Navigation

Buradasınız

İşçiler Nasıl Aldatılıyor?

Ocak 2016, İşçi Dayanışması Bülteni No:94
Asgari ücret gerçekten 1300 lira mı? Yapılan zam nasıl geri alınıyor? Kıdem tazminatı nasıl bir fona aktarılmak isteniyor? Asgari ücrete AGİ dahil edilerek asgari ücret yüksek gösteriliyor. İşsizlik Sigortası Fonu patronlara peşkeş çekiliyor. Taşeronluk kaldırılmıyor, daha da yaygınlaştırılıyor. Özel istihdam büroları adı altında kölelik büroları kurulmak isteniyor. İşgücü maliyetleri daha da düşürülüyor.

Asgari ücrete beklenen zam yapıldı ve böylece asgari ücret ilk kez 300 lira zamlanmış oldu. Şimdi hükümet asgari ücreti 1300 lira yaptığını söyleyerek övünüyor. Peki, gerçekten de asgari ücret 1300 lira mı? Hayır, değil. Aslında patron-hükümet işbirliği temelinde bir oyun oynandı ve işçilerin gözü boyandı. Gelin işçilerin nasıl aldatıldığına birlikte bakalım.

Birincisi: Patronlar ve hükümet asgari ücretin net 1300 lira olduğunu söylüyor. Yalan! Yalan, çünkü Asgari Geçim İndirimini (AGİ) de asgari ücrete dâhil ediyorlar. Oysa AGİ işçilerin bir yıl boyunca ödediği vergilerin bir kısmının devlet tarafından iade edilmesidir. Devlet, bunu doğrudan işçilere vermek yerine işverenlere veriyor ve onlar da işçilere. Ancak asgari ücreti olduğundan yüksek göstermek ve işçilerin gözünü boyamak isteyen hükümet ve patronlar, AGİ’yi asgari ücrete dâhil ediyorlar. Böylece zaten işçinin olan parayla asgari ücreti şişirmiş oluyorlar. Yeni yılda 123 liraya çıkacak olan AGİ’yi 1300 liradan düştüğümüzde, gerçekte asgari ücretin 1177 lira olduğunu görürüz. Evet, asgari ücret 1300 lira değil 1177 liradır.

İkincisi: Seçimleri kazanmak için asgari ücrete 300 lira zam vaadinde bulunan AKP, bunu verdiği gibi geri alıyor. Normalde her sene asgari ücretle birlikte vergi dilimleri de yeniden belirleniyor. Ancak bu sene vergi dilimleri yükseltilmeyerek düşük tutuldu. Şu an geçerli olan vergi dilimlerine göre, 12 bin 600 liraya kadar yüzde 15 vergi kesilirken, 12 bin 600 lira ilâ 30 bin lira arası içinse yüzde 20 vergi kesiliyor. Ekimle birlikte işçinin elde edeceği toplam gelir 12 bin 600 lirayı aşmış olacak ve asgari ücret yüzde 20’lik vergi dilimi içine girecek. Böylece asgari ücrete yapılan 300 liralık zammın bir bölümü vergi adı altında geri alınacak.

Üçüncüsü: Patronlar, 300 liralık zamla birlikte işçilik maliyetinin çok yükseldiğini iddia ediyorlar. Bu da yalan! Çünkü Türkiye işçilik maliyetinin en ucuz olduğu ülkelerden biridir. Üstelik hükümetin amacı Türkiye’yi aynı Çin gibi ucuz işgücü cennetine dönüştürmektir. Yıllar boyunca yüzde 3’lük zamla asgari ücret düşük tutulmuş ve tüm işçi ücretleri baskılanmıştır. Hayat pahalılığı artarken, ücretler yerinde saymaya devam etmiştir. İşçilik maliyetleri son derece ucuz olmasına rağmen, hükümet, 300 liralık zammın 100 lirasını hazineden karşılayacağını açıkladı. Üstelik patronlara yapılan kıyak bununla da sınırlı değil. Uzun bir süredir SGK işveren payının yüzde 5’ini devlet karşılamaktadır. Burada, İşsizlik Sigortası Fonu’nu patronlara peşkeş çeken yasanın 2020’ye kadar uzatıldığını da ekleyelim. 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadınların sigorta primlerinin yüzde 20,5’lik kısmı işsizlik fonundan karşılanıyor. Yani işçinin parası, bu yolla patronlara aktarılıyor.

Hükümet programına göre tehlikede olan sadece kıdem tazminatı değil. Önümüzdeki dönemde taşeronluk daha da yaygınlaştırılacak. Ayrıca işçilerin kiralanmasının, adeta bir köle gibi alınıp satılmalarının önünü açacak Özel İstihdam Büroları da yasalaştırılmak isteniyor.

