Navigation

Buradasınız

Genel-İş’ten Kadın Emeği Raporu

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi kadın işçilerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları inceleyen Kadın Emeği Raporu yayımladı. Bu yıl beşincisi yayınlanan rapora göre kadınlar işsizlik, düşük ücretler, kreş hakkının gaspı gibi sorunlarla boğuşmaya devam etti. Siyasi iktidar erkek egemen anlayışı körüklemeyi sürdürdü.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi kadın işçilerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları inceleyen Kadın Emeği Raporu yayımladı. Bu yıl beşincisi yayınlanan rapora göre kadınlar işsizlik, düşük ücretler, kreş hakkının gaspı gibi sorunlarla boğuşmaya devam etti. Siyasi iktidar erkek egemen anlayışı körüklemeyi sürdürdü.

Genel-İş Araştırma Dairesinin TÜİK, OECD, ILO, İŞKUR ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gibi kuruluşların verilerini inceleyerek oluşturduğu rapor, kadın emeğinin karşılaştırmalı bir analizini yapıyor. Örneğin Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye’de kadın istihdamı çok gerilerde kalıyor. Türkiye’de nüfusun yarısını oluşturan kadınların 2019’da istihdama katılım oranı yüzde 29,4 olarak gerçekleşti.

Kentli nüfusun arttığı Türkiye’de kadınlar hâlâ büyük oranda ev içi bakım hizmetleri nedeniyle işten ayrılıyor. Rapora göre 2019 yılında 494 bin kadın, ev içi bakım hizmetleri için, yani çocuklara veya bakıma muhtaç yetişkinlere bakmak için işten ayrıldı. Türkiye genelinde ev işleri nedeniyle çalışma hayatına katılmayan kadın sayısı yaklaşık 12 milyon.

Kadın Emeği araştırmasının ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı gerçek işsiz kadın sayısının her geçen yıl hızla arttığıdır. 2014-2019 yılları arasında işsiz kadın sayısı yüzde 52 artarak 2 milyona yaklaştı. Ekonomik krizin de etkisiyle Türkiye’de kadın işsiz sayısı 2019 Kasım ayı itibariyle 1 milyon 755 bine yükseldi. Kentlerde genç kadın işsizliği oranı yüzde 36’lara ulaştı. 2019’da 15-24 yaş arası genç kadınların istihdama katılım oranı yüzde 21,4’te kaldı. Bu verilerin içinde “ev kadını” olarak tanımlanan ve aslında işsiz sayılması gereken kadınların olmadığını belirtelim.

İş bulup çalışan kadınlarsa çok çeşitli sorunlarla karşı karşıya geliyorlar. Kadın Emeği raporuna göre 2 milyon 932 bin kadın haftalık 45 saatten fazla çalıştırılıyor. Yasal sürelerin üstünde çalıştırılan kadınların yüzde 34,4’ü yani 1 milyon 9 bin kadın kayıt dışı çalıştırılıyor. Tüm kadın işçiler içinde ise bu oran yüzde 41,3. Yani her 10 kadından en az dördü kayıt dışı çalışıyor. Aynı rapora göre kadın işçiler 2018 yılında erkek işçilerle karşılaştırıldığında yüzde 8 daha az ücret almışlardır. ILO rakamlarına göreyse bu oran yüzde 12. Ancak meslek lisesi mezunu kadınlar, bu ortalamada açığa çıkan adaletsizlikten daha büyük bir adaletsizlikle karşı karşıyadır. Meslek lisesi mezunu kadınlar erkeklere göre yüzde 30 daha az kazanmışlardır.

Genel-İş Sendikasının raporunda sonuç bölümünde şu talepler sıralanıyor:

