Navigation

Buradasınız

AKP de CHP de MHP de Patronların Sömürü Düzenini Savunuyor

Düzen Partilerine Mahkûm Değiliz!

Mart 2014, No:72
Düzen partileri toplumu dindar-dindar olmayan, laik-şeriatçı, Alevi-Sünni temelinde böldüler, kutuplaştırdılar. İnsanları kıyafetleri, inançları ve kültürel gelenekleri ekseninde karşı karşıya getirdiler. Halk kutuplaştıkça birbirinden uzaklaştı ve bu sömürücü partilerin esiri haline geldi.

İşçiler, emekçiler, kardeşler!

Seçimlere az bir zaman kaldı. Ortalık toz duman. İktidar kavgası kızışarak devam ediyor. 2015’teki genel seçimlere kadar kavganın sertleşerek devam edeceği açıktır. Bu kavganın bir tarafında AKP ve onun etrafındaki sermaye grupları, öte tarafında ise CHP, MHP, Gülen Cemaati ve onların etrafındaki sermaye gruplarının oluşturduğu muhalefet cephesi var.

Verilen kavganın amacı işçi ve emekçi halkı düzlüğe çıkartmak değildir. Bunların tamamı bu hırsız, uğursuz sömürü düzeninden yanadır. Bu düzen partilerinin hiçbirinden işçilere yarar gelmez. Bu sermaye partilerinin tümü de işçi-emekçi kitleleri kendi iktidar kavgalarına alet etmek istiyorlar.

Kardeşler!

Bu partiler toplumu dindar-dindar olmayan, laik-şeriatçı, Alevi-Sünni temelinde böldüler, kutuplaştırdılar. İnsanları kıyafetleri, inançları ve kültürel gelenekleri ekseninde karşı karşıya getirdiler. Halk kutuplaştıkça birbirinden uzaklaştı ve bu sömürücü partilerin esiri haline geldi.

Yıllar yılı CHP, kibirli generaller, yargı mensupları, gazeteciler, kısacası Kemalist cephe, dindar olanları aşağıladı ve hor gördü. Bu nedenle, özellikle köyden kente yeni göç etmiş daha dindar kesimlerde giderek bir öfke birikmeye başladı.

İşte AKP ve benzerleri, halkın bu öfkesini kendi çıkarları için kullandılar. AKP, başta başörtüsü sorunu olmak üzere halkın dini duygularını istismar etti. Kemalist cephenin halkı aşağılamasını kullandı, sürekli mağdur rolünü oynadı ve iktidarını bu siyaset üzerine oturttu. Her geçen gün toplum o denli bölündü ki, insanlar sorgulamadan AKP’nin ya da CHP’nin oluşturduğu cepheye destek verdiler, veriyorlar.

Ancak işçi-emekçi kitleler bölünüp karşı karşıya getirilirken, TÜSİAD, MÜSİAD ve TUSKON gibi sermaye gruplarında örgütlenmiş patronlar palazlandıkça palazlandılar. Çünkü AKP, işçilerin haklarına saldırırken sürekli patronların önünü açıyordu. AKP iktidara geldiğinde sadece 3 dolar milyarderi vardı, bu sayı 2013’te tam 57’ye çıktı. Türkiye ekonomisi dünyanın 17. ekonomisi seviyesine yükseldi. İşçiler ise düşük ücretlere, günde 12 saat çalışmaya ve iş kazalarında ölüp gitmeye mahkûm edildi.

Günde 12 saat çalışan, sefalet ücreti alan, işsizlikle boğuşan ve sefalet koşullarında yaşayan işçiler ile işçilerin ürettiklerine el koyarak sefahat içinde yüzen patronların çıkarı ortak olabilir mi? Biz işçiler hangi inançtan, dinden ve ulustan olursak olalım biriz, çıkarlarımız ortak. O halde bizi bölmelerine, şu ya da bu düzen partisinin peşine takmalarına izin vermeyelim.

İşçiler farklı kutuplara bölündükleri için birleşip AKP’nin ve patronların saldırılarına cevap veremediler. Yan yana çalışan işçiler, gözlerine çekilen bağı yırtıp atamadıkları için kazanan daima patronlar oldu.

Kardeşler!

Şimdi iktidar kavgasında yeni bir perde açılmış durumda. Daha önce AKP’nin yanında yer alan Gülen Cemaati ve onun sermaye grubu TUSKON, muhalefet cephesine geçti. İktidar kavgası sertleştikçe her türlü yöntem devreye sokuluyor. Karşı cephe, 17 Aralıkta AKP’nin yolsuzluk ve rüşvet bataklığını ifşa etti. Daha sonra ses kayıtlarını yayınlayarak saldırısını sürdürdü. AKP ise iktidarda kalmak, yolsuzluk ve rüşvet bataklığının üzerini örtmek için her türlü zorbalığa başvurmaktan çekinmiyor. Anti-demokratik yasalar çıkartıyor, medyayı ve tüm devlet gücünü kullanarak her türlü muhalefeti, insanların demokratik hak arayışlarını bastırmaya çalışıyor.

