Navigation

Buradasınız

Hayat Mücadelesi, Sınıf Mücadelesi!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 119
İnsan için yaşamın bir mücadele olduğu, insanın doğumdan ölüme kadar ayakta kalma mücadelesi verdiği söylenir. Bu doğrudur ancak yaşadığımız toplum farklı çıkarlara sahip insan gruplarına yani farklı sınıflara bölünmüştür. Bu yüzden sermaye sahibi bir kapitalist ile işgücünü ücret karşılığında satarak geçinen bir işçinin mücadelesi farklıdır.

İnsan için yaşamın bir mücadele olduğu, insanın doğumdan ölüme kadar ayakta kalma mücadelesi verdiği söylenir. Bu doğrudur ancak yaşadığımız toplum farklı çıkarlara sahip insan gruplarına yani farklı sınıflara bölünmüştür. Bu yüzden sermaye sahibi bir kapitalist ile işgücünü ücret karşılığında satarak geçinen bir işçinin mücadelesi farklıdır. Örneğin fabrika sahibi bir kapitalist sermayesini daha da büyütmek, işçileri daha fazla sömürmek, daha fazla üretip daha fazla satmak, rakiplerini geride bırakmak için mücadele eder. Kârına kâr katma derdindeki bir patronun aksine bir işçi, ailesini geçindirecek bir gelir için gece gündüz ter dökmek, karnını doyurmak, ağır yaşam koşullarıyla boğuşmak zorundadır. Bir patron zenginlik ve lüks içinde yaşarken, işçinin tüm yaşamına yoksulluk ve kahır damgasını vurur. İşçilerin yaşam mücadelesi o kadar zordur ki, bazen artık çekilmez noktaya varır. Son günlerde birçok işçi geçinemediği yani yaşam mücadelesini artık sürdüremediği için kendisini yakarak öldürmek istedi. Bu işçiler işsiz kalmış, borç batağına saplanmış, çıkış umutlarını yitirmiş ve sorunlarını çözmek için son çare olarak bedenlerini ortaya koymuşlardır.

Bu manzaranın patronlar sınıfının vicdanını sızlattığını düşünmeyelim. Sömürüyü alabildiğine arttırmak isteyen patronların istediği şudur: Örgütsüz, dağınık, tek başına hayat mücadelesi veren milyonlarca işçi… Geçim derdi nedeniyle patronların bütün dayatmalarına boyun eğmek zorunda olan milyonlarca işçi… Birleşen işçilerin gücünden korkan patronlar, bu nedenle daima üretenlerin saflarını böler, parçalar ve birbirlerine güven duymalarının önüne sayısız engel çıkartırlar. Sermaye sahipleri ve hükümetler örgütsüz işçilerin sendikaya üye olmalarına engel olur, grevlerini yasaklar, işçilerin yürüyüş ve eylemlerle seslerini duyurmalarını engellerler.

Meselâ patron örgütlerinin kışkırttığı ve açık destek verdiği 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesiyle, Türkiye işçi sınıfı ezilmiş, örgütleri dağıtılmıştır. Mücadelesi kesintiye uğratılmıştır. Netice olarak bugün sendikalaşma oranı düşmüş, taşeronlaştırma artmış, iş kazaları yaygınlaşmıştır. İşsizlik-borçlanma ve intihar vakalarında insanı ürküten bir yükseliş meydana gelmiştir. İşçiler kendini yakacak hale gelmiştir. OHAL düzeniyle birlikte işçilerin yaşam koşulları daha da çekilmez olmuş, hayat mücadelesi zorlaşmıştır.

Mücadele, insanın herhangi bir şeye karşı direnmesi ve onu değiştirme çabasıdır. İşçiler, içine itildikleri kahredici çalışma ve yaşam koşullarını değiştirmek isterler, bunun mücadelesini verirler. Ama tek başlarına sürdürdükleri hayat mücadelesi işçileri yıpratır, yenilgi getirir. İşçilerin içine itildiği dağınıklık, örgütsüzlük sadece çaresizlik getirir. Tek tek işçiler patronlar ve yasalar karşısında güçsüzdür, çaresizdir, çıkışsızdır. Çare aradıkça, direnmek istedikçe, çırpındıkça yıpranırlar. Kendilerini yakan işçiler gibi acı içinde bir çıkış yolu ararlar. Oysa bir işçinin tek başına çıkış yolu bulabilmesi mümkün değildir. İşçiler içinde bulundukları koşullarla tek başlarına mücadele etmeye kalkarlarsa yenilecekleri açıktır.

Tek başına olmak, tek başına mücadele etmek çırpınmak demektir. Gerçek mücadele ise, işçi sınıfının hakları için birlikte hareket etmesidir. Fabrikada, işyerinde, grev alanında, sokakta, meydanda, hatta tüm dünyada tek yumruk olmasıdır. Bugün dünyanın birçok ülkesinde işçiler, ağır çalışma koşullarına ve yoksulluğa karşı mücadele veriyorlar. Almanya’da grev sopasını patronlara gösteren metal işçileri taleplerini kabul ettirmeyi başardılar. İran halkı hem ekmeği için hem de daha fazla özgürlük için kentlerin meydanlarında bir araya geldi. Tunus’ta ve Güney Kore’de işçiler hakları için sokaklara çıktı.

Sömürüden ve baskılardan kurtulmayı arzulayan her işçi eninde sonunda gerçek mücadelenin saflarına katılmak zorundadır. Çünkü hangi dili konuşursa konuşsun işçiler için hayat kavgası tek tek insanlar olarak değil, aynı kaderi paylaşan, ortak çıkarlara sahip, birleşmiş insanların sömürüye karşı mücadelesi olmak zorundadır. İşsizliğin, yoksulluğun, çekilmez yaşam koşullarının ortadan kalkması ve insanca yaşanacak bir düzenin kurulması için sınıf mücadelesini büyütmek, bizi çıkışsızlığa iten kapitalist sistemden kurtulmak zorundayız.

23 Şubat 2018

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...

UİD-DER Aylık Bülteni