Navigation

Buradasınız

İşçi-emekçi kentleri tek adam rejimine hayır dedi!

İşçilerin Birliğini ve Dayanışmasını Büyütelim!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 109
Halka pozitif şeyler sunamayan AKP, toplumu korkutarak iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Sermayenin hizmetinde olan bir partiden işçilere, emekçilere bir fayda gelmemiştir ve gelmeyecektir. Bizler alternatifsiz değiliz. Bizler tüm zenginliği üreten bir sınıfız, işçi sınıfıyız. Tüm üretim gücünü elimizde tutuyoruz. Biz çalışmadığımız ve üretmediğimiz koşullarda patronlar ve iktidar sahipleri yalnızca bir hiçtirler. Bunu bilerek bir araya gelmeli, örgütlenmeli, geçmişteki mücadele deneyimlerini öğrenmeli ve işçi dayanışmasını büyütmeliyiz.

İşçiler, emekçiler, kardeşler!

16 Nisanda yapılan referandumda işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Adana, Mersin, Eskişehir gibi büyük kentler tek adam rejimine HAYIR dedi. Metal işçilerinin mücadelesine ev sahipliği yapan Bursa’da ve bir işçi yatağı olan Kocaeli’de ise hayır oyları yüzde 50’ye yakın. İşçi sınıfının toplandığı, sanayi ve ticaretin kalbi olan kentlerin tek adam rejimine HAYIR demesi 16 Nisan referandumunun en önemli sonucudur. Tüm devlet imkânları seferber edilmesine, tüm medya AKP iktidarının emrine koşulmasına, OHAL düzeniyle demokratik haklar ortadan kaldırılmasına ve halk baskı altına alınmasına rağmen, toplumun yarısı HAYIR oyu kullanmış, tek adam rejimini istemediğini beyan etmiştir.

Kardeşler!

Kesin bir dille ifade etmek istiyoruz: Referanduma hile karıştırılmıştır, şaibelidir ve bu nedenle sonuçlar meşru değildir. Oy verme işlemi bittikten sonra, oyların sayılması esnasında YSK, AKP’nin talebi üzerine yasaları çiğneyerek kurallarını değiştirmiştir. Böylece AKP’nin denetimindeki YSK, 2 milyon civarında olduğu söylenen geçersiz oyu geçerli sayarak hem evet oylarını yükseltmiş hem de sandıklardaki oyların değiştirilmesinin önünü açmıştır.

Hepimiz biliyoruz ki, referandum kampanyası kesinlikle eşit şartlarda gerçekleşmedi. OHAL ve KHK düzeni altında, demokratik hakların askıya alındığı ve muhalif kesimlerin sesinin kısıldığı koşullarda gidildi referanduma. “Milli irade” kavramını ağzından düşürmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin iradesinin HAYIR’dan yana olduğu ortaya çıkınca derhal milli iradeyi terörist, bölücü, darbeci ilan etti. İktidar, bir kez daha kriz ve kaos taktiğine başvurarak, başkanlık anayasası kabul edilmezse ülkenin felâkete sürükleneceği yaygarasını koparttı. Tüm sokaklar evet çağrısı yapan devasa pankartlarla doldurularak halkın algısı bu şekilde yönetilirken, hayır pankartları yırtıldı. Medya tümüyle iktidarın emrine koşulduğu için, hayır kampanyası bu alandan da halka ulaşamadı. Kendine din adamı diyen kimileri, “evet” oyu vermenin Allah için farz olduğunu iddia ederek halkın dini inançlarını sonuna kadar istismar ettiler. Böyle bir referandum demokratik ve meşru olabilir mi? Elbette hayır!

İşçiler, emekçiler, kardeşler!

Bu kirli kampanyaya ve kaos tehditlerine rağmen, sanayi ve ticaret kentlerinde işçi sınıfının ve emekçi halkın hayır demesinin önüne geçemediler. Bu HAYIR, tek kişi rejimiyle Türkiye’nin büyük ülke haline geleceğini söyleyen AKP iktidarına bir cevaptır aynı zamanda. Gerçekte büyüyen işçi sınıfının ekmeği değil, sermayenin kârıdır. Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı 4’ten 33’e çıkarken, biz işçilerin çalışma ve yaşam koşulları kötüleşiyor. Fazla mesailere kalan, gece gündüz çalışan, kredi kartı borçlarıyla boğuşan ve tükenen biziz. Son resmi açıklamaya göre işsiz sayısı 4 milyon sınırına dayanmıştır. Büyük kentlerdeki sonuçlar, aynı zamanda işsizliğe, yoksulluğa, iş cinayetlerine, düşük ücretlere, uzun iş saatlerine, grev yasaklarına ve anti-demokratik uygulamalara da bir tepkidir. Eğer devlet eliyle toplum baskı altına alınmasaydı, kriz ve kaos tehdidi olmasaydı, emekçiler yapay temelde kutuplaştırılıp karşı karşıya getirilmeseydi iktidar için sonuç mutlak bir çöküş olurdu.

