Bir yılı daha geride bıraktık. Şu günlerde, Türkiye ekonomisinin büyüme rakamları açıklanıp yeni yıl için öngörü hesapları yapılırken, beri taraftan 2014’ün bütçesi hazırlanıyor. Milyonlarca işçiyi doğrudan ilgilendiren asgari ücrete ne kadar zam yapılacağı da merakla bekleniyor. Hükümetin açıklamalarına ve yaptıklarına bakıldığında, her sene olduğu gibi bu sene de bütçe işçi ve emekçilerin sırtına ağır yükler yükleyecek. Bütçeden işçi-emekçi kitlelerin payına yine kırıntı düşeceği, asgari ücretin ise sefalet ücreti olarak kalacağı şimdiden belli olmuştur.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye ekonomisinin 2013’ün ilk 9 ayındaki büyüme rakamları açıklandı. Hükümet ve patron örgütleri, büyük bir gururla ekonominin %4,4 oranında büyüdüğünü duyurdular. Dünyada kriz sürerken, özellikle Avrupa ekonomisi yerlerde sürünürken Türkiye ekonomisinin büyümeye devam etmesi, AKP hükümetini ve patronları sevince boğuyor. Yani patronlar kârlarını, dolayısıyla sermayelerini büyüttüler. Şimdi de işçi-emekçileri sevinmeye çağırıyorlar! Peki, bu büyüme ne pahasına gerçekleşti? Bu zenginleşme nasıl oldu?

2013’te milyonlarca işçi durup dinlenmeksizin, yoğun bir tempoyla asgari ücrete ya da onun biraz üzerinde bir ücrete çalıştı. Milyonlarca işçi bu ücreti üç kuruş arttırabilmek için fazla mesailerde ömür tüketti. Yalnızca 2013’ün ilk 11 ayında 1200’e yakın işçi, iş kazası adı altında iş cinayetlerine kurban edildi, yaşamını yitirdi. Kat be kat fazlası yaralandı ve sakatlandı. Taşeronluk sistemi ve esnek çalışma daha fazla yol aldı. On binlerce işçi işten atıldı. İşçilerin birlik olması ve hakları için sendikalarda örgütlenmesinin önüne geçildi.

İşsizlik giderek tırmanıyor. Resmi rakamlara göre bile işsiz sayısı 3 milyon civarında. Özellikle tarım dışı işsizlik, yani doğrudan sanayi ve hizmet sektörlerindeki işsizlik artış gösteriyor. Haftalık ortalama çalışma süresi ise giderek yükseliyor. Bu durum tam bir tezat oluşturuyor. Dışarıda milyonlarca işsiz varken, az işçiyle daha fazla iş yapılmakta ve aynı zamanda çalışma süreleri uzatılmaktadır. Bu tablo, yeni yılda da sermayenin büyüyeceğini ama işçilerin yaşamının zehir edileceğini ortaya koymaktadır.

Dışarıda milyonlarca işsiz varken, az işçiyle daha fazla iş yapılmakta ve aynı zamanda çalışma süreleri uzatılmaktadır. Bu tablo, yeni yılda da sermayenin büyüyeceğini ama işçilerin yaşamının zehir edileceğini ortaya koymaktadır.

Bugünlerde 2014 yılı bütçesi Meclis’te görüşülüyor. Bu yıl da her zaman olduğu gibi bütçe gelirlerinin çok büyük bir kısmını işçi ve emekçilerden kesilen doğrudan ve dolaylı vergiler oluşturacak. Meselâ yıllık geliri 10 bin 700 lira olan işçi, bunun %15’ini yani 1605 lirasını vergi olarak vermek zorunda. Bu rakam gelir arttıkça artıyor, vergi dilimi giderek büyüyor. İşçi bundan fazla kazandığı her kuruş için vergi dilimine göre önce %20, sonra %27, daha sonra %35 vergi ödemek zorunda bırakılıyor. Yıl sonu yaklaştıkça işçiler daha fazla mesai yapmalarına rağmen daha az ücret alıyorlar. Sözde gelirleri arttığı için ödedikleri vergi oranı da arttırılıyor. Yıllık 10-11 bin liranın üzerinde bir gelir çok yüksekmiş gibi, bu gelirden kesilen vergi oranı arttırılıyor.

Ücretlerden kesilen doğrudan vergiler dışında bir de dolaylı vergiler var ki, burada da işçiler büyük bir adaletsizlikle karşı karşıya. Bir kilo meyve için, Koç veya Sabancı ailesinin de, yoksul bir işçi ailesinin de ödediği vergi miktarı aynı! Yani 800 liralık asgari ücretli işçi de, devasa bir zenginliğe sahip Koç ailesinin bir ferdi de aynı vergiyi ödüyor! Kapitalist sömürü düzeninde çok sözü edilen “eşitlik” işte böyle hayat buluyor!

