Navigation

Buradasınız

Savaş Çığırtkanlığına Karşı Çıkmayacak mısın?

Eylül 2013, No:66
Emperyalist savaş, alın teriyle yaşayan biz işçi ve emekçilere korkunç bir cinayet olarak gözükürken, bu işten nasıl kâr ederim diye bakan kapitalistler için düğün bayramdır…

Ortadoğu’da zalim bir savaş sürüyor. Türkiye’de de hükümet Suriye’ye girmek için türlü bahaneler icat ediyor, yalanlar üretiyor, var gücüyle halkı savaşa ikna etmeye uğraşıyor. Peki, AKP hükümetinin iştahla hazırlandığı bu savaş nereden çıktı? Bu savaşın gerçek tarafları kim? Kimlerin ne çıkarı var? Emekçilerin payına savaştan neler düşecek?

Suriye’de iki yıldır devam eden iç savaşın bir tarafında zalim Esad diktatörlüğü var. Arkasında kendi çıkarları için onu destekleyen Rusya, Çin, İran gibi ülkeler yer alıyor. İktidardan pay almak için Esad’a karşı savaşan muhalif örgütlerin arkasında ise ABD, Suudi Arabistan, Türkiye gibi ülkeler yer alıyor. Kurtlar sofraya kurulmuş, hepsi de masadaki yemekten daha fazla pay kapmak için uğraşıyorlar.

Suriye’de on binlerce insan öldü, 2 milyon insan yerinden yurdundan kopup göç yollarına düştü. İnsanların yaşadığı acılar, sofraya kurulmuş kurtları hiç ilgilendirmiyor. Ortadoğu’da gücünü ve etkinliğini arttırmak isteyen devletlerin hepsinin derdi aynıdır: Kendi ülkelerinin patronlarına daha fazla para kazandırmak! Suriye’de Esad’ın hükmü sürerse Rusya, Çin, İran devletleri ve tabii bu ülkelerin patronları Suriye’deki etkinliklerini devam ettirebilecekler. Eğer Esad devrilirse muhalif örgütler iktidar için aralarında çekişmeye başlayacaklar. Aynı zamanda Suriye topraklarında Batılı büyük güçlerin ve Türkiye, Suudi Arabistan gibi bölge devletlerinin borusu ötecek. Yani bu ülkelerin patronları Suriye piyasasında daha çok iş yapacak; Suriyeli işçi ve emekçilerin emeğinin yağmalanmasından bu ülkelerin patronları daha fazla pay kapacak. Suriye’de mevzi tutan devletler, Ortadoğu’nun genelinde etkinlik kazanacaklar.  

İşte bu yüzden emperyalist savaş, alın teriyle yaşayan biz işçi ve emekçilere korkunç bir cinayet olarak gözükürken, bu işten nasıl kâr ederim diye bakan kapitalistler için düğün bayramdır… Daha bundan birkaç yıl önce ABD’nin başını çektiği ülkeler tarafından Irak’ta 1 milyondan fazla insan katledilmişti. Hatta AKP’nin liderleri Türkiye’yi bu savaşa sokmak için çok çırpınmışlardı, fakat halk tepki gösterdiği için savaş tezkeresi çıkmamıştı. Türkiye Irak savaşına doğrudan katılmamıştı ama katliama lojistik destek vermişti. Bu destek sayesinde savaşın ardından politikacılarla işadamları Irak’a üşüşmüşlerdi. Irak petrolünü Amerikan ve İngiliz şirketleri paylaşmıştı. Irak yağmasından Türk kapitalistlerinin payına inşaat ihalelerini almak düşmüştü. Gıda sektöründeki Türk patronlar da Irak yağmasından faydalanmıştı. 

Bugün Suriye’de yürüyen iktidar kavgası kapitalist güçler arasında yürüyen bir kavgadır. AKP hükümeti Esad’ın kısa sürede devrileceğini ve Türkiye’nin Suriye üzerinde söz sahibi olacağını hesaplıyordu. Hükümet, muhalif güçlere silah ve lojistik destek vererek Türkiye’yi bu kirli savaşa dolaylı olarak dâhil etti. Ceylanpınar’da ve Reyhanlı’da bu yüzden bombalar patladı. Esad diktatörlüğü kısa sürede devrilmedi. AKP’nin evdeki hesabı çarşıya uymadı. Suriye’de savaş uzadıkça uzuyor.

Esad’ın, iktidar koltuğunu bırakmamak için her şeyi yapan zalim bir diktatör olduğu açıktır. Yapılan katliamların ve çırpınarak can veren çocukların görüntüleri, kapitalist politikacıların zalimliğinin ve iktidar hırslarının gözlerini nasıl kararttığının kanıtıdır. Karşısındaki muhalif çeteler de en az Esad kadar zalimdir. Suriye’de insanlar sadece Esad’ın zulmünden değil, İslam davası adı altında kıyım yapan El Kaide türü çetelerin zulmünden de kaçıyorlar.

İşçi ve emekçiler Suriye’de yürüyen savaşın tarafı değildir; olmamalıdır. Çünkü bu savaş işçi-emekçilerin ve yoksul halkların ezildiği bir savaştır. Suriye üzerinde söz sahibi olmak için üşüşen leş kargalarının çıkarlarıyla işçi ve emekçilerin çıkarları asla aynı değildir. Türkiyeli patronlar ve onların hizmetindeki politikacılar Suriye’de acı çeken insanları zerre kadar düşünmüyorlar. Hükümet iki yıldır sürdürdüğü propagandalara ve savaş kışkırtıcılığına rağmen halkı savaşa ikna edebilmiş değildir. Türkiye’deki işçilerin çoğunluğu Suriye’ye yönelik emperyalist bir saldırıyı olumlamıyor; savaşa onay vermiyor.  Suriye halkını zalim diktatörlerden kurtaracak olan, ABD ya da Türkiye gibi ülkelerin saldırganlığı değildir. Biz işçiler, emperyalistlerin Suriye’ye müdahale etmesine karşı çıkarken, Esad diktatörlüğünün de yıkılmasını savunuyoruz. Ancak bunu yapacak olan Suriyeli işçi-emekçi sınıflardır. Bizim görevimiz de savaş çığırtkanlığına karşı çıkmak ve kardeş Suriye emekçilerini desteklemektir.

16 Eylül 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...