Navigation

Buradasınız

UİD-DER Kadın Komitesi: Dayanışmayla, Mücadeleyle, UİD-DER’le Güçlenelim!

Biz emekçi kadınlarız. Evde, işyerinde, fabrikada, tarlada durup dinlenmeksizin çalışan, üreten, evlatlarımızı doğurup büyüten kadınlarız. Yaşamı zorluklarla dolu, geçim derdi, çifte ezilmişlik, eşitsizlik, adaletsizlik, baskı ve şiddet ile karşı karşıya olan kadınlarız. Başımızı kaldırıp nefes almak, yaşamaya zaman bulmak, saygı görmek, mutlu olmak, evlatlarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Biz emekçi kadınlarız. Evde, işyerinde, fabrikada, tarlada durup dinlenmeksizin çalışan, üreten, evlatlarımızı doğurup büyüten kadınlarız. Yaşamı zorluklarla dolu, geçim derdi, çifte ezilmişlik, eşitsizlik, adaletsizlik, baskı ve şiddet ile karşı karşıya olan kadınlarız. Başımızı kaldırıp nefes almak, yaşamaya zaman bulmak, saygı görmek, mutlu olmak, evlatlarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Ama insanın insanı ezdiği, kapitalist sömürü düzeninde yaşıyoruz ve bu sömürü düzeni bize gün yüzü göstermiyor. Bu düzenin efendileri bizi hor görüyor, aşağılıyorlar. Eşitlik ve adalet istediğimizde bizi susturmaya çalışıyorlar. Pasif, ürkek, güvensiz, hakkını aramayan, sorgulamayan, sadece itaat eden insanlar olmamızı istiyorlar. Sömürü ve zulüm düzenlerini korumak için, bizi, ezilmenin, kahır çekmenin kaderimiz olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Bizim bu yalanlara karnımız tok!

Hangi ülkede yaşamış, hangi dili konuşmuş olursa olsun 8 Mart’ı yaratan ve bize armağan eden o kadınlara şükran borçluyuz. Bugün sahip olduğumuz tüm hakların arkasında o kadınların mücadeleleri var. Bize ilham veren işçi devrimlerinin, bugünün ve yarının mücadelelerinin arkasında onların verdiği umut, cesaret ve güç var.

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü 8 Mart’ı bizlere armağan eden emekçi kadınlar, bizlerle aynı sorunları yaşıyor, aynı hayalleri kuruyorlardı. Günün büyük bir bölümünü ölesiye çalışarak geçirmek istemiyorlardı. 8 saatlik işgünü için mücadele ediyorlardı. Köle gibi çalışıp aç kalmak istemiyorlardı. Daha yüksek ücret için mücadele ediyorlardı. Aynı işi yaptıkları halde erkek işçilerden çok daha düşük ücret almak istemiyorlardı. Eşit işe eşit ücret için mücadele ediyorlardı. Doğum yaptıklarının ertesi gününde, ertesi haftasında bebeklerini bırakıp işe gelmek istemiyorlardı. Doğum ve emzirme izni için, kreş için mücadele ediyorlardı. Aşağılanmak, horlanmak, yok sayılmak istemiyorlardı. Sömürünün, savaşların, ayrımcılığın olmadığı, eşitlik ve özgürlük dolu güzel bir dünya için mücadele ediyorlardı. İşçi sınıfının kadınları bu mücadeleyle güçleniyor, erkek işçi kardeşlerine de güç ve cesaret veriyor, değişim yaratıyorlardı.

Hangi ülkede yaşamış, hangi dili konuşmuş olursa olsun 8 Mart’ı yaratan ve bize armağan eden o kadınlara şükran borçluyuz. Bugün sahip olduğumuz tüm hakların arkasında o kadınların mücadeleleri var. Bize ilham veren işçi devrimlerinin, bugünün ve yarının mücadelelerinin arkasında onların verdiği umut, cesaret ve güç var. İşte tam da bu nedenle 8 Mart işçi sınıfının sermaye sınıfına karşı mücadelesinin bir ürünü ve sembolüdür. Tam da bu nedenle yüz yıldan uzun bir zamandır tüm dünyada emekçi kadınlar 8 Mart’a sahip çıkmaya devam ediyorlar.

Bugün de dünyanın pek çok ülkesinde bizimle aynı sorunları yaşayan işçiler adaletsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe öfkeyle isyan ediyorlar. Kadınlarsa en ön saflarda sömürüye, ikinci sınıf insan sayılmaya, diktatörlük rejimlerine hayır diyor, erkek işçi kardeşlerine de güç ve cesaret veriyorlar. Bu yıl da 8 Mart’ta meydanlarda emekçi kadınların sesi, emekçi kadınların talepleri yankılanıyor. Emekçi kadınlar ele ele vererek, mücadele ederek güçleniyor, değişim yaratıyor.

Biz de güç veriyoruz bu sese, biz de güç veriyoruz emekçi kadınların mücadelesine. 8 Mart vesilesiyle bir kez daha sesleniyoruz sömürü düzeninin efendilerine: İşçileri sömürerek zenginleşenlerin, çıkarları uğruna kanlı savaşlar çıkaranların, doğayı talan edenlerin, sırtımızdan geçinip bizi hor görenlerin dayatmalarına boyun eğmedik, eğmeyeceğiz! Baskılara, haksızlıklara, adaletsizliklere, zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz!

