Navigation

Buradasınız

Arsız Sömürücüleri İşçilerin Birliği Durdurabilir!

Kasım 2014, No:80

Arsızlık, umursamazlık, ikiyüzlülük… İnsan bazen şaşırıyor, patronları nasıl tanımlayacağını bilemiyor. Bunlar ne biçim insanlar?

Kâr hırsı ve açgözlülük onları utanıp sıkılması olmayan, işçileri umursamayan, ikiyüzlü ve vicdansız insanlar haline getirmiş. Her gün 5-6 işçi iş kazalarında yaşamını kaybediyor, daha fazlası sakatlanıyor. Ailelerin ocağına ateş düşerken, çocuklar öksüz ve yetim kalıyor. Ama patronların vicdanı hiç mi hiç sızlamıyor, ölenleri zerre kadar umursamıyorlar.

Soma’da 301 madenci tek seferde katlediliyor, önlem yok! Mecidiyeköy’de Torunlar inşaatta 10 işçi katlediliyor, önlem yok! Ermenek’te 18 işçi diri diri madene gömülüyor, önlem yok! Isparta’da 17 işçi katlediliyor, önlem yok!

Kapitalist sömürü sisteminde patronların dini imanı paradır. Onların vicdanları ile cüzdanları aynı yerdedir. İşçiler ölmüş, aileler perişan olmuş ne gam!

AKP’nin hedefi 2023’te Türkiye’nin dünyanın 10. büyük ekonomisi olmasıdır. Bu demektir ki, gerekli iş güvenliği önlemleri alınmayacak ve patronlar için maliyetler daha da düşürülecek. Ekonomi işçilerin emeği, canı ve kanı üzerinde büyürken, patronlar daha da semirecek ve dolar milyarderlerinin sayısı daha da artacak. Buna karşın işçiler sefalet koşullarında yaşamaya devam edecekler.

Daha fazla üretim ve daha fazla kâr; sermayelerini büyütme ve lüks yaşamlarını sürdürme kaygısı her şeyin önüne geçmektedir. İnsanlığın çektiği acılar onların semtlerine uğramaz. Onların dünyaya bakışıyla bir işçinin dünyaya bakışı farklıdır. Patronlar her şeyi parayla ölçerler.

Meselâ iş güvenliği önlemlerinin alınması ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması maliyetleri artırır; kârlarının düşeceğini hesaplayan patronlar buna yanaşmazlar. İşçilerin ölmesini ya da sakat kalmasını tercih ederler. Soma’da işçilere 1990’dan kalma tozlu maskeler verilmesi bu yüzdendir. Ermenek’teki madende, 2014’ün ilk on ayında 2017’de üretilmesi gereken kömür miktarı üretilmiş olmasına rağmen, su baskını tehlikesi biline biline işçilerin madene indirilmesi bu yüzdendir. Isparta’da tarım işçilerini taşıyan 27 kişilik araca 45 kişinin bindirilmesi bu yüzdendir.

Bunun adı kapitalist açgözlülüktür, patronların doymak bilmez kâr iştahıdır.

AKP hükümeti ise onların hizmetkârıdır. AKP, bir taraftan patronlara sermaye akıtıyor öte taraftan onları koruyup kolluyor. Bu nedenle, işçilerin ölmesinin bir sorumlusu da AKP hükümetidir.

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana tam 14 bin 455 işçi iş kazalarında yaşamını kaybetti. Yalnızca 2014’ün ilk on ayında ölen işçi sayısı 1500’dür.

Patronlar, adeta işçilere karşı bir savaş açmış durumdalar. AKP hükümeti önlem almayarak ve daha da önemlisi ölümleri normal göstererek bu savaşı desteklemektedir. Soma’da 301 madencinin cesetlerine henüz ulaşılmamış ve aileler kan ağlıyorken, Erdoğan çıkıp “kader, bu işin fıtratında var” demedi mi?

Bu ağızla konuşmak demek, patronlara güç ve destek vermek, siz aldırmayın ve işinize devam edin demektir.

E o zaman patronlar niye önlem alsınlar ki? Ne de olsa arkalarında kapı gibi AKP hükümeti var! İnsan sormadan edemiyor: Acaba ölenler işçiler değil de patronlar olsaydı, Erdoğan yine aynı şekilde mi konuşacaktı?

Şimdilerde, özellikle Ermenek’teki su baskınından sonra AKP ağız değiştirmeye ve patronları suçlamaya başladı. Elbette bu sebepsiz değil. İşçilerin tepkisi giderek artıyor. 2015 seçimlerini de dikkate alan AKP, işçi-emekçi kitlelerin yükselen öfkesini yatıştırmaya girişmiştir.

