Navigation

Buradasınız

“Torba Yasa”yla İşçi Sınıfının Sömürüsü Daha da Katmerleşiyor

Patronların Torbasına Girmemek İçin Birleşelim!

Ocak 2011, No: 34

Patronlar sınıfının işçi sınıfına dönük saldırıları sürüyor. Yeni hak gasplarını içeren ve “torba yasa” adıyla gündeme getirilen düzenlemeler, AKP hükümeti tarafından mecliste görüşülmeye başlanmıştır. Yeni hak gasplarıyla birlikte sömürü daha da katmerli hale gelecektir.

Üstelik utanmadan bu “torba yasa”yı işçi sınıfının yararınaymış gibi sunmaktalar. Oysa bu koca bir yalandır. Çünkü “torba yasa” içinde yer alan katmerli sömürü maddeleri, Ulusal İstihdam Stratejisi Çalıştayında bizzat TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, TUSKON ve TİSK gibi patron örgütleri tarafından önerilmiştir. Güya istihdam artacak ve işsizlik azalacakmış! Ne zamandan beri patronlar işçileri düşünür oldu? Nitekim işçilerin patronların umurunda olmadığını yasa maddeleri gözler önüne seriyor.

“Torba yasa” düzenlemesiyle birlikte patronların istihdam maliyetleri düşecek, biriken borçları ertelenecek ve vergi-prim borçları affedilecek. Patronların talepleri doğrultusunda İş Yasası ve Sosyal Güvenlik Yasasında yapılacak değişiklikleri içeren pakette yer alan saldırılar genel olarak şöyle:

  • Esnek çalıştırma biçimi ve esnek sözleşme türleri daha da yaygınlaşacak,
  • Taşeron uygulaması, önündeki kimi engeller kaldırılarak yaygınlaştırılacak,
  • Kadrolu belediye işçileri tasfiye edilecek,
  • Ücretli yıllık izinlerin nasıl kullanılacağı patronların keyfine bırakılacak,
  • Asgari ücret kademelendirilmesindeki yaş sınırı 16’dan 18’e çıkarılacak,
  • 18 yaşından büyük 29 yaşından küçük işçilerin sigorta primleri meslek durumlarına bağlı olarak 24, 36 ya da 48 ay süreyle işsizlik fonundan karşılanacak,
  • Meslek liseli stajyer öğrencilere verilen ücretler daha da düşürülecek,
  • Deneme süresi dört aya çıkartılacak.

“Torba yasa” İşsizlik Sigortası Fonunu daha fazla yağmaya açıyor. Getirilen yasaya göre, 18 ilâ 29 yaş arasındaki işçilerin patronlar tarafından ödenmesi gereken sigorta primleri (24 ilâ 48 ay boyunca) İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. Yani işçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle oluşturulan fon, işçilere sorulmadan patronlara hediye ediliyor.

Belirli süreli sözleşme, “çağrı üzerine çalışma”, “evden çalışma”, “uzaktan çalışma” gibi kısa süreli sözleşme türleri esnek çalıştırmayı daha da yaygınlaştıracak. Buna bağlı olarak, güvenceden yoksun geçici iş ilişkisi temelinde yapılan sözleşme türleri yaygınlık kazanacak.

Halen yürürlükte olan iş yasasına göre, bir işyerine taşeronun (alt işverenin) girebilmesi için, “asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” olması şartları gerekiyordu. Paketle birlikte bu şartların herhangi birinin sağlanması yeterli olacak. Böylece asıl işler de taşeronlara verilebilecek ve taşeronlaştırma daha da yaygınlaşacak.

Sömürüyü daha da katmerli hale getirmek için, stajyer öğrenci çalıştırma koşulu olan 20 işçi sınırı 5 işçiye kadar düşürülüyor. Üstelik bugüne kadar stajyerlere brüt asgari ücretin yüzde 30’u üzerinden ödenen ücret, yeni yasayla birlikte net asgari ücretin yüzde 30’u üzerinden ödenecek. Böylece küçük işyerlerinde neredeyse tüm işleri yapan stajyer öğrenci-işçiler alabildiğine sömürülmüş olacak. 

