Navigation

Buradasınız

Patronlara Ballı Teşvik, İşçilere İşsizlik

Ocak 2013, No:58
Yıllardır teşviklerle ihya olan, patronlar; üstüne üstlük bölgesel asgari ücrete geçilmesini, özel istihdam bürolarının açılmasını, deneme süresinin 4 aya çıkarılmasını, kıdem tazminatının fona devredilerek yok edilmesini, kadrolu işçiliğin tarihe karışmasını talep ediyorlar.

Patronlar kârlarını arttırmak amacıyla hükümetin çeşitli teşvik paketleri çıkartmasını istiyorlar. Patronların sadık hizmetkârı AKP ise onların bir dediğini iki etmiyor. AKP’­nin 2004 yılında çıkarttığı Teşvik Yasası ile 49 ilde patronlara fabrika kurmak için arazi ve kredi sunuluyordu. Teşvik kapsamında, asgari ücretli işçinin sigorta priminin işveren payını devlet ödüyordu. Patronlara enerji desteği ve vergi indirimi de uygulanıyordu. Ancak bu uygulama 31 Aralık 2012’de sona erdi. Bu teşvikten yararlanan işyerlerinde 800 bine yakın işçi çalışıyordu.

Yeni teşvikler talep eden ve eski teşvik paketinin yürürlükte kalmasını isteyen patron örgütleri, her gün bir başka ilde açıklamalar yaptılar. “Teşvik devam etmezse işçileri işten atarız” tehditleri savurdular. Hatta kendi çıkarları için, işsiz kalmaktan korkan işçilere eylemler yaptırdılar. Patronlar aldıkları teşviklerle kurdukları fabrikalarda işçileri yıllarca kölelik koşullarında, sefalet ücretiyle çalıştırdılar. Teşvik paketinin süresi dolduğunda ise yaklaşık 5000 işçiyi kapının önüne koydular.

Patronların yakınması üzerine AKP hükümeti onların içini rahatlatan açıklamalar yaptı. Zira 2012 yılının başında Yatırımlarda Devlet Yardımları adı altında kapsamlı bir teşvik paketi çıkartmıştı. Eski teşvik paketinden yararlanan patronların da, söz konusu yeni teşvik paketinden yararlanacağı açıklandı. Başbakan Erdoğan, patronlar için çıkarttıkları bu ballı teşvik paketini överek açıklamıştı: “6. bölgede yatırım yapan, SGK işveren payından kurtuluyor. Her şeyi, burada artıları, devlet üstlenmiş oluyor net olarak. Örneğin Kocaeli’de yatırım yapan yatırımcı gidip Muş’ta da yatırım yaptığında 6. bölgenin teşvikinden aynı oranda yararlanacak. İnanıyorum ki hem yerli yatırımcı, hem de uluslararası yatırımcı bu cazip teşviklerden yararlanacak, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirecektir.”

Yeni teşvik paketi Türkiye’yi 6 bölgeye ayırıyor. Patronlara, vergi indirimi veya bulunduğu ile göre vergi muafiyeti, KDV istisnası, fabrika için bedava arazi, faiz desteği, gümrük vergisi muafiyeti, gelir vergisi ve stopaj desteği sağlıyor. Çalıştırılan işçilerin SGK maliyetinin işveren kısmını devlet ödeyecek. Elbette tüm bunlar, işçilerden kesilen vergilerle karşılanacak. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Vergileri neredeyse sıfırladık. 6. bölgede tamamen kaldırdık. Türkiye’nin doğusu, güneydoğusu Türkiye’nin Çin’i olacak” diyor. Patronlar için vergileri sıfırlayan Bakan, hiç utanmadan Türkiye’de asgari ücretin çok yüksek olduğunu iddia ediyor.

AKP hükümetinin patronların kasalarına oluk oluk akıttığı para, işçi ve emekçilerden doğrudan ve dolaylı vergilerle toplanıyor. İşçilerin ücretinin önemli bir bölümü vergi olarak kesiliyor. Bu vergilerin dışında bir de yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya, bindiğimiz otobüsten kullandığımız cep telefonuna, aldığımız giysiye kadar her şey için vergi ödüyoruz. Üstelik patronlarla aynı miktarda!

Yıllardır teşviklerle ihya olan, İşsizlik Sigortası Fonunu yağmalayan, taşeronlaştırmayı yaygınlaştıran, iş saatlerini alabildiğine uzatan, işsizliği arttıran, iş kazalarına karşı önlem almayan, kuralsızlığı kural haline getiren patronlar; üstüne üstlük bölgesel asgari ücrete geçilmesini, özel istihdam bürolarının açılmasını, deneme süresinin 4 aya çı­karılmasını, kıdem tazminatının fona devredilerek yok edilmesini, kadrolu işçiliğin tarihe karışmasını ta­lep ediyorlar.

Patronların talepleri karşısında, işçiler kendi talepleri için mücadele etmezlerse çalışma ve yaşam şartları çok daha kötüye gidecek. İşçi sınıfı, sefalet ücretinden, iş saatlerinin uzamasından, ağır vergilerden, güvencesiz çalışmadan, iş kazalarından kurtulmak için mücadele vermek zorundadır.

15 Ocak 2013

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...

UİD-DER Aylık Bülteni