Navigation

Buradasınız

İnsan Sadece Nefes Almakla İnsan Olmaz!

Ekim 2013, No:67
İşçilerin dayanışmaya, yardımlaşmaya, haksızlıklar karşısında boyun eğmemeye, birlik olmaya ve bunun gibi manevi değerlere çok ihtiyaçları var. İşçileri insan olarak değil, makinenin bir parçası olarak gören patronlarsa, bu değerleri ayağa düşürmek ve yok etmek istiyorlar.

İş kazası geçiren arkadaşını iş saatlerinin uzunluğu nedeniyle ziyaret edemediğini anlatan genç bir işçi, sözlerinin sonunda şöyle diyor: “İnsan sadece nefes almakla insan olmaz. İnsanı insan yapan değerler vardır.” Aslında genç işçi, bu sözleriyle insanlığın binlerce yıldır süzülüp gelen değerlerini ifade etmeye çalışıyor: Yardımlaşma, paylaşım, karşılıksız olarak başkalarını düşünebilme vs. İşçilerin dayanışmaya, yardımlaşmaya, haksızlıklar karşısında boyun eğmemeye, birlik olmaya ve bunun gibi manevi değerlere çok ihtiyaçları var. İşçileri insan olarak değil, makinenin bir parçası olarak gören patronlarsa, bu değerleri ayağa düşürmek ve yok etmek istiyorlar.

Patronlar için bu manevi değerlerin hiçbir önemi yok. Onlar manevi değerlere, dostluğa, dayanışmaya ihtiyaç duymaz, değer vermezler. Çünkü adına kapitalizm denen kâr düzeni, insanlığı rekabete ve bencilliğe itiyor. Bu düzenin sahibi patronlar daima birbirleriyle rekabet ve pazarlık halindedirler. Bir patron rekabet ettiği diğer patronların kuyusunu kazmazsa, ayakta duramaz. Daha fazla kâr elde edebilmek için pazar payını büyütmeye, amansızca yarışıp rakiplerini ezmeye odaklanır. İşçileri acımasızca sömürür. İnsani ilişkilerin yerine para ilişkilerini koyar, dini imanı paradır. Dayanışma yerine rekabete, yardımlaşma ve paylaşma yerine bencilliğe, birlik ve beraberlik yerine bireyciliğe sahip çıkar.

Oysa işçiler için durum bambaşkadır. Rekabet, bencillik, bireycilik, kıskançlık aslında işçi sınıfının çıkarlarına aykırıdır. İşçiler, insanı insan yapan değerlere sahip çıktıkça kuvvetlenir ve patronların haksızlıklarına karşı çıkabilirler. Meselâ aynı fabrikada çalışan işçiler, birbirleriyle rekabet ederlerse üretim miktarını arttırırlar. Az işçiyle çok iş yapılmasına neden olurlar ve patronların bu oyunu işçilere daha çok çalışma ve işsizlik getirir. Çalışan işçiler daha fazla iş yükü altında ezilirken, işsizlik korkusuyla daha düşük ücretlere, fazla mesailerle ömür tüketmeye razı olmak zorunda kalırlar. Oysa dayanışma içinde olan işçiler, yaşadıkları sorunları çözmek ve daha iyi çalışma koşulları elde etmek için hep birlikte mücadele edebilirler. Taleplerini patronlara kabul ettirebilir, çalışma koşulları üzerinde söz sahibi olabilirler.

İşte tam da bu nedenle patronlar, işçiler arasındaki dayanışmayı ve kardeşçe bağları yok etmek isterler. İşçileri bölüp parçalamanın yollarını ararlar. Aynı tezgâhta çalışan işçileri birbirlerine yabancı, hatta düşman etmek isterler. İşçilerin dayanışmasını engellerler. İşten atılan, kıdem ve ihbar tazminatları için direnişe geçen Feniş Alüminyum işçileri, bu gerçeği şu sözlerle dile getiriyorlar: “Eskiden dayanışma vardı, meselâ evlenenler için ya da yakını ölenler için para toplardık, artık bu değerler kalmadı. Toplanan paraların kontrolünün mümkün olmadığını iddia eden patron, aramızda para toplamamızı yasakladı.” Besbelli ki Feniş patronunun niyeti işçilerin topladığı paranın kontrol edilmesi değil, işçilerin dayanışmasını engellemekti. Öyle olmasa işçilerin on yıllarca çalışarak hak ettikleri kıdem ve ihbar tazminatlarını gasp etmezdi!

İşçilerin hayatın zorluklarına göğüs gerebilmek için birbirlerine sahip çıkması engelleniyor, işçiler yalnızlığa itiliyor. İşçilerin sırtından para kazanan, onları sömüren, haklarını gasp eden, çalan-çırpan patronlarsa bu toplumun efendileri olarak saygı görüyorlar. Emekçilerin sırtına basarak yükselenler, elde ettikleri maddi imkânlarla sosyal statü sahibi oluyorlar. Kendi bencil değerlerini işçilere kabul ettirmeye çalışıyorlar. İşçilerin sorunları sanki toplumsal ya da sınıfsal değil de bireysel sorunlarmış gibi gösteriliyor. İşçilere “her koyun kendi bacağından asılır” denerek bencillik aşılanıyor, kimseyi düşünmemeleri, yalnızca kendilerini düşünmeleri öğütleniyor. Yani aslında şunu demiş oluyorlar: “Tek başınıza kalın ve hiçbir şey yapmaya gücünüz yetmesin ki, biz de sizi istediğimiz gibi sömürebilelim.” Şurası çok açık ki, işçilerin yaşadığı sorunların tümü insanın insanı sömürdüğü kapitalist sistemden kaynaklanıyor.

Bu nedenle, işçiler sorunlarını tek başlarına değil bir araya gelip insanlığın ve işçi sınıfının dayanışmasına ve paylaşımcı değerlerine sahip çıktıklarında çözebilirler. İşçiler dayanışma içinde olurlarsa birbirlerine güvenir, örgütlenir, mücadele eder ve patronların düzenine boyun eğmezler. Patronların düzeni olan kapitalizm yıkıldığında her türlü sömürü, yozlaşma, rekabet ve bencillik ortadan kalkacak; insanlar barış ve huzur içinde, kardeşçe ve mutlu bir şekilde yaşayacaklar!

20 Ekim 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...