Navigation

Buradasınız

Haziranda En Az 188 İşçi Hayatını Kaybetti

İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran ayına ait iş cinayetleri raporu, işçilerin hayatının sermaye sınıfı için hiçbir kıymeti olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Raporda geçen haziran ayı boyunca gerçekleşen iş cinayetlerinde en az 188 işçinin hayatını kaybettiği belirtildi.

İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran ayına ait iş cinayetleri raporu, işçilerin hayatının sermaye sınıfı için hiçbir kıymeti olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Raporda geçen haziran ayı boyunca gerçekleşen iş cinayetlerinde en az 188 işçinin hayatını kaybettiği belirtildi.

İSİG Meclisi raporunda 3 Temmuzda Sakarya’nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında gerçekleşen patlamanın ardından açığa çıkan gerçeklere işaret edildi. Bu fabrikada patron önlem almayı gereksiz bulmuş, bunun sonucu olarak da 110 tonluk hava fişek mühimmatının toplu halde bulunduğu depoda gerçekleşen patlamada 7 işçi hayatını kaybetmişti. İSİG Meclisi’nin iş cinayetleri raporunda, patlamaya neden olan ihmaller zincirine ayna tutuldu. Aynı zamanda MÜSİAD Sakarya İl Başkanı olan patron Yaşar Coşkun’un sermaye ve siyasi iktidarla ilişkilerine, bugüne kadar fabrikada gerçekleşen çok sayıda iş kazası ve iş cinayetine rağmen önlem alınmamasına, denetlemelerin yapılmamasına dikkat çekildi ve böylece işçi katliamına adeta davetiye çıkarıldığı ifade edildi. Yaşar Coşkun’un siyasi iktidarla ilişkilerini ortaya seren, patlamanın hemen ardından Coşkunlarla dayanışmak üzere bizzat MÜSİAD tarafından gerçekleştirilen yemeği de içeren fotoğraf ve görüşmelerin basına yansıdığına dikkat çekildi.

İSİG Meclisi’nin raporuna göre Haziran ayında en az 188 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Geçen ay hayatını kaybedenlerle birlikte yılın ilk 6 ayında hayatını kaybeden işçilerin sayısı 934’e ulaştı.

Rapora yansıyan diğer ayrıntılar şöyle;

  • İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerden 4’ü kadın işçi…
  • 8 çocuk işçi hayatını kaybetti. Çocuk işçi cinayetleri tarım işkolunda gerçekleşti.
  • İş cinayeti kurbanı 57 emekçi 51 yaşın üstündeydi.
  • 6’sı Afganistanlı, 1’i Suriyeli, 1’i Türkmenistanlı 8 göçmen/mülteci yaşamını yitirdi.
  • Ölen işçilerin 3’ü sendikalı. Bu işçiler güvenlik ve belediye işkollarında çalışıyordu.
  • Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, sağlık, güvenlik, gıda, tekstil, ağaç ve enerji işkollarında gerçekleşti.
  • Ölümler en fazla trafik/servis kazası, ezilme/göçük, kalp krizi, yüksekten düşme, şiddet, Covid-19 ve elektrik çarpması nedeniyle gerçekleşti.
  • İş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımında ise İstanbul 15 işçiyle başı çeken şehir oldu. İstanbul’u 11 ölümle Konya takip ediyor.

Siyasi iktidar sermayeye kol kanat germeye devam ederken, diğer taraftan en basit iş güvenliği önlemlerinin uygulanmasını sağlamaktan ve gerekli denetimleri yapmaktan bile kaçınıyor. İş cinayetlerinde en az 188 işçi kardeşimizi daha kaybettik. Önlemler alınmadığı sürece de iş cinayetleri aynı hızla devam edecek; işyerleri çok sayıda işçiye mezar olmaya devam edecek. İş cinayetlerinin önüne geçmenin ve hayatta kalabilmenin tek yolu, işçilerin birlik olması ve mücadeleyi yükseltmesidir.

10 Temmuz 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Systemair HSK, Özer Elektrik ve Baldur fabrikalarında işten atılan direnişçi işçiler, sendikaları Birleşik Metal-İş’le birlikte işten atma ve ücretsiz izin saldırılarına tepkilerini göstermek, seslerini duyurmak, taleplerini dile getirmek için 24...
  • Orta Amerika ülkesi Guatemala’da emekçi kitlelerin sabrı taştı! Hükümetin 2021 için hazırladığı bütçede kamu harcamalarında kesintiye gidilmesine öfkelenen emekçiler 21 Kasımda sokaklara döküldü. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu...
  • Geçtiğimiz günlerde Ekim Devriminin 103. yıldönümünde uidder.org’da yayınlanan “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” programını heyecanla, coşkuyla takip ettik. Bu programı takip ederken sık sık içinde yaşadığımız sistemi, koşulları, Ekim Devrimi...
  • Dünyanın ve ülkemizin içinden geçmekte olduğu salgın hastalık süreci, birçok alanda olduğu gibi eğitim ve öğretim alanını da sekteye uğrattı. Milyonlarca öğrenci gibi ben de bu “yeni düzene” uyum sağlama konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığımı...
  • Kriz ve koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dünyada işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşulları daha da zorlaştı. Bu süreçten en çok etkilenenler ise sağlık emekçileri oldu. Egemenler yeterli güvenlik önlemlerini almıyor, yeterli işçi...
  • Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını...
  • “Evde kal” derler, ama kalamayız. İşçi işine gitmezse aç kalır, hasta olan hastaneye gitmezse ayağına ne doktor gelir ne yurtdışına uçup tedavisini yaptırabilir. Hastanedeyim. O sürekli tekrar ettikleri “maske, mesafe, hijyen” üçlüsünden maske...
  • Evvel zamanlardan birinde, bir çiftlikte duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki paketten çıkan bir fare kapanıydı. Hemen bahçeye koşup alarm verdi: “...
  • Pandemi sürecinde siyasi iktidarın ve patronların salgını nasıl kullandıklarını, önlem alma konusunda ne kadar samimiyetsiz olduğunu defalarca gördük, görmeye de devam ediyoruz. Temizlik-mesafe-maske söylemini dillerinden düşürmezken, bağışıklık...
  • Ben bir işçiyim / Soyum belki Spartaküs/ Bilmem belki de Bedreddinlere uzanır./ Çalışırım yaşamak için/ Yarını görmek için bugün çalışmam gerek./ Yarının bugün gibi olmaması için / Bugün çalışmam gerek.
  • Bugün 18 Kasım, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde oldukça önemli yer tutan bir grevin, Netaş Grevinin 34. Yıldönümü… Darbenin zifiri karanlığının topluma kanser gibi yayıldığı bir dönemde, cesaretin, kararlılığın ve inanmışlığın hikâyesini...
  • Tüm dünyada işçi sınıfının çalışma koşulları ağırlaşıyor, koronavirüs işçi haklarına saldırıların bahanesi olarak kullanılıyor. Temel kamu hizmetlerine ayrılan bütçenin tüm ülkelerde kısıldıkça kısılması sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda tam bir...
  • Öncelikle “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” akışında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. İşçi sınıfının mücadele saflarına yeni katılan ve sınıf bilincine sahip olmayan çalışan genç bir işçiyim. Yapılan bu çalışma benim için hem çok...

UİD-DER Aylık Bülteni