Çalışma ve Enerji Bakanları madenlerdeki eksiklikleri bir bir sayıp döküyorlar. Onlar konuşurken insan etrafına bakmadan edemiyor: Acaba bunları kime söylüyorlar?

İnsan olan biraz utanıp sıkılır be! Kimi kime şikâyet ediyorsunuz? Denetim yapması ve önlem alması gerekenler sizler değil misiniz?

Lakin AKP’nin derdi iş güvenliği önlemlerini almak değildir. Nitekim Başbakan Davutoğlu’nun iş güvenliği önlemlerinin alınmasına dönük açıkladığı paketin içinde bir tek ciddi ve dişe dokunur madde yoktur.

Meselâ UİD-DER ve sendikalar tarafından dile getirilen şu talep neden hayata geçirilmiyor: “İşyeri hekimlerinin ve iş güvenliği uzmanlarının ücretleri, patronlar tarafından finanse edilen, sendikaların ve meslek örgütlerinin denetiminde olan bir devlet fonundan karşılansın!”

Ama AKP bu basit talebi bile uygulamaya yanaşmıyor. Çünkü AKP, kapitalist sömürü düzeninin ve patronların partisidir. Tüm derdi, patronların çıkarlarını kollamak ve devlet üzerinden onlara sermaye aktarmaktır. AKP ile patronlar içli dışlıdır; bakanların ve milletvekillerinin büyük çoğunluğu aynı zamanda patrondur. Örneğin Ermenek’teki Has Madencilik’in sahibi Saffet Uyar AKP’den belediye başkanı adayı olmuştur.

AKP ve patronlar işbirliği temelinde, doymak bilmez bir açgözlülükle her tarafa saldırıyorlar. Doğanın tahrip olması, suların kuruması, işçilerin ölmesi umurlarında değil. Yeter ki para gelsin ve sermayeleri büyüsün!

Manisa Soma’da termik santral yapılması için 5 binden fazla zeytin ağacı sökülüp atıldı. Köylüler buna karşı çıkarken, AKP’li vekil çıkıp aynen şunu dedi: “5 bin ağaç kesilse ne olur!”

5 bin ağacın kesilmesi, köylülerin topraklarından sürülmesi ve ekmek kapılarını kaybetmeleri önemli değil, önemli olan santral inşa etmek ve ortaya çıkacak rantı paylaşmaktır.

Böylesine açgözlülük, saldırganlık, arsızlık, paradan başka hiçbir şeye değer vermeme ancak kapitalizmin eseri olabilir. Açgözlü patronlar sermayelerini büyütürken, milyonlarca işçi yoksulluğun pençesinde kıvranıyor.

Üretilen toplam değerden işçilerin aldığı pay her geçen gün azalırken, zenginlik bir avuç asalağın elinde birikiyor. İşçilerin %40’ının asgari ücret alması, buna karşın dolar milyarderi sayısının 2003 ile 2014 arasında 4’ten 100’e çıkması bu gerçeği gözler önüne seriyor. Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğinde, yani zenginle fakir arasındaki uçurumda ilk sıralarda yer alıyor. Yani AKP’nin övündüğü ekonomik büyüme yalnızca patronların kasasını dolduruyor.

Ancak AKP, “büyük Türkiye” söylemiyle işçi-emekçilerin ulusal gururlarını okşayarak onları kandırmaya çalışıyor. “Büyük Türkiye”, “küresel güç Türkiye” gibi söylemlerle işçilerin sefaletinin üzerini kapatmak istiyor.

AKP’nin hedefi 2023’te Türkiye’nin dünyanın 10. büyük ekonomisi olmasıdır. Bu demektir ki, gerekli iş güvenliği önlemleri alınmayacak ve patronlar için maliyetler daha da düşürülecek. Ekonomi işçilerin emeği, canı ve kanı üzerinde büyürken, patronlar daha da semirecek ve dolar milyarderlerinin sayısı daha da artacak. Buna karşın işçiler sefalet koşullarında yaşamaya devam edecekler.

Peki, bu gidişata kim dur diyecek?

Elbette biz işçiler! Patronlar karşısında tüm işçilerin çıkarları ortaktır. Bu nedenle biz işçiler, ulus, din ve inanç farkı gözetmeden bir sınıf olarak birleşmeli ve haklarımız için mücadele vermeliyiz.

İş kazalarını ve işçi ölümlerini durduracak, iş saatlerini düşürecek, ücretleri yükseltecek, taşeronlaştırma belâsına son verecek olan işçilerin örgütlü mücadelesidir.

15 Kasım 2014
...önceki
Büyüyor

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...