Bizler cesur, güçlü, mücadeleci kadınlarız. Çifte ezilmişlik ve kapitalist sömürüden kurtulmaya kararlıyız. Tıpkı bizlere 8 Mart’ı armağan eden mücadeleci kadınlar gibi, geçmişimizi, kim olduğumuzu, nasıl güçlü bir sınıfın evlatları olduğumuzu asla unutmuyoruz. Birbirimize evlerimizin, yüreklerimizin kapılarını açıyoruz. Dayanışmanın verdiği güçle kendimize, sınıfımıza güveniyor, örgütleniyoruz. Dayanışmayla, mücadeleyle, UİD-DER’le güçleniyoruz! Açlığın, sömürünün, savaşların, yoksulluğun olmadığı, çocuklarımızın neşeyle koşup oynadığı, özgürlük dolu bir dünya kurmak için el ele veriyoruz. UİD-DER Kadın Komitesi olarak tüm emekçi kadınları yürek yüreğe, omuz omuza vermeye çağırıyoruz.

8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü tüm işçi sınıfımıza, dünyanın tüm emekçi kadınlarına kutlu olsun!

8 Mart 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Kocaeli Şekerpınar’daki Migros deposunda çalışan işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası DGD-SEN’e üye olmuşlardı. Önce ücretsiz izin silahını kullanan patron, haklarını arayan işçileri...
  • Tekirdağ/Çorlu’da faaliyet gösteren Tekgıda-İş sendikasının örgütlü olduğu Fransa sermayeli Bel Karper’de işçiler hakları için mücadele ediyor. Sendikal faaliyetlerinden ötürü baştemsilcinin işten atılması, 12 işçinin ise ücretsiz izne çıkarılması...
  • Mart ayında koronavirüs hayatımıza gireli bir yıl olacak. Bu bir yıl yine patronlara yarayıp emekçilere zehir oldu. Bu süreci öyle bir kullandılar ki rahatça örgütsüz insanları yalanlarına inandırabildiler ve hâlâ da devam ediyorlar. Öncelikle tüm...
  • 3 Mart 1992, karaelmas diyarı Zonguldak ve 263 madenci… Bundan tam 29 yıl önce Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) İncirharmanı Maden Ocağı, 263 madencinin toplu mezarına dönüştü. Gece vardiyası henüz birkaç saat önce...
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 9. maddesine göre işveren, iş akdi sona eren işçinin durumunu 10 gün içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. İş akdinin hangi gerekçeyle sona erdiği bir kod ile belirtilir. Her kodun...
  • “Bir bankadaki küçük memuriyetimden çıkarıldıktan sonra –neden çıkarıldığımı hâlâ bilemiyorum, bana sadece tasarruf için dediler, fakat haftasına yerime adam aldılar– Ankara’da uzun müddet iş aradım…” İşte Sabahattin Ali “Kürk Mantolu Madonna”...
  • Koronavirüs salgınının başından beri birçok işyeri sözde önlemler alarak işçileri dibine kadar sömürmeye devam ediyor. Sözde bizim sağlığımız her şeyden önemliymiş. Sağlığımızı her şeyden çok önemseyen işyerlerinden biri de benim çalıştığım...
  • Kapitalizmin yarattığı eşitsizlikler can yakmaya, can almaya devam ediyor. Egemenler teknoloji çağının nimetleriyle keyif sürüyor ama emekçiler açlıktan, yokluktan, salgın hastalıklardan kırılıyor. Dünyada her beş saniyede bir, on yaşın altında bir...
  • Ekonomik kriz derinleşmeye ve dünya işçi sınıfını da nefessiz bırakmaya devam ediyor. Krizi yaratan patronlar sınıfı hava, kara, deniz demeden işçi sınıfının kanını emmeye kararlı görünüyor. İşçi sınıfına yapılan saldırıların bir ayağını denizler ve...
  • Egemenlerin ellerindeki tüm araç ve yöntemleri kullanarak gerçekleri gizlemeye çabaladığı bir dönemden geçiyoruz. Dünyadaki adaletsizliğin ne derece arttığını düşünecek olursak her geçen gün bu çabalarının arttığını da tahmin edebiliriz. Bununla...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi, Genel-İş Genel Merkezinin sözleşmeyi imzalamasıyla 28 Şubatta sona erdi. Maltepe Belediyesi işçileri 6 gün süren grev boyunca zorlu ama kararlı bir mücadele yürüttüler. Belediye yönetiminin işçilere yüzde 47’lik...
  • Bir zamanlar yoksullara çare olan ayçiçeği yağı bugün el yakıyor. Şöyle en ucuzundan 5 litre ayçiçeği yağının fiyatı 72 lira! Oysa insanlığın kadim tecrübeleri ve yapılan araştırmalar sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenmede proteinlerle birlikte...
  • “Uzaya çıkabilir miyiz?” sorusu dilden dile herkesin ağzında. Verilen cevaplara gülmemek elde değil. “Bırak abi uzaya çıkmayı, biz koronadan sokağa çıkamıyoruz. Geç kaldık uzaya, biz anca markete çıkarız!” diyenler mi arasınız, “liderimizle biz her...

UİD-DER Aylık Bülteni