Navigation

Buradasınız

Şantiyeden Kriz Manzaraları

Ekonomik kriz günden güne derinleşiyor. Hayat pahalılığı biz işçilerin belini büküyor. Her yeni gün yeni bir sorunla karşılaşıyor, başka başka sorunlarla boğuşuyoruz. Bizler büyük bir inşaatta çalışan işçileriz. Krizin etkilerini maaşlarımızın “ana firmadan ödeme alamıyoruz” bahanesiyle ödenmemesi ile net bir şekilde yaşıyoruz. İşçi arkadaşlarımızla molalarda işyerinde yaşadığımız sıkıntıların krizle birlikte çoğaldığını sık sık konuşuyoruz. Sohbetlerimizden yola çıkarak sizlere krizin inşaatlarda çalışan işçileri nasıl etkilediğini anlatmak istedik.

Krizle birlikte inşaatlar çoğu yerde durmuş durumda. Bizim çalıştığımız şantiyede de Şubattan beri taşeron firmalar maaşları ya hiç yatırmıyor ya da parça parça yatırıyor. İşçilerin çoğu gurbetten, ailelerini bırakıp gelmiş işçiler. Bir yandan yemeklerin kötülüğü, bir yandan ödenmeyen ya da işkence gibi parça parça ödenen maaşlar yüzünden işçilerin moralleri alt üst olmuş durumda. Hal böyle olunca işe yeni başlayacak işçiler de bunları duyunca ya işe girmekten vazgeçiyor ya da “bu işsizlikte başka iş nerede bulacağım” düşüncesiyle bu koşullara katlanıp çalışmaya başlıyor. Konuştuğumuz işçilerin bir kısmı bayramdan sonra gelmeyeceğini başka işlere bakacağını söylüyor. Maaş alamadığı için işçisi iş durduran firmalar da var. Ancak bu iş durdurma örgütlü ve güçlü bir şekilde yapılmadığı için her zaman sonuç vermiyor ve de yeterince ses getirmiyor.

Krizle birlikte işsizlik çok arttı. İşçiler önceden alternatif iş düşünebildiklerini, bu yüzden ses çıkarabildiklerini ancak şimdi işsizlikten korktuklarını dile getiriyorlar. Bu yüzden de işçiler ya tek başına hareket ediyor ya da koşullara boyun eğmek zorunda kalıyor. Bu durum bir yandan da örgütsüz ama bir şeyler yapmak isteyen işçilerin elini kolunu biraz daha bağlıyor. İşten atılma korkusu, işsiz kalma korkusu bir araya gelmeyi zorlaştırıyor. Ancak bu durum patronların işine yarıyor. Çaldıkları emeğimizden yüklü kârlar elde eden patronlar krizi fırsata çeviriyor, daha da fazla kâr elde ediyor.

Bizler tek başına hareket etmenin çözüm olmayacağını, birlik olmamız gerektiğini sohbet ettiğimiz işçi kardeşlerimize anlatıyoruz. Birlik olup iş durduran ve maaşlarını alan işçileri gösterip birlik olmanın, çıkarlarımızı korumanın anlamını yaymaya çalışıyoruz. İş durdurmak yanında daha da örgütlü hareket etmemiz gerektiğini anlatıyoruz. UİD-DER’li işçiler olarak biliyoruz ki çözüm sendikalarda, mücadele örgütlerimizde bir araya gelmek, örgütlenmektir. Bu krizden çıkışın yolu tek başına hareket etmek değil, örgütlü ve bilinçli bir mücadeleyi örmektir.

27 Mayıs 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...