Navigation

Buradasınız

“İşçiler İdare Katında Önlük İliklemeyi Nasıl Bıraktı?”

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 134
Derinden Gelen Kökler kitabında, Türkiye işçi sınıfı tarihinde çok önemli bir yeri olan Maden-İş Sendikasının mücadelelerine yer veriliyor. Hem de o mücadeleleri veren, o mücadelelere tanık olan işçilerin ağzından. Bu mücadele örnekleri, birleşen işçilerin haklarını aramakla kalmadıklarını, sermaye babalarının karşısında daha başı dik durabildiklerini de gösteriyor. Tıpkı o dönemlerde Hoover’de işçi temsilcisi olan Cevdet Zeydanlı’nın aktardığı gibi…

Ema ve Gülok (Hoover) işyerlerinde sendika temsilciliği yapmış olan Cevdet Zeydanlı, Maden-İş’e üye olmanın anlamını şöyle anlatmıştı:

“Bir işyerinde Maden-İş Sendikası örgütlü olduğunda biz fabrikada çalışan işçiler, yalnızca iki yılda bir toplu sözleşme ile hakların alınmasını ve yaşam düzeylerimizin sadece ekonomik anlamda iyileşmesini yeterli görmüyorduk. Çünkü sözleşme sonuçlandıktan sonra fabrika sahibi patronlar, ‘Ben istenen ücreti pazarlık sonucu da olsa veririm ama fabrikada istediğimi yaparım’ diye düşünüyorlardı. İşte tam bu noktada Maden-İş’in özelliği ortaya çıkıyordu. Bu özelliğe çalıştığım her işyerinde tanık oldum.

Askerlik dönüşü 700 kişilik Gülok (Hoover) işyerinde çalışmaya başlamıştım. Yaklaşık bir yıl sonra temsilci seçiminde yaptığımız çalışma ile temsilci seçilmiştim.

İşyerindeki sorunlarımızı personel müdürü ile görüşmeye gittiğimizde işçi arkadaşlarımın büro kısmında işleri olup koridorda bir yere geldiklerinde, önlüklerini iliklediklerini fark ediyordum. Arkadaşlarımın bu koridorda adeta resmi geçitte yürür gibi davranmalarının nedenini merak ediyordum. Daha sonra farkına vardım ki, fabrikanın idari kısmı bu koridordaydı ve personel müdürü ile holdingin mali işler sorumlusunun odaları yan yanaydı. Koridorda önlüklerin iliklenmesinin nedenini öğrenmiştim artık…

İşçi üye kardeşlerimin bu hareketleri beni çok rahatsız ediyordu. Bir fırsatını bulup personel müdürü ile mali işler sorumlusunun ve bunlara bağlı diğer kısım amirlerinin tezgâhta bizzat üretim yapan işçiler üzerindeki hiyerarşik baskısını yıkmak gerekiyordu.

Bana göre bu baskının nedeni korkuydu. Oysa bizim haklarımızı ararken hiçbir şeyden korkmamamız gerekiyordu. Fabrikadaki üretimin biz çalışanlar olmadan yapılamayacağını bir fırsatını bulup personel müdürü ve diğer holding yöneticilerine bir şekilde anlatmalıydık. Çünkü bu kişilerin tezgâhta çalışanlara küçümseyerek tepeden bakması beni rahatsız ediyordu.

Beklediğim fırsat bir süre sonra elime geçti. Bir gün öğle paydosunda yemek yemeye çıktığımda 40-50 kişiye yemek yetmediğini gördüm. Dışarıdan gelen polislere bizim yemeklerimiz verilmişti. Aşağı kata inip personel müdürü ile toplu sözleşmemize göre kalori ve miktar bakımından doyurucu olması gereken bir öğün yemeğimizin neden başkalarına verildiğini tartışmaya başladım. Ses tonları yükselince yan odadaki mali işler sorumlusu benim üzerimde baskı kurmak için “Beyler ayıp oluyor, yüksek sesle konuşmak terbiyesizliktir” dedi. Ben de ona “terbiyesiz sana benzer. Sen konunun dışındasın, lütfen müdahale etmeyin” dedim.

Bu olaydan sonra işçi kardeşlerim o koridordan geçerken resmi geçitteki gibi önlüklerini iliklemeyi bırakıp rahat yürümeye başladı.

İşte T. Maden-İş Sendikası’nın seminerlerinde bizlere öğretilen de buydu. Sendikacılığın sadece ücret zammı almaktan ibaret olmadığını bu seminerlerde öğrenmiştik. Demokratik haklarımızın da bulunduğunu, çalışma şartlarının insan onuruna yaraşır olması gerektiğini Maden-İş saflarında kavradık.

İşgücümüzü satıyoruz diye kimsenin bizi ezmesine müsaade etmemiz gerekmiyordu çünkü.”

27 Mayıs 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Microsoft’un sahibi Bill Gates, dünyanın en iyi yatırımcısı olarak tanınan Warren Buffet ve diğer sayılı zenginler… Dünyanın en zenginlerinden olan bu isimler zenginliklerinin yanı sıra “hayırseverlikleriyle” de...
  • Koronavirüs salgını nedeniyle korku büyüyor çünkü insanlar egemenler tarafından bilinçli olarak korkutuluyor. İnsanların karşısına düşman diye bir grip virüsü çıkartılıyor, tehdit algısı sürekli büyütülerek körükleniyor ve bu da insanları fazlasıyla...
  • Dünyanın ana gündemi haline gelen koronavirüs adeta bütün kötülüklerin anası gibi gösteriliyor ve insanlarda korku, panik, endişe yaratılıyor. Neredeyse bütün ülkelerin yönetimleri bu virüse özel bir anlam yüklüyorlar ve tüm sorunların üstünü...
  • Merhaba arkadaşlar, ben devlet hastanesinde çalışan taşeron sağlık işçisiyim. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çoğu işyeri üretimi durdurarak işçileri evlerine yolladı, kimi yerlerde evden çalışma adı altında esnek çalışma sistemi getirildi...
  • Yaklaşık iki yıldır İşçi Dayanışması gazetesini alıyordum. Ama sadece “alıyordum”. Gazete, odamda bir köşede durmaya devam ediyordu. Ama arkadaşım inatla bana gazete ulaştırmaya devam etti. Her defasında “bana getirmek yerine başka birine versen...
  • Savaşlar, çıkarlar, iktidar, rekabet… Hangimiz bu kelimelerden haberdar doğdu? Peki ya hangimiz bu kelimeleri isteyerek öğrendi? Hiçbirimiz. Öyle değil mi? İnsan canının, Türk lirasından bile değersiz olduğu şu dönemde ne yazıktır ki çıkarlar için...
  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.