Navigation

Buradasınız

Özel İstihdam (Kölelik) Büroları

Ağustos 2012, No: 53

Patronlar, önlerinde hiçbir engelin olmamasını ve yalnızca kendi çıkarlarını gözeten yasaların çıkartılmasını istiyorlar. Bu temelde AKP hükümetine direktifler veriyorlar. AKP de patron örgütlerinin istekleri doğrultusunda yeni saldırı yasaları hazırlıyor. Meselâ, Ulusal İstihdam Stratejisi paketi içinde yer alan özel istihdam bürolarının yasal çerçevesini alabildiğine genişletmek istiyorlar. Aslında bu bürolara kölelik büroları denmesi gerekiyor. Bu büroların yasal sınırları genişletildiğinde işçilerin sürekli olarak çalışacakları bir işyeri neredeyse kalmayacak, işçi oradan oraya sürüklenecek, iş güvencesi olmayacak, sendikalaşmanın önüne geçilecek.

İş Kanunu’nun 90. maddesinde özel istihdam bürolarının iş bulma kurumu gibi çalışmasına izin verilmiştir, yani işçi simsarlığı yasallaştırılmıştır. İstihdam bürosu, işveren ve işçi arasında bir sözleşme imzalanmaktadır. Ancak bu bürolar, aracılık dışında işçilerle iş ilişkisi kuramamakta ve işçiler özel bürolara bağlı olarak çalışmamaktalar. Patronlar, özel istihdam bürolarının bir şirket gibi çalışmasını ve geçici iş ilişkisi kurma hakkının olmasını istiyorlar. Böylece işçileri kendileri işe almadan bu bürolardan kiralamış olacaklardır. Bu kapsamda geçici iş ilişkisinin çerçevesinin de genişletilmesini istemekteler. Geçici iş ilişkisi/geçici çalışma bir işyeri ile diğer işyeri arasında ya da aynı patronun değişik işyerleri arasında kurulmaktadır. Aslında bir işyeri diğer bir işyerinden işçi “kiralamış” olmaktadır. Fakat geçici çalışma yasaya göre sürekli olamaz ve en fazla iki kere yapılabilir. İş Kanunu’nun 7. maddesinde şöyle deniyor: “Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir.” Patronlar, Özel İstihdam Bürolarında ve geçici çalışmada/kiralamada tüm sınırlamanın kalkmasını, üst üste birden çok sözleşme yapılmasının önünün açılmasını, esnek ve güvencesiz çalışmanın alabildiğine yaygınlaşmasını dayatıyorlar.

Kıdem tazminatının bir fona devredilerek zamanla ortadan kaldırılmasını getiren Ulusal İstihdam Stratejisi, işçilerin haklarını ortadan kaldıran kapsamlı bir pakettir. Kıdem tazminatının fona devredilmesini işçinin çıkarınaymış gibi sunan AKP hükümeti ve patronlar, kölelik bürolarından nedense söz etmiyorlar. Özel istihdam büroları aracılığıyla iş bulan, üç ya da dört ayda bir işyerlerine kiralanan işçilerin fonda kıdem tazminatı primi nasıl birikecek? Giderek tüm işçilere özel istihdam büroları üzerinden iş bulma dayatılacak ve işçilerin sigortası yapılmayacak. Yani işçilerin iş güvencesi olmadığı gibi, aynı zamanda kayıt dışı çalışacaklar ve emeklilik hakları da ortadan kaldırılmış olacak. Aslında özel istihdam bürolarının şu anki işleyişi geleceğin nasıl karanlık olacağını gözler önüne seriyor.

2003’teki İş Kanunu değişikliğiyle birlikte taşeronluk ve özel istihdam büroları (simsarlık büroları) pıtrak gibi çoğalmıştır. Özel bürolar aracı olmaktan çıkarak fiilen işveren gibi çalışmaktalar. Hiçbir sorumluluk almayan patronlar bu bürolardan işçiler kiralıyorlar. Sendikalı işyerlerinde patron bu bürolardan işçi kiralayarak sendikanın gücünü kırmak ve tasfiye etmek istiyor. Diğer işyerlerinde ise, sendikalaşmanın önüne geçmek için kölelik bürolarından işçi temin ediliyor, taşeronluk yaygınlaştırılıyor. Sigortaları bile olmayan işçilerin çalışma koşulları ise oldukça kötü durumdadır. Sosyal güvenceleri olmayan işçiler uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Özel istihdam bürolarında çalışan işçilerin sorunları hakkında araştırma yaparken konuştuğumuz bir işçinin anlattıkları oldukça çarpıcıdır: “Düzenli bir şekilde çalışmıyoruz. Üç gün bir yerde beş gün başka bir yerde çalışıyoruz. Çoğu zaman telefonla çağrılıyoruz. Bir gün sabah telefonum çaldı, arayan bürodaki görevliydi. ‘İş var hemen servise yetiş’ dedi. Evden çıktım ve beş dakika geçtikten sonra tekrar aradılar: ‘İş yok eve dönebilirsin’ dediler. Eve dönerken tekrar aradılar: ‘Başka bir yerde iş var, hemen gel’ dediler.” Konuştuğumuz işçiler buna benzer pek çok örnek anlattılar.

AKP hükümeti, kazanılmış bütün haklarımıza amansızca saldırıyor ve patronlar için bir sömürü cenneti yaratmak istiyor. Fakat onların cenneti bizim cehennemimiz oluyor. Kıdem tazminatının kaldırılması; simsarlık bürolarıyla esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın ana çalışma biçimi haline gelmesi; taşeronluğun her yere girmesi ve sendikal örgütlenmenin önünün tıkanmasıyla işçiler kölece çalışmaya biraz daha yaklaşmış olacaklar. İşçilerin kölelerden farkı, işçinin ücret alması ve sözde istediği işyerini seçebilmesidir. Söz konusu yasalar hayata geçerse “köleliğe” bir adım daha yaklaşmış olacağız. Ama mücadele ederek haklarımıza sahip çıkma seçeneği de var. İşçiler olarak bu kahredici çalışma koşullarına karşı sesimizi çıkartmalı, bir araya gelmeli, bilinçli bir şekilde mücadele etmeliyiz. UİD-DER, “köleliğe hayır” diyen tüm işçileri çatısı altında birlik olmaya çağırıyor.

15 Ağustos 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...