. Krallara, Şahlara ve Sultanlara İsyan Eden İnsanlık! | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

Krallara, Şahlara ve Sultanlara İsyan Eden İnsanlık!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 108

OHAL koşullarında tek adam rejiminin dayatıldığı referanduma gidiyoruz. İşsizlik ve yoksulluk hızla artıyor, ekonomik krizin belirtileri kendini daha açıktan göstermeye başlıyor. “Huzur” ve “istikrar” vaadiyle emekçilerin oyunu alıp tek başına iktidara yerleşen AKP, tek adam rejimi ile iktidarını kalıcı kılmak istiyor. Ancak işçi ve emekçilerin azımsanmayacak bir çoğunluğu “evet”e ikna olmuyor. Bugüne kadar hükümetin yalanlarıyla oyalanmış emekçi kitleler, artık bu gidişattan hoşnutsuzlar. Tüm iktidar yetkisini tek bir kişiye verecek olan değişikliği sorgulamaya başlıyorlar.

İnsanlık, mücadele ede ede, zalimlere karşı çıka çıka bugünlere gelmiştir. Bugün birçok ülkede zalimler, tek adam rejimleri kurmak, demokratik hakları ortadan kaldırmak ve halkı baskıyla yönetmek istiyorlar. Fakat bugüne kadar tek adam rejimlerinden hayır gelmedi, yarın da gelmeyecek!

AKP hükümeti, tüm yetkileri tek adama veren başkanlık sistemi ile bütün sorunların çözüleceğini iddia ediyor. Oysa tek adam rejiminde işçileri bekleyen “huzur” ve “istikrar” değil, artan baskı ve yasaklar, kriz ve savaşlar olacaktır. Tarih bizlere firavun, kral, çar, şah, padişah ya da sultan olsun tek adamların, yoksul ve ezilen sınıflara acı ve gözyaşından başka bir şey vermediğini gözler önüne seriyor.

Tüm yetkileri elinde toplayan krallar, imparatorlar ve beyler;“dediğim dedik, çaldığım düdük” rejimi kurmuşlardır. Ekçilerin üstüne basarak yükselmiş, tüm zenginliklere el koymuşlardır. Zenginlikleri üreten, kentleri kuran ezilen ve sömürülen sınıflar ise, bugünün işçileri gibi çalışmaya ve boyun eğmeğe zorlanmışlardır. Toplumsal eşitsizlik artmış, ağır çalışma koşulları, ağır vergiler, zenginleri daha da zenginleştiren, yoksulları ölüme sürükleyen savaşlar, yıkımlar ezilenlerin canına tak etmiş, onları mücadeleye sürüklemiştir. Tarih, sömürülen ve ezilen kölelerin, köylülerin, işçilerin tek adamlara karşı isyanlarına hep tanıklık etmiştir.

Uygarlığın beşiği sayılan Mezopotamya, tarihin ilk halk ayaklanmalarına da ev sahipliği yapmıştır. Mezopotamya’nın en önemli medeniyetlerinden biri olan Sümer Devleti’nde, üretilen ürünler yönetenlerin elinde toplanıyor, toprağı işleyen köylüler ise yoksullaşıyordu. Zamanla artan eşitsizlik yaklaşık 4500 yıl önce Sümer’in şehir devletlerinden biri olan Lagaş’ta yoksul köylüleri ve köleleri isyana sürükledi. Keza giderek güçlenen, zenginleşen ve toplumda tek söz sahibi haline gelen firavunların yönetimde olduğu Mısır uygarlığında da isyanlar baş gösterecekti. Spartaküs ve Romalı köleler ise, “Güneş Devleti”ni kurmak üzere Roma’nın zulmüne karşı tarihin en büyük köle isyanlarını gerçekleştirdiler.

Bu topraklarda Şeyh Bedreddinler, Torlak Kemaller, Börklüce Mustafalar her şeyi belirleyen padişah fermanlarına karşı başkaldırmış, ezilen, buğdayı elinden alınıp aç bırakılan Osmanlı halklarını zalimin zulmüne karşı mücadele etmeye çağırmışlardı. Birkaç yüzyıl sonra yoksul köylüler, topraksız reaya 16. ve 17. yüzyıllarda Celali isyanlarına katıldı. Avrupa ise, mutlak iktidar gücüne sahip krallara ve imparatorlara karşı halkların isyanlarıyla çalkalanıp durmuştu. 1789 Fransız Devriminin anıları hâlâ canlıdır. Fransa’nın yoksul halkı, “ekmek yerine pasta yesinler” diyen Kraliçe ve Kralın kellesini giyotinle uçurmuştu.

Zalimlerin zulmü devam ettikçe ezilenlerin özgürlük mücadelesi de hiç bitmedi. İtalya’da Mussolini, İspanya’da Franco, Almanya’da Hitler işçi ve emekçilere kan kusturmuşlardı; tek adam rejiminin bedeli ağır olmuştu. Ancak işçi sınıfı tek adamlara ve diktatörlüklere karşı mücadele etmekten hiç vazgeçmedi. Bunun son örneğini, 2010’da Tunus’ta başlayıp Mısır’a sıçrayan Arap halk isyanlarıyla gördük. İşsizlikten, yoksulluktan, baskıdan bıkan Arap emekçileri, tek adam rejimlerine başkaldırdılar. “Ekmek, özgürlük, demokrasi, insanlık onuru” diye haykırıyor ve hiçe sayılmalarına isyan ediyorlardı.

İnsanlık, mücadele ede ede, zalimlere karşı çıka çıka bugünlere gelmiştir. Bugün birçok ülkede zalimler, tek adam rejimleri kurmak, demokratik hakları ortadan kaldırmak ve halkı baskıyla yönetmek istiyorlar. Fakat bugüne kadar tek adam rejimlerinden hayır gelmedi, yarın da gelmeyecek! Geçmişte çok büyük bedeller ödedik. Bu yüzden, tek adam rejimine “evet” demeye tek bir sebep yok ancak “HAYIR!” demek için nice sebep var. Yarını bugünden, bugünü dünden anlamak mümkün; tek adam rejimine geçit vermemek işçi-emekçilerin elinde!

21 Mart 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...