Getirilen düzenlemeler her alanda işçi sınıfına saldırı içeriyor. Örneğin, yeni işe alınacak işçiler için 2 ay olan deneme süresi, 25 yaşın altındakiler için 4 aya çıkarılıyor. Aslında bu düzenleme geçici süreli iş sözleşmesinden farklı değildir. Patronlar deneme süresi kapsamında işçileri ağır koşullarda çalıştıracak ve dört ay bittiğinde hiçbir hak vermeden kapı önüne koyacaklardır. Bu işçilerin yerini ise, bir dört aylığına daha yenileri alacaktır.

Katmerli sömürü getiren düzenlemelerin bir başkası ise, asgari ücret kademelendirilmesindeki 16 yaş sınırının 18’e çekilmesidir. Bu durumda 16-18 yaş arasındaki yüz binlerce genç işçi, daha düşük ücrete çalışmak zorunda kalacak. Bununla da yetinmeyen AKP hükümeti, sermayenin iştahını doyurmak için bölgesel asgari ücretin de önünü açmak istiyor.

Peki, tüm bu saldırılar karşısında sendikalar ve sendika konfederasyonları ne yapıyorlar? Saldırı yasaları gündeme gelince buna bir dur demek için hazırlıklara başladılar mı? İşçilerin taleplerini dile getirdiler mi? Bunların hiçbiri yapılmış değildir. Yasa mecliste kabul edilirken, bazı sendika şubelerini bir kenara bırakacak olursak, kahredici bir şekilde sendikalar kıllarını dahi kıpırdatmamışlardır. Sendikaların tepesine çöreklenmiş olan sendika bürokratları, işçilerin hakları gasp edilirken rahatlarını hiç bozmamışlardır. 

Kardeşler! Önümüzdeki dönemde çalışma koşulları daha da ağırlaşacak, ücretler düşecek ve sömürü daha da katmerleşecek! Bu katmerli sömürü saldırısını geri püskürtmenin, haklarımızı korumanın ve geliştirmenin yolu, bağımsız sınıf çıkarlarımız için örgütlenmekten ve mücadele etmekten geçiyor. İşçi sınıfı gerçek anlamda örgütlendiğinde ve gücünün farkına vardığında yalnızca sendika bürokratlarını sendikalardan def etmekle kalmayacak, ama aynı zamanda AKP, CHP, MHP ya da diğer sermaye partilerine karşı da gözünü açacak ve patronlar sınıfından hesap soracaktır.

15 Ocak 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...
  • UİD-DER olarak, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca yaptığımız yayın akışı sırasında dünyanın dört bir yanından sınıf kardeşlerimizin mücadelelerini hatırlattık. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut...
  • 2020 yılı işçi sınıfının haklarına yönelik büyük saldırıların gerçekleştiği bir yıl olarak geride kaldı. İşçilerin haklarını kırpmak, gasp etmek için her fırsatı değerlendiren sermaye sınıfı, koronavirüs salgınını da büyük bir fırsat olarak gördü ve...
  • Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle sık iş cinayetlerinin gerçekleştiği sektörlerin başında gelen tersanelerde yine bir iş cinayeti yaşandı. İstanbul’da Tuzla Gemi Tersanesinde 9 Ocakta gerçekleşen iş cinayetinde 25 yaşındaki İsmail...
  • Cargill işçileri 11 Ocak’ta direnişlerinin 1000. gününde Tarım ve Orman Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak ve çeşitli görüşmeler gerçekleştirmek için Ankara’ya gittiler. Tek Gıda-İş Sendikası Ankara Şubesine gelen işçiler buradan Bakanlığa...
  • Hindistanlı tarım emekçilerinin mücadelesi 40 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine devam...
  • “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat, Umut Ekiyoruz Yarınlara!” yayın akışını farklı evlerde ama aynı duygularla takip eden genç metal işçilerinin duygu ve düşüncelerini paylaşıyoruz.

UİD-DER Aylık Bülteni