Navigation

Buradasınız

Kemal Türkler ve Maden-İş’in Mücadeleci Çizgisi

Temmuz 2010, No: 28

Mücadeleci işçi önderi Kemal Türkler’in katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçti. DİSK’in kurucu önderi ve Maden-İş’in başkanı Kemal Türkler, 22 Temmuz 1980’de devlet destekli faşist güçler tarafından katledildi. Amaç yükselen işçi sınıfı hareketini ezmek ve darbeye zemin hazırlamaktı. Kemal Türkler’in cenazesine bir milyondan fazla işçi iş durdurarak sahip çıktı. Kemal Türkler’e kurşun sıktıran güçler, gerçekte işçi sınıfının birliğine ve mücadeleci sendikal örgütlenmeye kurşun sıktırmışlardı. Kemal Türkler’in ömrü mücadele içinde geçti. Sendikalara yerleşmiş bürokratlara ve sınıf işbirliğini savunan sendikacılık anlayışına karşı, Kemal Türkler’in ve Maden-İş’in mücadeleci sendikal anlayışını sahiplenmek ve sürdürmek tüm işçilerin görevidir.

Kemal Türkler, 1947 yılında üniversiteyi bırakarak İstanbul’da Emayetaş fabrikasında işçiliğe başlar. 1951’de Maden-İş sendikasına üye olan Kemal Türkler, sendikal örgütlenme içinde yerini alır. 1954’te Maden-İş sendikası genel başkanlığına getirilen Kemal Türkler, sınıf içerisinde örgütlenme çalışmalarına hız vererek Maden-İş’in örgütlülüğünün tüm ülkeye yayılmasında önemli bir rol oynar. Genç yaşında sendikal mücadele içinde yer alan Türkler, 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) ve 1967 yılında da DİSK’in kurucuları arasında yer alır. Türkler’in 10 yıl boyunca genel başkanlığını yaptığı DİSK içindeki mücadeleci sendikacılık çizgisi, yıllardır Türk-İş’in savunduğu “partiler üstü ve siyaset dışı sendikacılık” anlayışına büyük darbe vurur. 1960 ilâ 1980 arasında Kavel, Sungurlar, 15-16 Haziran, DGM ve Profilo direnişleri Kemal Türkler’in içinde bulunduğu mücadeleci sendikal anlayışın bir ifadesi olur. Türkiye’de işçi sınıfının uluslararası mücadele günü 1 Mayıs’a sahip çıkan ve kitlesel bir şekilde kutlanmasını sağlayan da bu mücadeleci sendikal anlayıştır.

İşçilerin sevdikleri, saydıkları, kendilerinden bildikleri dürüst bir işçi önderiydi Kemal Türkler. Kemal Türkler önderliğindeki Maden-İş adeta işçilerin evi gibiydi. İşçiler sendikalarında tartışıyor, taleplerini belirliyor, hazırlık yapıyor ve patronlara karşı hep birlikte kararlıca eylemlere çıkıyorlardı. Örneğin, o dönemde madeni eşya sektöründeki patronlar bir araya gelerek, metalürji işçilerine karşı saldırıya geçmişti. Madeni eşya sanayicilerinin örgütü olan MESS, bu işkolunda çalışan işçilerin kazanılmış haklarını bile geri almaya ve işçileri düşük bir toplu sözleşmeye razı etmeye hazırlanıyordu. Bu işkolunda DİSK’e bağlı Maden-İş sendikasının üyesi olan binlerce işçi, MESS’in baskılarına boyun eğmeyeceklerini daha baştan aldıkları bir kararla ortaya koydular. “Tabanın söz ve karar sahibi olması” ilkesinden hareket eden Maden-İş üyesi binlerce işçi, kendi fabrikalarında daha derinlemesine bir örgütlenmeye giriştiler. Sendika temsilciliğinin yanı sıra, fabrika içindeki değişik üretim ünitelerinde de “ünite temsilcilikleri” örgütlediler. Bunun yanı sıra, toplu sözleşme teklifinin hazırlanışından sözleşmenin bağıtlanışına kadar geçecek tüm aşamalarda tabanın aktif denetimini sağlamak üzere Toplu Sözleşme Komiteleri kurdular. Maden-İş sendikası toplu sözleşmeyi bu komitelerle birlikte hazırlamış ve greve çıkma kararını da binlerce işçiyi temsil eden bu Toplu Sözleşme Komiteleri ile birlikte almıştı.

Kemal Türkler’in 30 yıl önce katledilmesi, askeri darbeye giden yolda önemli bir dönemeçti. TÜSİAD önderliğindeki patronlar yükselen işçi hareketini ezmek ve işçi sınıfının haklarını gasp etmek amacıyla orduyu işbaşına çağırmışlardı. Bugün işçi sınıfının örgütlülüğü 1980 öncesinden oldukça gerilerdedir. Günümüzde sendikal mücadeleye hâkim olan anlayış, patronlarla işbirliğini savunan bir anlayıştır. Sendika bürokratları patronların artan saldırıları karşısında, işçilerden “fedakârlık” istemekteler. İş saatleri uzuyor, çalışma koşulları ağırlaşıyor ve ücretler düşüyor, fakat sendika bürokratları en ufak bir adım dahi atmıyorlar. Çünkü sendikalarımıza yerleşen bürokratlar mevki ve ayrıcalıklarını koruma peşindeler. Bu nedenle sendikaları mücadeleden alıkoyuyorlar ve tabandan gelişen mücadelelerin önünü kesmeye çalışıyorlar.

İşçi kardeşler, kriz işsizlik ve yoksulluğu arttırıyor. Patronlar işten atmalar önündeki engellerin kaldırılmasını istiyorlar. Patronların isteği doğrultusunda hareket eden hükümet, kıdem tazminatının kaldırılması için adım atmaya başladı. MESS, yüz binden fazla metal işçisine esnek çalışmayı, düşük ücreti, ağır çalışma koşullarını dayatıyor. Tüm bunlara karşı ne yapmalıyız? Çıkış yolu bellidir. 1980 öncesinde Kemal Türkler’in başında bulunduğu Maden-İş’in savunduğu mücadeleci sendikal anlayışı bugün de örnek almamız gerekiyor. İşçiler sendikalarına sahip çıkmalı, karar sürecine katılmalı ve sendikacıları denetlemelidirler. Sendikalarımızı işçilerin evi haline getirmek için tabanda örgütlenelim ve militan sınıf sendikacılığı anlayışıyla işbirlikçi sendikal tutuma karşı mücadele edelim!

15 Temmuz 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...