Navigation

Buradasınız

Ne Gelir Elden?

Ekim 2014, No:79
Patronlar şuna inanmamızı istiyorlar: Her koyun kendi bacağından asılır, her bireyin hayatının değişmesi şahsi çabasına bağlıdır. İnanmamızı istedikleri budur. İşçileri, birleşmekten ve kurtuluşa giden yolu hep birlikte açmaktan uzak tutacak ne kadar yanlış fikir varsa zihnimize işlemeye çalışıyorlar.

Fabrika önünde İşçi Dayanışması bültenimizi dağıtırken karşılaştığımız işçi arkadaş! Yorgun düşmüş, omuzları aşağı çökmüş işçi arkadaş, sana sesleniyoruz. İşçi mahallelerinde, geçitlerde, meydanlarda işçileri birliğe çağıran kampanyalarımızı tanıtırken eve varma telaşıyla yanımızdan geçip giden işçi arkadaş, sözümüz sana! Bültenimizi uzattığımızda “o bülteni alsam ne olacak? Okusam ne değişecek? Ne gelir elden?” diyen kardeşlerimiz!

“Sömürülüyoruz; kanımızı emiyorlar; sırtımızdan zengin oluyorlar; iş cinayetlerinde canımızı alıyorlar; hakkımızı yiyorlar; üstelik bizi adam yerine bile koymuyorlar” dediğimizde; bazen içinden, bazen açıkça “Ne gelir elden? Böyle gelmiş böyle gider!” diyorsun. Umutsuzluğunu, çaresizliğini ve yalnızlığını dile getiriyorsun. Kendine de başkalarına da güvenemiyorsun.

İşyerinde hakkını arayamıyorsun. İşten çıkarılmaktan, evine ekmek götürememekten, ailene karşı sorumluluğunu yerine getirememekten korkuyorsun. Haklısın. Tek başına kaldığın sürece bir hiç olacaksın. Diğer işçilerle birlik olmadığın sürece hiçbir şey yapamazsın. Birlik olmadığın sürece patronlar seni adam yerine bile koymayacaklar. Peki, işçilerin birlik olduğunda ne kadar büyük bir güç haline geldiğini biliyor musun?

Dünya biz işçilerin ellerinin üzerinde yükseliyor. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şey bizim elimizden çıkıyor. Makineleri işleten biz işçileriz. Koca binalar, yollar, köprüler bizim emeğimizin ortak ürünü. Şu gök kubbenin altındaki tüm zenginliği, tüm ihtişamı biz işçiler üretiyoruz. Eğer işçiler olmazsa hiçbir şey üretilemez, hayat tümüyle durur. O patronların koca fabrikaları bomboş kalır ve çürür. İşçilerin gücü, bizim gücümüz, üretmekten gelir. Ama biz işçiler örgütlenmediğimiz sürece bu gücümüz ortaya çıkamaz. Üretimi tek başımıza yapmıyoruz ki hakkımızı da tek başına arayalım. Üretim işçilerin ortak emeği sayesinde gerçekleşiyor. Ne kadar çok çalışırsak çalışalım tek başımıza kaldığımız sürece güçsüz, umutsuz ve çaresiz olacağız. Gücümüzün farkına bile varamayacağız. Patronlar, işçiler birlik olmasın, güçlerinin farkına varmasın diye ellerinden geleni yapıyor. Sömürü düzeni işçileri bölüp parçalıyor. Patronlar işçilerin kendi gücünün farkına varmasını ve birlik olup hakkını aramasını asla istemez.

