Navigation

Buradasınız

Acil Taleplerimiz İçin Mücadeleye!

Kasım 2008, no:8

Ekonomik kriz, iddia edilenin aksine ne ABD ile ne de finans sektörü ile sınırlı kaldı. Bu kriz kapitalist sömürü sisteminin krizidir ve daha şimdiden bütün ülkeleri ve sektörleri etkisi altına almış bulunuyor. Dibe vuran borsalar, iflas eden bankalar, çöken tekeller, büyüyen bütçe açıkları… Enflasyon yükseliyor yani hayat pahalılığı artıyor, işçiler işsizliğe, açlığa ve sefalete terk ediliyor. Başta Amerika olmak üzere, Avrupa, Türkiye ve dünyanın birçok köşesinde yüz binlerce işçi işten atıldı, yüz binlercesi ise ücretsiz izine çıkartıldı. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) açıklamasına göre sadece 2009 yılı içinde 20 milyon işçi işten atılacak. Birleşmiş Milletler’in açıklamasına göre ise, aç insanların sayısı daha da artacak ve 1 milyarın üzerine çıkacak. Ama bu daha başlangıçtır, krizin derinleşmesiyle işsizliğe ve açlığa terk edilenlerin sayısı katlanarak artacaktır.

Durum Türkiye’de de farklı değildir. Kârlarından, servetlerinden ve lüks yaşamlarından taviz vermeyen patronlar sınıfı, krizin yükünü işçilere çıkarmaya başlamış bulunuyor. Bir taraftan işçiler topluca işten atılıyorlar, öte taraftan ise, atılmayanlar ücretsiz izine çıkartılıyor. İstanbul, Kocaeli, Bursa, Denizli, Bilecik ve Kayseri’de daha şimdiden on binlerce işçi işten atılmış bulunuyor. Bugüne kadar 100’den fazla işçinin öldüğü Tuzla tersanelerinde 10 bin işçinin işten atılacağı ilan edilmiş bulunuyor. Kârlarını işçilerin kanı üzerinde yükselten tersane patronları, zararlarını da işçilere ödetiyorlar.

Sermayenin has temsilcisi AKP hükümeti ise, bir taraftan “kriz bize dokunmaz” derken, öte taraftan da krizin faturasını işçi ve emekçilere kesmek için çalışıyor. Elektrik, doğalgaz, su ve ulaşım başta olmak üzere, iğneden ipliğe her şeye peşpeşe zamlar yapılmakta, işçi-emekçi kitlelerin yaşamı daha da katlanılmaz hale getirilmektedir. İşçilerin hakkı olan işsizlik sigortası fonunda biriken paralar da patronlara peşkeş çekilmek isteniyor. AKP hükümetinin amacı, krizde olduğunu açıklayan işyerlerinde çalışan işçilerin 15 günlük ücretini işsizlik sigortası fonundan karşılamak ve patronların yükünü hafifletmektir. Böylece işsiz işçilerin ancak çok küçük bir kesiminin faydalanabildiği işsizlik sigortası fonu, patronları kurtarma fonuna dönüştürülmek isteniyor. Bu asla kabul edilemez! İşsizlik sigortası işçilerindir ve patronlara peşkeş çekilemez. Kârlarına ortak olmadığımız patronların zararına neden ortak olalım! Krizin sorumlusu olmayan işçiler neden krizin faturasını ödesinler? Kri­zin sorumlusu patronlar ve onların kâr düzenidir.

İşçi sınıfı mücadele etmeden haklarını koruyamaz, krize karşı kendini savunamaz. Mücadelenin genelleşmesi ve büyümesi için sendikalarımızı harekete geçirmeli, işsizliğe ve krizin diğer etkilerine karşı dayanışma komiteleri oluşturarak her alanda patronlar sınıfına ve onların hükümetlerine karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz. Sendikalı ve sendikasızıyla, çalışanıyla ve işsiziyle tüm işçiler birleşmeli ve taleplerimiz etrafında örgütlenmeliyiz.

  • İşten atmalar durdurulsun, iş saatleri düşürülsün!
  • Ücretsiz izinler ücretli izinlere çevrilsin!
  • Herkese iş güvencesi sağlansın!
  • Sendikasız çalıştırmaya son!
  • Asgari ücret vergi dışı bırakılsın, vergiler patronlardan kesilsin!
  • İşçilerin kredi kartı, elektrik, su ve doğalgaz borçları silinsin!
  • Elektriğe, gaza ve suya zamlar durdurulsun, yapılan zamlar geri alınsın!
  • Gıda fiyatları ucuzlatılsın!
  • Ev kiraları dondurulsun!
  • İşsizlik fonunun patronlara peşkeş çekilmesine hayır! Fondan yararlanma koşulları işçiler lehine düzeltilsin!
  • Patronların muhasebe defterleri işçilere açılsın! Üretimde işçi denetimi!
  • Kriz gerekçesiyle kapatılan fabrikalar işçilerin yönetiminde çalıştırılsın!
  • Emekçilere parasız sağlık, eğitim, konut ve ulaşım!
18 Kasım 2008

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...
  • Somalı madenciler 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan büyük maden faciasının ardından maden ocaklarının kapanmasıyla işsizliğe mahkûm edilmiş, tazminat ve alacakları da ödenmemişti. Bağımsız Maden-İş ve işçilerin...
  • Nisan 2020 itibariyle siyasi iktidar pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı getirdiğini “müjdelemişti”. Oysa gerçekler söylenenlerin tam tersiydi. İşten atma yerine ücretsiz izin uygulaması hayata geçirildi. Böylece patronların inisiyatifine...
  • Kayı İnşaat Cezayir’deki askeri hastane ve tesislerin inşaat şantiyelerinde çalıştırdığı işçilerin 1 yıllık ücretlerini ödemedi. İnşaat-Sen’de örgütlenen işçiler, 2019’un Aralık ayında ücretlerinin ödenmesi talebiyle Cezayir’de grev yaptılar, dava...
  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...

UİD-DER Aylık Bülteni