Sermayeleri büyüyen patronlara türlü türlü kıyaklar yapılıyor, teşvik üstüne teşvik veriliyor. Vergi muafiyetleri getiriliyor, yatırım kolaylığı sağlanıyor. Hükümet, patronların sermayelerini büyütmeleri için devletin tüm imkânlarını seferber ediyor. Sıra işçilere gelince bin bir kahırla ve alın terleri ile kazandıkları üç kuruş para vergi olarak geri alınıyor. Kısacası devlet bütçesinin esas yükünü işçiler sırtlıyor.

Ancak temel olarak işçi ve emekçilerden kesilen vergilerle oluşan bütçeden işçilere pay ayrılmıyor. Ulaşım, eğitim, sağlık paralı! Sözde bir taraftan okullarda bazı kitapları “bedava” dağıtıyorlar, ama öte taraftan eksik kitapları fahiş fiyatlara satıyorlar. Ayrıca aileler, “okula bağış” adı altında adeta yolunuyor. Sağlıktan yapılan kesintiler giderek artarken, ulaşıma yapılan zamlar durmuyor.

Bütçeden emekçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde pay ayırmayan hükümetin, milyonlarca asgari ücretliye reva gördüğü zam %3! Yani yaklaşık 30 lira! İşçiler, bir simit parası kadar bile zam almış olmayacaklar. Oysa Başbakan, iktidarları döneminde asgari ücretle alınan simit sayısının arttığını iddia ediyor. İşçiler sadece simit yiyerek yaşamaya mahkûmmuş gibi “alın size simit” demeye getiriyor.

Bir an için simide gelen zammı unutalım, asgari ücretle alınabilen simit sayısının gerçekten arttığını varsayalım. Bu durum patronların dev sermayesinin katlanarak arttığı ve işçilerin alım gücünün düştüğü gerçeğini değiştirir mi? İşçi ailelerinin yaşayabilmek için kredi kartı ve borç sarmalı ile boğuştuğu gerçeğini değiştirebilir mi?

İğneden ipliğe her şeye zam yapılırken; eğitim, sağlık, ulaşım, ev kirası, ısınma gibi giderler biz işçilerin belini büküyor. Ama Başbakan utanmadan çıkıp, “bakın, artık daha fazla simit alabiliyorsunuz” diyebiliyor. Tüm zenginliği üreten işçiler, simitle karın doyurmaya layık görülüyor. Döktüğümüz ter, ödediğimiz vergiler bizlere kaliteli ve parasız sağlık, eğitim, ulaşım, barınma hakkı olarak geri dönmediği gibi, sosyal yaşamdan kopartılıyor, işle ev arasındaki bir çizgiye hapsediliyoruz. İşçiler bir makine gibi görülüyor ve o şekilde muamele yapılıyor.

İşçi ve emekçiler yeni bir yılın eşiğinde, bu çalışma ve yaşam koşullarının düzelmeyip daha da kötüleşeceğini kara kara düşünüyorlar. Bu gidişatı değiştirmek üzere taleplerimizi ortaya koymalı ve daha da önemlisi bu talepler etrafında örgütlenerek mücadele etmeliyiz.

Vergi adı altında soyulmaya hayır!

Parasız eğitim, sağlık, ulaşım ve konut!

Asgari ücret, sefalet ücreti olarak kalmasın; asgari ücrete, tüm ihtiyaçları karşılayacak oranda zam yapılsın!

Vergiler patronlardan kesilsin!

21 Aralık 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Tarih 11 Eylül 1980… Türkiye işçi sınıfı yıllardır ayakta. Ülkede adeta örgütlenme ve hak alma seferberliği var, işçiler, gençler, kadınlar mücadelenin en önünde. O gün 74 işyerinde grev var. 30 bin işçi grevde. İşçiler ücretlerinin yükseltilmesini...
  • 20 Eylülde 139 ülkeden milyonlarca insan hükümetleri iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye zorlamak için “Küresel İklim Grevi” eylemleri düzenlendi. Dünya çapında yapılan eylem çağrısına birçok ülkede yüz binler karşılık verdi. Türkiye’de de...
  • Daha önceki toplumlardan farklı olarak, kapitalist toplumda ürün çeşitliliğinde ve üretim kapasitesinde sıçramalı bir gelişme görülmüştür. Bugünkü teknoloji ile 10 milyar insanı doyurmak mümkündür. Diyeceksiniz ki, “peki, neden her gün bir milyara...
  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...