Patronlar şuna inanmamızı istiyorlar: Her koyun kendi bacağından asılır, her bireyin hayatının değişmesi şahsi çabasına bağlıdır. İnanmamızı istedikleri budur. İşçileri, birleşmekten ve kurtuluşa giden yolu hep birlikte açmaktan uzak tutacak ne kadar yanlış fikir varsa zihnimize işlemeye çalışıyorlar. Biz koyun değiliz, insanız. Birlik olmayı başarabiliriz. İşçilerin küçük bir kısmı bile birlik olabildiğinde neler yapabileceklerini görüyorlar. İşçi arkadaşlarımız bir işyerinde bile bir araya gelebildiklerinde hayatlarında çok şey değişiyor. Patronlarla toplu pazarlık gücü kazanan işçilerin ücretleri yükseliyor, iş saatleri kısalıyor ve bir nebze de olsa düzene giriyor. Birlik olan işçiler daha sağlam bir iş güvencesi elde ediyorlar. Örgütlenen işçinin işten atılması, patronların iki dudağının arasında olmaz. Birlik olabilen işçiler daha fazla iş güvenliği önlemlerinin alınmasını sağlar. İşyerinde patronların, müdürlerin ya da şeflerin hakaretleri ve kibirli tavırları son bulmaya, işçi ise onurunu ve saygınlığını kazanmaya başlar.

Boynunu büküp “hiçbir şey değişmiyor, elden ne gelir” demeye devam mı edeceksin? Kendi emeğine, onuruna ve geleceğine sahip çıkmak için adım mı atacaksın? Temel soru budur. Tüm işçi kardeşlerimiz bu soruları kendine sormalı ve düşünmelidir. Emeğimize ve yaşamımıza sahip çıkamadığımız sürece, gece gündüz çalışsak da kendimiz ve sevdiklerimiz için daha iyi bir hayata sahip olamayız, olamıyoruz.

Biz birlik olduğumuzda ve üretimden gelen gücümüzü kullanmayı başardığımızda ne yoksulluk kalacak, ne sömürü! Ne işsizlik, ne çaresizlik! Sana kendi gücünden, sınıfının gücünden başka bir şey vaat etmiyoruz. Patronların yalanlarına değil örgütlü işçi sınıfının gücüne inanıyoruz. İşçi sınıfının mücadelesi paranın saltanatına, sermayenin egemenliğine karşıdır. İşçi sınıfının kavgası zenginliği değil alın terini ve emeği yüceltir.

Hak aramanın, onurunu korumanın, sömürüye karşı çıkmanın, geleceğe dair en güzel umutların kaynağı ve taşıyıcısı örgütlü işçi sınıfıdır. UİD-DER’de birbirine, sınıfına, mücadelesine sahip çıkan işçiler seni çağırıyor! Seni, seninle aynı kaderi paylaşan emekçilerle, sınıf kardeşlerinle dayanışmaya ve birlik olmaya, örgütlenmeye davet ediyoruz.

15 Ekim 2014
...önceki
Barış
sonraki...
UİD-DER Farkı

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda meydana gelen korkunç patlama, biz işçi ve emekçilere bazı şeyleri yeniden düşündürten çok acı bir deneyim oldu. Bir tarafta yıllar içerisinde...
  • Koronavirüs gerekçesiyle alınan önlemler kademeli olarak kaldırılmaya başlandı. Gündelik yaşamın yeni kurallar temelinde yeniden şekillendirildiği bu döneme “yeni normal” adı verildi. Yeni kuralların hayatımızın bir parçasını olacağının sıkça...
  • Hindistan’da kamuya ait CIL işletmesinin kömür madenlerinde çalışan yüz binlerce işçi 3 günlük grev gerçekleştirdi. Modi hükümetinin 42 madeni açık arttırmayla satışa çıkarma ve özelleştirme kararına karşı çıkan işçiler, beş sendikanın çağrısıyla 2-...
  • Sakarya Hendek’te bulunan Büyük Coşkunlar Havai Fişek fabrikasında 3 Temmuzda patlama meydana gelmiş, 7 işçi hayatını kaybetmiş ve 114 işçi yaralanmıştı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi bu fabrikanın her patlama sonrası isim ve il...
  • Her gün TV ekranlarından, internetten, gazetelerden “büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuz ve buna karşı bir savaş verdiğimiz” yalanlarıyla gerçeklerin üzeri örtülüyor. Koronavirüs ortaya çıktığı ilk günden beri tüm dünyada egemenler için...
  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...

UİD-DER Aylık Bülteni