Navigation

Buradasınız

Hep Bir Ağızdan Söylenen Bir Türkü Gibi

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 133

Varlık içinde yokluğu yaşadığımız kapitalist sömürü düzeninde, her şey kâr elde etmek üzere alınıp satılıyor. İnsan ihtiyaçlarını dikkate almayan bir üretim tarzı sürdürülüyor. Her şey para ile ölçülürken, insan ilişkileri de çıkarlara göre belirleniyor. Dayanışmanın yerine rekabet, yardımlaşmanın ve paylaşmanın yerine bencillik, örgütlülüğün yerine bireycilik dayatılıyor. Patronlar sınıfının kâra dayalı bu sömürü düzeninde, her türlü değer hiçleştiriliyor, değersizleştiriliyor. Komşuluk ilişkileri, evlilikler, arkadaşlıklar, dostluklar değerini yitiriyor, yapaylaşıyor. Bunların yarattığı boşluk toplumsal dayanışmayla, sınıf dayanışmasıyla doldurulmadığında işçi ve emekçiler yalnızlaşıyor, güçsüzleşiyor.

İşçilerin birliği zayıfladıkça ve “makbul” işçiler çoğaldıkça patronların zenginlikleri de artar. Emeğin ürettiği tüm zenginliğe el koyan patronlar sınıfı, sermayelerini durmaksızın büyütürler.

Peki, işçilerin yalnızlaşması ve güçsüzleşmesi kimin çıkarınadır? Bir sınıf olduğunun farkında olmayan işçi, patronların gözünde makbul işçidir. “Makbul işçi” sesini çıkaramaz, haksızlıklara karşı tepki gösteremez. Yüreğinde işsizlik, açlık ve yoksulluk korkusuyla süklüm püklüm çalışmak zorunda kalır. Hakkını arayamaz. Daha fazla çalışması istendiğinde daha fazla çalışır. Daha düşük ücretlere razı gelmesi istendiğinde boyun eğmek zorunda kalır. İşçilerin birliği zayıfladıkça ve “makbul” işçiler çoğaldıkça patronların zenginlikleri de artar. Emeğin ürettiği tüm zenginliğe el koyan patronlar sınıfı, sermayelerini durmaksızın büyütürler.

İşçilerin güçlü olmasının, uyum içinde hareket etmesinin, işçi sınıfı olmasının tek yolu örgütlü olmaktır. Örgütlü işçi, bilinçli iradesiyle “makbul işçi” olmayı reddeder. Tek tek işçiler halinde birbirinden ayrışmayı, patronların değirmenine su taşımayı kabullenmez. Birlik olmayı savunur, arkadaşlarına kenetlenir, haksızlıklara karşı sesini yükseltir.

Patronlar üretilen tüm zenginliğe, birikime el koyarken, bize çok çalışmayı öğütlerler. Sanki az çalışıyormuşuz gibi! “Çalışın, birikim yapın, ileride rahat edin” derler. Oysa emek sömürüsü olmadan birikim olmaz. İşçi birikim yapmak ve rahata ermek şöyle dursun, çalıştıkça yoksullaşır, yoksullaştıkça daha çok çalışır, borç yükü altında ezilir. Bu kısır döngüde çırpındıkça varlık içinde yokluğu yaşamaya mahkûm bırakılır. İşçi bu sorunlarına yalnız başına çare aramaya çalıştığında hiçbir sonuç elde edemez. “Hep beraber söylenen bir türkü gibi, hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak” demiş işçi sınıfının şairi Nâzım Usta. Tek başına mırıldanılan bir türkü ile hep bir ağızdan söylenen bir türkünün tadı aynı olur mu hiç? Ses sese karıştıkça, türkü hep bir ağızdan söylendikçe ortaya çıkan ahenk ve güç, ne güzel duygular yaşatır insana. Hep beraber işlenen topraktan alınan verim gibi. Ama birlik ve beraberlik yoksa ne ahenk kalır ortada ne de verim. Hep birlikte ahenk içinde söylenemeyen bir türkü, insandan insana umut dağıtmaz, mutluluk vermez. İşçiler tek tek güçsüz ve etkisizdir. Birleşen işçi sınıfı ise koca bir devdir.

İşçilerin güçlü olmasının, uyum içinde hareket etmesinin, işçi sınıfı olmasının tek yolu örgütlü olmaktır. Örgütlü işçi, bilinçli iradesiyle “makbul işçi” olmayı reddeder. Tek tek işçiler halinde birbirinden ayrışmayı, patronların değirmenine su taşımayı kabullenmez. Birlik olmayı savunur, arkadaşlarına kenetlenir, haksızlıklara karşı sesini yükseltir. Sorunlar karşısında kabuğuna çekilmez, hep birlikte bir çözüm arayışına girer. Sinmek, susmak, havale etmek yerine harekete geçmeyi seçer. İşçilerin çok çalışarak, bu şekilde “birikim” yaparak kurtulamayacağını bilir. Çünkü sömürü düzeni yıkılmadan, paranın saltanatı son bulmadan işçilerin yüzünün gülmeyeceğinin farkındadır.

Tasasız, huzur dolu, güzel bir gelecek istiyorsak, o halde önce tek başına kurtuluş olmadığını bilmeli, her ne istiyorsak hepimiz için istemeyi, birlik olmayı öğrenmeliyiz. Daha güzel yarınlar için deneyimlerden ders çıkarıp ileriye doğru adım atmaktan korkmayanlar, yaşanacak mutlu yarınların yolunu döşeyenlerdir. İnançla, sabırla ve kararlılıkla atılan her adım, bir gün mutlaka karşılığını bulur. İşçi sınıfının en büyük birikimi örgütlü gücüdür.

22 Nisan 2019

Son Eklenenler

  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...
  • İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin safında yer almış sanatçılarından biri olan Rıfat Ilgaz, 1911’de, yoksul bir ailede, hırçın Karadeniz’in ve dik başlı Ilgaz dağlarının yanı başında doğdu. Yaşadığı döneme savaşlar, devrimler, ayaklanmalar ve...
  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 işçinin hayatını kaybettiği, 118 işçinin ise yaralandığı patlama sonrası patron örgütü MÜSİAD, fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun’a kol kanat germekte gecikmedi. MÜSİAD Genel...
  • Bir tüccar tüm eşyalarını eşeğinin sırtına yüklemiş atının sırtına binmiş ve yeni pazarlar bulmak için şehre doğru yola koyulmuş. Ne at ne de eşek bir ay sürecek zorlu bir yolculuğa çıktıklarının farkındaymış. Başlangıçta bir zorluk görünmüyor, yol...
  • Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1....
  • Onların isimlerini okul kitaplarından öğrendik. “Yeni Dünya”nın kurucuları olarak bahsediliyordu onlardan. “İlkellere”, “vahşilere” medeniyet götürmüşlerdi çünkü. Yıllarca Batı uygarlığının kahramanları, medeniyetin sembolleri olarak anılıp...
  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...

UİD-DER Aylık Bülteni