Özellikle AKP ve Erdoğan, toplumu daha da kutuplaştırarak ve karşı karşıya getirerek yolsuzluk ve rüşvetin üzerini kapatmak istemektedir. Nitekim tüm olup bitene rağmen, AKP’ye oy veren işçi-emekçi kesimler AKP’nin söylediklerini tekrar etmekte ve “komplo” kurulduğunu ifade etmekteler. CHP’ye oy veren işçi-emekçi kesimler ise tüm sorunların kaynağını AKP’de görüyorlar. Sanki AKP gidip de CHP geldiğinde, kapitalist sömürü düzeni akşamdan sabaha cennete dönüşecek!

Kardeşler!

Kutuplaştırma ve cepheleştirme tuzağına düşmeyelim. AKP boğazına kadar yolsuzluk ve rüşvet bataklığına gömülmüş durumdadır. İşçiler, neden tüm bu yapılanlara gözyumup bakan ve patron çocuklarının pisliklerini aklamak zorunda olsun? Yolsuzluk kapitalist düzenin bir parçasıdır. Bugün AKP gidip yerine CHP veya MHP geldiğinde de farklı olmayacak. Kardeşler, paraya tapılan bir düzende başka türlü olabilir mi? Olamaz, çünkü pislik, yolsuzluk, rüşvet, sömürü kapitalizmin doğasında var. O halde biz işçiler kapitalist sömürü düzenine ve onun devamı için siyaset yapan partilere kendimizi neden mahkûm kılalım?

Kardeşler!

Yolsuzluk kapitalist düzenin bir parçasıdır. Bugün AKP gidip yerine CHP veya MHP geldiğinde de farklı olmayacak. Kardeşler, paraya tapınılan bir düzende başka türlü olabilir mi? Olamaz, çünkü pislik, yolsuzluk, rüşvet, sömürü kapitalizmin doğasında var.

Günde 12 saat çalışan, sefalet ücreti alan, işsizlikle boğuşan ve sefalet koşullarında yaşayan işçiler ile işçilerin ürettiklerine el koyarak sefahat içinde yüzen patronların çıkarı ortak olabilir mi? Biz işçiler hangi inançtan, dinden ve ulustan olursak olalım biriz, çıkarlarımız ortak. O halde bizi bölmelerine, şu ya da bu düzen partisinin peşine takmalarına izin vermeyelim.

Kardeşler!

Seçimler yaklaşıyor. Herkes birbirine kime oy vereceğini soruyor. Aslında işçiler arasında yapılan tartışmalar biraz ilerletildiğinde görülüyor ki, işçiler sömürü düzeninden bıkmış durumdalar. Ancak toplum alabildiğine kutuplaştırıldığı için alternatifsizlikten söz eden işçi-emekçiler, istemeden de olsa AKP, CHP ya da MHP’ye yönelebiliyorlar. Kardeşler, sizleri bu oyunu boşa çıkartmaya ve bu çıkışsızlığı aşmaya çağırıyoruz. Bu seçimlerde emek, demokrasi ve özgürlüklerden yana olan adayları destekleyelim. Halkların Demokratik Partisi (HDP), çok sayıda emek ve demokrasi örgütünün bir araya geldiği bir seçim bloku partisidir. HDP’ye oy vererek aynı zamanda ezilen Kürt halkının demokratik haklarını desteklemiş, Türk ve Kürt işçilerin birliğini güçlendirmiş oluruz. Sınıfımızı bölmeye çalışan burjuva partilerin bizi kutuplaştırma politikalarına karşı çıkalım! Sınıfımızın birliğini örmeye çalışalım!

18 Mart 2014
...önceki
Tahterevalli
sonraki...
Sevgi Nedir?

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...
  • Daha doğar doğmaz salgın hastalıklara karşı aşılanırız. Verem, çocuk felci, boğmaca, kızamık, tetanos gibi olası hastalıklar karşısında önleyici sağlık hizmeti almış oluruz. Böylelikle daha baştan mikroplara ve virüslere karşı direnç geliştiren...
  • EYT Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği taleplerini haykırmak için 8 Eylülde Tandoğan Meydanında toplandı. Çeşitli illerden binlerce işçi ve emekçi bir araya gelerek emeklilik hakları için mücadelede kararlı olduklarını bir kez daha gösterdiler...
  • Günden güne kadına yönelik şiddet artıyor. Her gün birkaç kadının kocası tarafından silahla vurulduğu, bıçaklandığı haberlerini okuyoruz. Okunan haberlerdeki vahşet önce insanları üzüyor sonra öfkesini artırıyor. İnsanlar, sosyal medyada birkaç şey...
  • Enflasyon gibi işsizlik oranları da kasıtlı olarak düşük gösteriliyor. Aslında ekonomik alandaki tüm veriler, toplumun gözünden saklanıyor. Çünkü gerçeğin tam olarak görülmesi istenmiyor. Siyasi iktidar, verilerle oynayarak ve medyayı kullanarak...