Navigation

Buradasınız

Patronlar Şirinlere Neden Karşı?

Ağustos 2011, No: 41

1958 yılında, Belçikalı karikatürist Peyo tarafından bir köy kuruldu, Şirinler köyü. Bir çizgi filmde kurulan bu köy, daha önce ya da daha sonra çizgi filmlerde kurulan köylere benzemiyordu. 1981 yılından itibaren Şirinler adlı çizgi film televizyonda gösterilmeye başlandı. Geçen günlerde Şirinler köyünün yaratıcısı yazarın doğum günü vesilesiyle gündeme gelen Şirinler, yeniden tartışılmaya başlandı. Bir dönem ABD’de yasaklanan Şirinler’in, Türkiye’de yayınlanmasına da tepki gösterilmişti. Bir süre sonra da Şirinler gösterimden kaldırıldı. Niye mi? Çünkü Şirinler paylaşımcılığı, ortak çalışıp kardeşçe paylaşmayı, zorluklara karşı ortak mücadele etmeyi yani dayanışmayı anlatıyor. Oysa patronlar bencilliği, rekabeti, parayı, kârı, patron işçi ilişkisini meşrulaştıran çizgi filmler yayınlanmasını istiyorlar. Çocukların bu filmleri izleyerek büyümesini, düzenin insanları olmasını istiyorlar.   

Aşçı Şirin, Usta Şirin, Gözlüklü Şirin, Sakar Şirin, Ressam Şirin, Madenci Şirin, Süpürgeci Şirin ve Şirin Baba Şirinler’den bazılarıdır. Kocaman bir ormanda mantar evlerin içinde yaşayan Şirinler, ortaklaşa bir yaşam sürdürürler. Her biri ayrı bir yetenektir ve bu yeteneklerini hep beraber mutlu bir şekilde yaşamak için kullanırlar. Şirin Baba, tüm Şirinler’in babası gibidir. Deneyimli, bilge, merhametli ve adaletli olması nedeniyle tüm Şirinler’in otoritesi haline gelmiştir. Diğerlerinin, kötülükler karşısında ne yapacağını bilen, erdemli ve adaletli birer Şirin olmasına uğraşır. Şirin Baba’nın tüm uyarılarına rağmen Şirincikler yine de başlarını belaya sokmayı başarırlar ve Şirin Baba imdada yetişir. Şirin Baba, çizgi filmde kötüyü temsil eden ve doymak bilmeyen Gargamel’in gazabından, ne yapar eder korur şirinciklerini. Hep birlikte uyumlu ve mutlu yaşayabilmeyi öğütler onlara. Onlar da Şirinler köyünü adeta cennete çevirirler.

Köydeki tüm Şirinler’in yemeğini Aşçı Şirin yapar. Yüzlerce yemek tarifi bilir ve onları Şirinler için pişirir. Usta Şirin, köydeki onarım, tamir işlerinden sorumlu olmakla beraber sürekli yeni bir icat peşindedir ve teknolojik bilgisiyle ön plana çıkar. Ressam Şirin, pek çok görsel sanatta yetenekli, başarılı bir ressamdır. Madenci Şirin, köydeki madende çalışır. Şirinlerin kullandığı metal eşyaların çoğu onun çıkardığı madenden elde edilir. Koyu mavi, eski bir ceket giyer ve metal bir işçi şapkası takar. Süpürgeci Şirin de bacaları temizlemekten sorumludur. Gözlüklü Şirin, Şirinler üzerinde üstünlük kurmaya çalışması, popüler olma takıntısı ve kendisini övmesi sebebiyle, Şirinler tarafından sık sık köyden kovalanır. Kariyerizm, Gözlüklü Şirin nezdinde mahkûm edilir. Çiftçi Şirin, tarla işleriyle uğraşan Şirin’dir. Tarlasında Şirinler için yiyecekler yetiştirir, hasat zamanında da organizasyondan sorumludur.

