Navigation

Buradasınız

İş Kazalarını Durduran İşçi Devrimi

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 116

Ekim ayında 182 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Bir önceki ay da bir o kadar işçi can verdi, daha önceki aylarda da… Bundan sonraki aylarda olacak olan da bu. İşçiler ölmeye devam edecek. Acı da olsa ne yazık ki gerçek bu! Çünkü iş güvenliği önlemlerini alması gereken patronlar, bu önlemleri maliyet olarak görüyorlar. Bu “maliyetten” kaçınmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hepsinin amacı kârı, sermayeyi büyütmek. Yani daha fazla para kazanmak. İşçilerin sağlığı ve canı mı? Kimin umurunda! Patronlar sınıfının bir parçası ve temsilcisi olan hükümet de patronlarla suç ortaklığı yapıyor. İş kazalarını ve işçi ölümlerini “kader”, “fıtrat” diye tanımlıyor. Böylece bu ölümlerin önlenemeyeceğini ileri sürüyor. Önlem almak gibi boş bir çabaya girilmemesi ve patronlara öfke duyulmaması gerektiği yalanını benimsetmeye çalışıyor.

Örgütlülük, birlik ne kadar kuvvetliyse işçilerin hakları o kadar çoktur, moralleri o kadar yüksektir. Hakları ve canları o kadar güvendedir. Taşeron çalışmanın olduğu madenlerdeki iş cinayetlerinin sendikalı ve kadrolu çalışmanın olduğu madenlerdeki iş cinayetlerinden onlarca kat daha fazla olması bu gerçeği anlatır. Bu gerçeğin en büyük kanıtı ise işçilerin tüm bir ülkede birleştikleri ve patronların iktidarını yıkıp kendi iktidarlarını kurdukları, hem üretip hem yönettikleri 1917 Ekim Devrimidir.

Adına kapitalizm denen sömürü düzeninde patronların tek amacı kâr elde etmek için üretmektir. Kâr varsa üretim vardır ve durmadan devam etmelidir. Onlara göre şalterler kapanmamalı, çarklar durmadan dönmeli, makineler tıkır tıkır işlemeli, sensörler hızı kesmemelidir. İşçi de makinenin bir parçası olup hıza ayak uydurmalı, durmaksızın çalışmalıdır. Yani para musluğu kapanmamalıdır. Peki, bu durumda işçinin haklarını, sağlığını ve canını korumak nasıl mümkün olabilir? Elbette işçilerin örgütlenmesiyle. Kendi hakları ve canları için birlik olup patronlar sınıfının karşısına dikilmesiyle! İşçilerin sorunları ancak işçilerin bu sorunlara birlikte çare aramasıyla çözüm bulur.

Aslında tüm işçiler birlik olmanın önemini hissederler, bilirler. Sorunlar biriktiğinde işyerlerinde işçilerin birlik olmamasından şikâyet ederler. Birlik olduklarındaysa işverenlerin nasıl geri adım attığını görüp güçlü hissederler. Örgütlülük, birlik ne kadar kuvvetliyse işçilerin hakları o kadar çoktur, moralleri o kadar yüksektir. Hakları ve canları o kadar güvendedir. Taşeron çalışmanın olduğu madenlerdeki iş cinayetlerinin sendikalı ve kadrolu çalışmanın olduğu madenlerdeki iş cinayetlerinden onlarca kat daha fazla olması bu gerçeği anlatır. Bu gerçeğin en büyük kanıtı ise işçilerin tüm bir ülkede birleştikleri ve patronların iktidarını yıkıp kendi iktidarlarını kurdukları, hem üretip hem yönettikleri 1917 Ekim Devrimidir.

Bundan yüz yıl önce Rusya işçi sınıfı savaş, açlık, aşırı çalışma ve şiddetli baskılar nedeniyle canından bezmişti. Ona örgütlenme ve patronların insanlık dışı düzenini yıkma çağrısı yapan önderlerinin peşinden gitti ve bir devrim gerçekleştirdi. Bu devrimle birlikte artık işçiler ücretli köle değil, hem üreten hem yönetendi. Tüm sanayiyi yeniden örgütleyen işçiler, üretimin mantığını tamamen değiştirdiler. İşçilerin sağlığı ve güvenliği her şeyin önüne geçirildi. Daha fabrikalar kurulurken mühendisler ve doktorlar görev aldı, işçiler tüm süreci denetledi. İş saatleri düşürüldü, tehlikeli işlerde çalışanların işgünü 4 saate kadar çekildi. Sigortasız, güvencesiz çalışma kaldırıldı. Çalışan, çalışmayan herkese tam kapsamlı sosyal güvence sağlandı. Gece çalışması yasaklandı. Böylelikle işçiler, işyerlerinde daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmanın önünü açtılar. Kapitalist sömürünün, iş kazalarının, iş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının kader olmadığını kanıtladılar.

Devrimin kadın işçilere sağladığı kazanımlar da çok önemliydi. Kadınlar, okuma-yazma öğrendiler, eğitim aldılar, tüm sanayi kollarında ve her düzeyde çalışabilmeye başladılar. Büyük yemekhaneler, çamaşırhaneler, nitelikli kreşler kadınların yaşamını kolaylaştırdı. İşyerlerine kreşler açıldı ve annelerin bebeklerini sık aralıklarla görmesi sağlandı. Çocuk işçilik ortadan kaldırıldı, gençlerin işsiz kalmasının önüne geçildi. Yaşlılara, engellilere bakıldı. Bugün kader olarak görülen aşırı çalışma, iş kazaları ve işçi ölümlerine son verilmeye başlandı.

Yüz yıl önce Rusya’da işçiler, iktidarı ele alarak yeni bir toplum kurabileceklerini kanıtladılar. Evet, işçi iktidarı yalnız kaldı ve uzun süre yaşamadı ama geride çok büyük bir deneyim bıraktı. İşçi sınıfı kötü yaşam koşullarına, uzun iş saatlerine, iş kazalarına, sömürüye karşı mücadele vermek zorundadır. İşte 1917 Ekim Devrimiyle kurulan işçi iktidarı deneyimi bu mücadelede işçi sınıfına yol gösteriyor.

21 Kasım 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...