Kardeşler!

İşçi sınıfının ekonomik, sendikal ve demokratik hakları daha da kırpılmak ve tümüyle ortadan kaldırılmak isteniyor. Referandumda işçilerden oy almak isteyen AKP, kıdem tazminatına el koyma planını 16 Nisan sonrasına ertelemek zorunda kaldı. Çalışma Bakanı Müezzinoğlu, patronları memnun etmek üzere kıdem tazminatını 16 Nisandan sonra bir fona devredeceklerini açıklamıştı. Oysa kıdem tazminatı işçilerin iş güvencesidir. Kıdem tazminatının fona devredilmesiyle birlikte patronlar, istedikleri zaman istedikleri işçileri tazminat vermeden işten atabilecekler. Kurulacak fon ise, aynı İşsizlik Fonu gibi patronlara peşkeş çekilecek.

Siyasi iktidar, işçi sınıfı örgütlenmesin, sendikalar güçlenmesin, işçiler mücadele ederek haklarını almasınlar diye elinden geleni yapıyor. Şu ana kadar pek çok grev yasaklandı ve patronlar karşısında işçilerin eli kolu bağlandı. Geçtiğimiz aylarda hem metal hem de banka işçilerinin grevinin yasaklanması, önümüzdeki dönemde yeni grev girişimlerinin başına neler geleceğini ortaya koymaktadır.

Halka pozitif şeyler sunamayan AKP, toplumu korkutarak iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Sermayenin hizmetinde olan bir partiden işçilere, emekçilere bir fayda gelmemiştir ve gelmeyecektir. Bizler alternatifsiz değiliz. Bizler tüm zenginliği üreten bir sınıfız, işçi sınıfıyız. Tüm üretim gücünü elimizde tutuyoruz. Biz çalışmadığımız ve üretmediğimiz koşullarda patronlar ve iktidar sahipleri yalnızca bir hiçtirler. Bunu bilerek bir araya gelmeli, örgütlenmeli, geçmişteki mücadele deneyimlerini öğrenmeli ve işçi dayanışmasını büyütmeliyiz. İşte o zaman alternatifin nerede olduğunu görür ve çok şeyi değiştirebiliriz. Çareyi yanlış yerde aramayalım çare biziz!

Kardeşler!

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs yaklaşıyor. 1 Mayıs işçilerin uzun çalışma saatlerine, düşük ücretlere, baskı ve zulme hayır dedikleri bir gündür. 1 Mayıs işçi sınıfının eşit, özgür ve sömürüsüz bir dünya özleminin ifadesidir. Dünyanın dört bir köşesinde işçiler, 1 Mayıs günü meydanlara çıkacaklar; sömürüye, savaşlara, anti-demokratik uygulamalara, baskı ve zulme dur diyecekler. Bizler de 1 Mayıs geleneğine sahip çıkmalı, birliğimizi, dayanışmamızı ve örgütlü mücadelemizi büyütmeliyiz. Yaşasın işçi sınıfının uluslararası mücadele birliği!

  • Demokratik hakların ortadan kaldırılmasına, toplumun baskı altına alınmasına hayır!
  • OHAL düzeni derhal son bulsun!
  • Siyasi yasaklar, sendikal yasaklar kaldırılsın!
  • Sınırsız basın, toplanma, grev ve örgütlenme hakkı!
  • Kıdem tazminatının patronlara peşkeş çekilmesine hayır!
  • Ücretler yükseltilsin, iş saatleri kısaltılsın!
  • Taşeron sistemi yasaklansın!
  • Kölelik bürolarına, kiralık işçiliğe hayır!
  • Savaş politikalarına hayır, faşizme geçit vermeyelim!
  • Emperyalist savaşlara hayır!
  • Kahrolsun kapitalist sömürü düzeni!
23 Nisan 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...