Şirinler’in birbirleriyle akrabalığı yoktur. Hatta Fransız aksanıyla konuşan Ressam Şirin, Avustralyalı aksanıyla konuşan Süpürgeci Şirin ve İrlandalı aksanıyla konuşan madenci Şirin, halkların kardeşliğini simgeler.  Bu köyde para yok. Tüm Şirincikler birlikte çalışıyor, üretiyor ve paylaşıyorlar. Çalışamayan Şirinler’e çalışabilen Şirinler, karşılık beklemeden bakıyorlar. Şirinler’in bu düzenini dağıtmak isteyen ve Şirinler’i ele geçirmek isteyen Gargamel ise adeta patronlar gibi hareket etmektedir. Çizgi filmi yaratan yazarın niyetini bilmiyoruz, ama Gargamel’in patronların düzeni olan kapitalizmi simgeleyen bir şekilde hareket ettiğini söylemek mümkün. Gargamel’e karşı Şirinler örgütlü davrandıkları, birbirlerine sahip çıktıkları için yenilmiyorlar. Gargamel’in yanında sadece kedisi Azman var. Azman’ın en önemli görevi Şirinler’i yemek ama asla başarılı olamıyor. Gargamel her yenilgide Azman’ı evden atıyor. Şirinler Gargamel’in türlü oyunlarına karşı beraberce mücadele ediyor ve kazanıyorlar.

Şirinler komün yaşamı sürdürüyorlar, tüm ihtiyaçlarını birlikte çalışarak karşılıyor, her şeyi paylaşıyorlar. Bu durum elbette patronların ve onların medyasının hoşuna gitmiyor. Şirinler’in yerine, gerçeklikle alâkası olmayan,  bireysel davranmayı, öne çıkmayı, zorluklar karşısında sessiz kalmayı, korkmayı öğreten çizgi filmler yayınlanıyor. Böylece taze beyinlere kapitalizmin çıkarcı kültürü ve ilişkileri kazınmış oluyor. İşçiler ve işçi çocuklarının gözünde, patronlar ve onların sömürü düzeni meşrulaştırılmak isteniyor. Patronların istediği gibi bencil, güvenilmez, üçkâğıtçı, bön ve korkak değil; bilinçli, güvenilir, dürüst, cesur, paylaşımcı ve mücadeleci insanlar olmalıyız.

15 Ağustos 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ile patron örgütü MESS arasında süren toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci devam ediyor. ABB Power Grids, Schneider Enerji, Schneider Elektrik, Grid Solutıons Enerji ve Arıtaş Kriyojenik işyerlerinde çalışan 1900 işçi, TİS...
  • Bir tarafta Aralık ayı için açıklanan yüzde 14,6 resmi enflasyon oranı, diğer tarafta tüm emekçilerin bildiği, evlerini ve ceplerini yakan gerçek hayat pahalılığı… Bir tarafta asgari ücret zammı, bir tarafta neredeyse her gün, her şeye gelen “fiyat...
  • “Pusulası olmayan toplum ve sınıflar meçhule giden bir gemi gibidir.” Böyle yazıyordu İşçi Dayanışması gazetemizin 153. sayısındaki başyazısında. Bu kısacık cümle ne kadar da çok şey anlatıyor değil mi? Gerçekten de pusulası olmayan milyonlarca işçi...
  • Yıllardır her sonbaharda grip aşısı yaptırıyordum. 2020’nin Ekim ayının son günlerinde Aile Sağlık Merkezine gittim. Kapının dışında uzun mu uzun bir insan kuyruğa vardı. Kimse birbiriyle konuşmuyordu. Aralarında en az beş adım vardı. Sıra bana...
  • Kapitalizm eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı bir sistemdir ve kaç zamandır bağrında biriken büyük sorunlar patlıyor. Bu sistem alabildiğine çürümüş ve çıkmaza saplanmıştır. Tam da bu yüzden en küçük sorunu bile çözemiyor. Tersine, küresel...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...
  • Somalı madenciler 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan büyük maden faciasının ardından maden ocaklarının kapanmasıyla işsizliğe mahkûm edilmiş, tazminat ve alacakları da ödenmemişti. Bağımsız Maden-İş ve işçilerin...
  • Nisan 2020 itibariyle siyasi iktidar pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı getirdiğini “müjdelemişti”. Oysa gerçekler söylenenlerin tam tersiydi. İşten atma yerine ücretsiz izin uygulaması hayata geçirildi. Böylece patronların inisiyatifine...
  • Kayı İnşaat Cezayir’deki askeri hastane ve tesislerin inşaat şantiyelerinde çalıştırdığı işçilerin 1 yıllık ücretlerini ödemedi. İnşaat-Sen’de örgütlenen işçiler, 2019’un Aralık ayında ücretlerinin ödenmesi talebiyle Cezayir’de grev yaptılar, dava...
  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...

UİD-DER Aylık Bülteni