Dördüncüsü: Daha asgari ücret işçilerin cebine girmeden pek çok ürüne zam yapıldı. Böylece asgari ücret hayat pahalılığı karşısında şimdiden erimiş oldu. Üstelik önümüzdeki günlerde zamlar devam edecek ve vergiler daha da arttırılacak. Devletin kasasına giren vergiler büyük ölçüde işçi-emekçilerden kesiliyor. Son 30 yılda KDV ve ÖTV vergileri durmaksızın arttı, artıyor. Hükümet, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergileri arttırarak işçi-emekçileri soyuyor. Öylesine mantıksız bir düzende yaşıyoruz ki, meselâ milyar dolarlara hükmeden patronlar da, asgari ücretli işçi de peynire aynı oranda vergi veriyor. Tüm zenginliği üreten işçiler sefalet koşullarında yaşarken, patronlar ve onların aileleri aşırı lüks bir yaşam sürüyorlar. Sonra da kalkıp “eşitlik var” diyorlar. 300 liralık zammı işçiye çok görüyorlar. “Bu zammı verirsek batarız” diyerek ortalığı velveleye veriyorlar. Hükümet ise İşsizlik Fonunu ve büyük kısmı işçi-emekçilerden kesilen vergileri patronlara peşkeş çekiyor! Alın size eşitlik, alın size adalet!

Anlaşılacağı üzere işçi kardeşler, asgari ücret bir kez daha sefalet ücreti olarak kalmıştır. Nitekim TÜİK bile asgari ücretin net 1600 lira olması gerektiğini açıkladı. İşçi sendikalarına göre ise dört kişilik bir ailenin açlık sınırında yaşayabilmesi için 1400, yoksulluk sınırında yaşayabilmesi içinse 4500 lira gereklidir. Bunun anlamı şudur: Milyonlarca işçi yalnızca karnını doyurmakta ve tıpkı bir yük hayvanı gibi yaşamaktadır. İşçiler emek harcıyor, üretiyor ama aç ve yoksul kalıyor. Durum bu olmasına rağmen, “ekonomi büyüyor, Türkiye büyüyor” denerek bizi gurur duymaya çağırıyorlar. Bunlarda utanıp sıkılma da yok!

Bir taraftan işçileri yoksulluğa mahkûm ederken, öte taraftan da işçilerin tüm haklarına saldırıyorlar. Bilindiği gibi, uzun bir süredir kıdem tazminatı bir fona devredilerek ortadan kaldırılmak isteniyor. Nitekim hükümet bu yönde yeniden atağa geçmiş durumda. Kıdem tazminatının kaldırılmasının iki anlamı var: İşgücü maliyetleri ucuzlayacak ve patronlar istedikleri zaman istedikleri işçiyi işten atabilecekler. Hükümet, “işçilerin çoğu kıdem tazminatı alamıyor, fonla birlikte tüm işçiler tazminat alacak” diyor. Külliyen yalan! Bir kere fonla birlikte işçinin kıdem tazminatı 30 gün üzerinden değil 15 gün üzerinden hesaplanacak. İşçi fonda biriken parasını alabilmek için 10 yıl beklemek zorunda kalacak. İşçiyi düşünmek işte böyle oluyor! Eğer hükümet gerçekten de tüm işçilerin kıdem tazminatı almasını istiyorsa, bunun çok basit bir yolu var. Birincisi, hükümet taşeronluğu yasaklamalıdır. Zira kıdem tazminatı alamayan işçiler çoğunlukla taşeron işçileridir. İkincisi, kıdem tazminatı ödenmeyen işçinin tazminatını devlet karşılasın ve daha sonra patronlardan tahsil etsin!

Hükümet programına göre tehlikede olan sadece kıdem tazminatı değil. Önümüzdeki dönemde taşeronluk daha da yaygınlaştırılacak. Ayrıca işçilerin kiralanmasının, adeta bir köle gibi alınıp satılmalarının önünü açacak Özel İstihdam Büroları da yasalaştırılmak isteniyor. Özetle, kıdem tazminatının kaldırıldığı, işçilerin hiçbir iş güvencesinin olmadığı, taşeron, esnek ve kısa süreli sözleşmenin daha da yaygınlaştığı, işçilerin kiralanmasının önünün açıldığı, alabildiğine ucuz bir işgücü piyasası yaratılmak isteniyor.

Kardeşler, açık ki bizlerin çıkarlarıyla patronların ve onlara hizmet eden hükümetlerin çıkarı bir olamaz. Onlar bizim derdimize deva olamazlar. Bizler üretenler sınıfıyız, bizler işçi sınıfıyız. Yalnızca kendi gücümüze güvenebiliriz. Biz üreteniz ve bu güç bizde var. Ancak bu gücümüzü kullanabilmek için bir araya gelmeli, birleşmeli, bilinçlenmeli ve haklarımız için mücadele vermeliyiz! Üreten ve alınteri akıtan işçiler olarak çok daha iyi bir yaşamı hak ediyoruz.

16 Ocak 2016

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni