Navigation

Buradasınız

Fazla Mesai Savaşları

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 137

Geçtiğimiz günlerde çalıştığım fabrikada Pazar mesaisine kalmak isteyen arkadaşlar arasında bir tartışma çıktı. Bir grup, “bu seferki fazla mesai bizim hakkımız” derken, diğer grup “hayır siz bu ay Pazar mesailerine fazla kaldınız, bizim hakkımız” diye cevap veriyordu. Bu konu günlerce uzadı, hatta sorun üretim sorumlusuna kadar gitti. O da haliyle işçiler arasındaki bu ayrışmayı daha da körükledi. Fazla mesailer yapıldı, bitti ama tartışmalar devam ediyor.

Benim çalıştığım fabrikada durum buyken metal sektöründe çalışan bir arkadaşımın fazla mesailerle ilgili anlattıkları da içinde bulunduğumuz koşulları özetler nitelikteydi. Fabrikadaki iş arkadaşları fazla mesai talep etmişler. Patron da işyeri panosuna “yoğun istek üzerine bu hafta fazla mesai yapılacaktır” diye duyuru asmış, sanki lütufta bulunuyormuş gibi.

Hiç unutmam, yıllar önce araba parçası üreten bir fabrikada çalışıyordum. İşe başlayalı 3-4 ay olmuştu. Ayda 200 saat fazla mesai yapan arkadaşlarım vardı. Ben en az 80-90 saat fazla mesai yapıyordum. O zamanlar sendikalaşma çalışması vardı ve neredeyse sona gelinmişti. Sonra anlaşma sağlandı ve sendikalı olduk. Sendikadan önce maaşım asgari ücretti. Yani o zaman için 380 lira. İlk sözleşme imzalanınca maaşım birden 600 liraya çıktı. O günden sonra fazla mesaiye nadiren kalıyordum. Benim gibi birçok arkadaşım da artık nadiren fazla mesaiye kalıyordu. Bu defa patron fazla mesaiye kalmamız için bizimle toplantı yaptı. Buna rağmen çoğunluk yine fazla mesaiye kalmadı. Artık ücretlerimiz yükselmişti. Bu yüzden eskisi kadar fazla çalışmayla kendimizi paralamamıza gerek yoktu. Nihayetinde bizim de iş dışında bir yaşamımız vardı.

Ekonomik sorunlar büyüdükçe sekiz saati aşan fazla mesailere kalmayı, hatta Pazarları da çalışmayı istiyoruz. Evet, bu kararı kendi isteğimizle veriyoruz. Çünkü hepimizin geçim sıkıntısı çektiği ortada. Çünkü aldığımız maaş daha cebimize girmeden kuş misali uçup gidiyor. Bu nedenle aldığımız ücreti biraz daha yükseltebilmek için fazla mesailer tek çıkar yol gibi görünüyor. Kaç tane anne baba çocuğunun üniversite harcını veya yurt parasını karşılamak için Pazar mesaisini iple çekiyordur acaba? Kaç genç “biraz daha para biriktireyim de bu yaz düğünümü yapayım” diyordur meselâ?

Elbette her işçi; ailesiyle, sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmek, gezmek, eğlenmek ve sosyalleşmek ister. Bizler elimize biraz daha para geçsin de birkaç açığımızı daha kapatırız diye düşünüyoruz. Evin kirası, faturalar, mutfak masrafları, çocukların ihtiyacı derken liste uzayıp gidiyor. Fakat ne kadar çalışırsak çalışalım yine de yetmiyor. Sorun bizim kaç saat çalıştığımızla ilgili değil. Sorun ücretlerimizin düşük olmasında! O zaman fazla mesailer ve uzun çalışma saatleri kimin yanına kâr kalıyor? Maalesef patronların yanına kâr kalıyor. Bizim payımıza kalansa yorgunluğumuz ve hasta olmaya yüz tutmuş bedenlerimiz. Biz işçiler fazla mesai için birbirimizle çatışırken perde arkasında kazanan taraf patronlar oluyor.

Patronlar ücretleri düşük tutarak bizleri fazla mesailere kalmak zorunda bırakıyorlar. Oysa öfkemizi, birbirimize kızmak yerine bizi kötü çalışma ve yaşam koşullarına mahkûm edenlere yöneltsek pek çok şey değişebilir. Çünkü geçim sıkıntımızı fazla mesaiye kalarak ortadan kaldıramıyoruz sadece erteleyebiliyoruz. Üç beş ay sonra aynı sorunla yine yüz yüze geliyoruz.

28 Ağustos 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçi sınıfı tarih denen sahneye defalarca fırlamış ve sömürü düzenini yıkmak için destansı mücadeleler vermiştir. Yine verecektir. İnsanlık büyük bir değişimin eşiğinde durmaktadır. Doğrudur, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! İnsanlık kapitalist...
  • Koronavirüs bahanesiyle hız kazanan hak gaspları ve saldırılar tüm dünyada işçilerin hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Daha şimdiden milyonlarca işçi koronavirüs bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldı, işten atıldı. Sözde koronavirüse karşı...
  • Koronavirüs yaygarasının giderek daha çok koparıldığı Latin Amerika ülkelerinde emekçilerin öfkesi de büyüyor. Karantina günlerinin uzatıldığı, emekçilerin işsiz kaldığı, açlığın arttığı ülkelerde yaratılan korku atmosferine rağmen işçiler mücadele...
  • Her çağda, her dönemde sömürüye ve zulme karşı mücadele verenler var olmuştur ve olacaktır. Tarihsel hafızada birikip bugünlere, bizlere kadar ulaşmış olan çok büyük deneyimler mevcut. Egemenler her ne kadar toplumda bir korku yaratsalar da korkuya...
  • Dünya işçi sınıfı mücadelesinin en şanlı günü olan 1 Mayıs geride kaldı. Biz işçilere yaşatmamaya çalıştılar gerçi bu şanlı günü, kapitalist sistemin efendileri insanları evlerine hapsederek tekrardan hatırlamayalım istediler mücadele azmimizi,...
  • Kapitalistler koronavirüs bahanesiyle baskıları arttırmaya devam ediyorlar. En son 1 Mayıs’ta sorunlarımızı meydanlarda haykırmamıza engel oldular. Gelecek kaygımız git gide büyüyor ve düzgün bir eğitim alamıyoruz. Krizi virüs örtüsü altına...
  • İşçi sınıfının geçmişinde hep mücadeleler olmuştur. Egemenlerin saldırıları da olmuştur. 1977 1 Mayıs’ı da buna örnektir. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de 34 işçi katledildi. Katiller egemenler tarafında cezalandırılmadı. Her ne kadar unutturmaya...
  • Büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor ve patronlar yine krizin faturasını işçilere kesiyorlar. Bu da milyonlarcamızın işsiz kalmasına neden oluyor. Böyle bir durumda bile teşvikler, destekler yine patronlara akıyor. İşçilerin maaşlarından kesilen...
  • Yaşadığım mahallede yaklaşık on gündür sokaktan geçen ve bağıran insanların seslerini duyuyorum. Bir sütçünün ya da bir hurdacının sesi değil bu sesler. “Açım!” diye bağıran insan sesleri… “Açım ablalar, açım abiler... Ne olur yemek verin, bir parça...
  • Dünya egemenleri, kapitalist sistemin krizini gizlemek için koronavirüs salgınını adeta bir örtü olarak kullanıyorlar. Her fırsatta ekranlardan boy gösterip “sosyal mesafeye” dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Sözde alınan önlemler kapsamında...
  • Pandemi bahanesiyle milyonlarca Amerikalı işini kaybetmeye devam ediyor. Çalışma Bakanlığının verilerine göre dönemsel olarak görülen işsiz sayısının dışında Mayıs ayının ikinci haftasında 3 milyon kişi daha işini kaybetti. Böylelikle Mart ayının...
  • Sosyal Güvenlik Kurumu 7 Mayısta özel bir genelge yayınladı. Bu genelgeyle Covid-19’un iş kazası ya da meslek hastalığı kapsamında sayılmayacağı bildirildi. Yani bu genelgeye göre çalışırken işyerinde, fabrikada Covid-19’a yakalanan işçiler için iş...
  • Tüm dünyada olduğu gibi bu topraklarda da emekçi kitleler çok zor günlerden geçiyor. İşçiler işsizlikten açlıktan, yoksulluktan intihar ediyor. İşçi ailelerinde ekonomik sorunlar nedeniyle şiddet artıyor, psikolojiler bozuluyor. Sefaletin kör...