  • Kadınlara güvenceli ve sürekli istihdam sağlayacak politikalar planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
  • Kayıt dışı istihdam ve uzun çalışma sürelerine karşı denetim mekanizmaları geliştirilmeli, caydırıcı önlemler alınmalıdır.
  • Cinsiyet ayrımına dayalı işbölümüyle şekillenmiş istihdam alanlarında kadın işi erkek-işi ayrımına karşı eşitlikçi istihdam politikaları uygulanmalıdır.
  • Kadınla erkek arasındaki cinsiyete dayalı ücret açığı giderilmeli, aynı işi yapan ya da eşdeğer işi yapan kadınla erkek arasındaki ücret farkını yaratan uygulamalar ortadan kaldırılmalı, işverenler denetlenmelidir.
  • Kadının sorumluluğu olarak görülen ve çalışma hayatına katılmasındaki en önemli engeli oluşturan ev içi hizmetler ve çocuk-yaşlı bakımı için kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılmalıdır.
  • Kadın istihdamını geliştiren en önemli olgu eğitimdir. Eğitim politikaları toplumsal yapının dayattığı ataerkilliğin ötesine geçerek eşitlik temelinde yeniden düzenlenmeli ve eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
  • Başta işyerleri olmak üzere hayatın her alanında kadına yönelik taciz ve şiddete karşı önlemler alınmalıdır.
  • Toplu sözleşmelerde cinsiyet eşitliği esas alan düzenlemeler yapılmalıdır.
  • 8 Mart tüm kadınlara resmi ve ücretli tatil günü ilan edilmelidir.
8 Mart 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Tüm dünya ağır bir ekonomik krizin ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor. İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor. Emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor. Hemen her ülkede eğitim ve sağlık...
  • İşçi Dayanışması 150 sayıdır mücadelemizin, öfkemizin, sevinçlerimizin, işyerlerinde yaşadığımız sorunların kürsüsü oldu. İlk sayısından itibaren, her sektörden, fabrikadan, şehirden ve hatta okyanuslar ötesinden işçi arkadaşlarımızla buluştuğumuz...
  • Bundan yıllar önce UİD-DER’e yeni geldiğim sıralarda, bana bir işçi arkadaş gazete vermeye başladı, İşçi Dayanışması gazetesi. Ben de o sıralarda şöyle bir göz gezdirip okumadan sayfalardaki resimlere bakıyordum. Aldığım gazeteleri eve gittiğimde...
  • İşçi Dayanışmasının ilk sayısına hepimiz yetişemesek de UİD-DER internet sitesindeki arşivinden bulup sayfalarını karıştıranımız çok olmuştur. O günlere şahit olanlarımız geçmişteki mücadele günlerini yâd etmiş, yola sonradan düşenlerimiz ise...
  • Ali Abi döküm işinde çalışıyor. Daha küçük bir çocukken çırak olarak başlayan çalışma hayatı 50 yılı aşmış. Özellikle ilk yıllar sigortasız çalıştırıldığı için ancak dört yıl önce emekli olabildi Ali Abi. Döküm işi ağır ve çok tehlikeli iş...
  • Sömürücü egemenler, salgını çok yönlü, çok kapsamlı bir saldırı aracına dönüştürmüştür. İnsanların hak ve özgürlüklerini koruyarak salgınla mücadele etmek yerine, onu kullanarak bir korku imparatorluğu yaratmış, kapitalizmin tüm...

  • Antigone, bundan 2 bin 455 yıl önce Atinalı Sophokles tarafından yazılmış Thebai Üçlemesi olarak bilinen oyunun sonuncusudur. Sürgüne giden Oidipus’un ölümü üzerine iki oğlu dönüşümlü olarak birer yıl tahta geçerek iktidarı paylaşmak üzere...
  • Covid-19 salgını, hem dünyada hem Türkiye’de en belirleyici gündem olmaya devam ediyor. Egemenler, her şeyi gölgede bırakan Covid-19’a karşı mücadele etmek yerine onu bir korkutma aracı olarak kullanmaya devam ediyorlar. Milyonlarca insan daha yeni...
  • Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesinin örgütlü olduğu Novares fabrikasında uzun süredir devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin (TİS) tıkanması sonucu işçiler 22 Eylülde üretimi durdurarak greve çıktılar. Pandemi nedeniyle 9 ayı bulan TİS...
  • Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesinin örgütlü olduğu Novares fabrikasında uzun süredir devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin (TİS) tıkanması sonucu grev kararı alınmıştı. Talepleri kabul edilmeyen işçiler, 22 Eylülde otomotiv parçası üreten...
  • İŞKUR’un açıkladığı işsizlik sigortası verileri işsizlik fonunun yıllardır patronlara peşkeş çekildiğini bir kez daha teyit etti. Özellikle 2020 yılının 8 ayına ait veriler bu gerçeği çok daha çarpıcı bir şekilde gösteriyor. İŞKUR’a göre 2002...
  • Sendikalı oldukları için işten atılan ve Ağustos ayında duyurdukları 10 haftalık direniş planına göre her Pazartesi günü Cargill müşterilerinden birinin genel müdürlüğü önünde eylem yapan Cargill işçileri, Assan Gıda, Coca Cola, Pepsico ve Haribo’...
  • İçim içime sığmıyor, yükseklerden uçuyorum, bir türlü gökten yere inemedim. Çünkü ekonomimiz göklerden yerlere inmiyormuş. Havadis böyle. Bakanımız diyor ki “ekonomimiz uçuyor.” Biz de uçuyoruz! Doğalgaz bulunmuş, bulundu da gaz da uçucu bir madde...

UİD-DER Aylık Bülteni