Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/16

Eylül 2013, No:66

Kadın işçiler gece vardiyalarında kaç saat çalışabilirler?

18 yaşını doldurmuş kadın işçiler bu yılın Temmuz ayında çıkartılan “Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları” hakkındaki yönetmeliğe göre, her ne şekilde olursa olsun gece vardiyalarında 7,5 saatten fazla çalıştırılamazlar. 

Kadın işçilerin gece vardiyalarında işyerine ve evlerine ulaşımı nasıl sağlanır?

“Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları” hakkındaki yönetmelikte “belediye sınırları içinde ya da dışında toplu taşıma araçları ile gidip gelme zorluğu bulunan işyerlerinde, işverenler gece vardiyalarında çalıştıracakları kadın işçileri, sağlayacakları uygun araçlarla evlerine en yakın merkezden, işyerine götürüp getirmekle yükümlüdür” ibaresi vardır.

Patronlar, gece vardiyalarında çalıştırdıkları kadın işçilerin evlerine ve işyerlerine ulaşımını sağlamalıdır. Ancak çoğu zaman patronlar bu kurallara uymayarak, gece vardiyalarında kadın işçileri evlerine çok uzak noktalarda bırakabiliyorlar. Kadın işçiler gecenin bir vaktinde evlerine yürüyerek gitmek zorunda kalıyorlar. Bunu değiştirmek için kadın işçiler servis hakkı talep etmeli ve gece vardiyalarında evlerine en yakın yerlere bırakılmaları için mücadele etmeliler.

Kadın işçilerin kullanacakları lavabo, duş, soyunma ve dinlenme yerleri ile ilgili olarak özel düzenlemeler var mıdır?

Bu yılın Temmuz ayında yürürlüğe giren “İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik”e göre, kadın ve erkek işçilerin kullanacakları lavabo, duş, soyunma ve dinlenme yerleri ile ilgili olarak ayrıntılı düzenlemeler getirilmiştir:

  • Çalışma yerlerine, dinlenme odalarına, soyunma yerlerine, duş ve yıkanma yerlerine yakın yerlerde, kadın ve erkek çalışanlar için ayrı ayrı olmak üzere, uygun havalandırma, aydınlatma, ısı ve hijyen şartları sağlanacak nitelikte yeterli sayıda tuvalet, lavabolar tesis edilir. Tuvalet ve lavabolarda gerekli temizlik malzemeleri bulundurulur.

  • Tuvalet ve lavabolar,  insan ve çevre sağlığı yönünden risk oluşturacak yerlere uzak şekilde yerleştirilir.

  • Yapılan işin veya sağlıkla ilgili nedenlerin gerektirmesi halinde veya çalışanların yıkanmalarının gerektiği her durumda, kadın ve erkek çalışanlar için ayrı ayrı sıcak ve soğuk akarsuyu bulunan uygun yıkanma yerleri ve duşlar olması gerekir. Duşlar, çalışanların rahatça yıkanabilecekleri genişlikte, dışarıdan içerisi görünmeyecek, uygun havalandırma, aydınlatma, ısı ve hijyen şartları sağlanacak şekilde yapılır.

  • İş elbisesi giyme zorunluluğu olan çalışanlar için yeterli büyüklükte, uygun aydınlatma, havalandırma, ısı ve hijyen şartlarına uygun, kadın ve erkek çalışanlar için ayrı ayrı soyunma yerleri sağlanır. Soyunma yerlerinin kolayca ulaşılabilir ve yeterli kapasitede olması ve buralarda yeterli sayıda oturma yeri bulunması sağlanır.

  • Soyunma odalarında her çalışan için çalışma saatleri içinde giysilerini koyabilecekleri yeterli büyüklükte kilitli dolaplar bulundurulur. Nemli, tozlu, kirli, tehlikeli maddeler ile çalışılan yerlerde ve benzeri işlerde iş elbiseleri harici elbiselerin ayrı yerlerde saklanabilmesi için yan yana iki bölmeli veya iki ayrı elbise dolabı sağlanır. Soyunma yeri gerekmeyen işyerlerinde çalışanların elbiselerini koyabilecekleri uygun bir yer ayrılır.

  • Yapılan işin özelliği nedeniyle çalışanların sağlığı ve güvenliği açısından gerekli hallerde veya 10 ve daha fazla çalışanın bulunduğu işyerlerinde, uygun bir dinlenme yeri sağlanır. İş aralarında uygun dinlenme imkânı bulunan büro ve benzeri işlerde ayrıca dinlenme yeri aranmaz. İşyerlerinde daha uygun bir yer yoksa gerekli şartların sağlanması şartıyla, yemek yeme yerleri dinlenme yeri olarak kullanılabilir.

  • Gebe ve emziren kadınların uzanarak dinlenebilecekleri uygun şartların sağlanması gerekir.

Evlenen kadın işçi tazminat alabilir mi?

İş Kanunu’nun 120. maddesi bir önceki iş yasasına atıfta bulunarak kıdem tazminatı koşullarını belirler. Bu maddeye göre kadın işçi resmi nikâh tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde kıdem tazminatını talep ederek işten ayrılabilir. Ancak ihbar tazminatı alamaz. Aynı zamanda işten ayrılmadan önce patrona bildirmek (yani ihbar öneli vermek) zorunda değildir. Evlilik nedeniyle işten ayrılan kadın işçi ihbar süresini çalışmaya zorlanamaz.

16 Eylül 2013

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • İşçi sınıfının, emekçi kadının mücadelesi bastırılamaz, yok edilemez. İşçi sınıfının devrimci önderlerinin açtığı yollar kapatılamaz, kurduğu köprüler yıkılamaz. O köprülerin geleceğe uzanması engellenemez. Yayın akışımızın hemen başında yer...
  • Üç günlük yayın akışında gördüğümüz gibi, işçi sınıfı ve emekçi kadınlar sayısız sorunla boğuşuyor. Ancak tüm bu sorunlara karşı durmanın yolu bir araya gelmek ve dayanışma içinde olmaktır. İşte UİD-DER Kadın Komitesi bunun için var. Kapitalist...
  • Bulutlar Adam Öldürmesin… İnsanın içine işleyen sözler Nâzım Hikmet’e ait. Dostu Zekeriya Sertel, Nâzım’ın bu şiirinin yazılma hikâyesini aktarır anılarında. Ona “bilir misin barış için yapılacak bir propagandada türkülerin ne büyük bir rolü...
  • Türkiye’de işçi sınıfının sorunları büyüyor, emekçi kadınların sorunları ise daha da büyüyor. Özellikle pandemi sürecinde kadınların sorunları katlanarak arttı. Koronavirüs perdesiyle örtülen ekonomik krizin yıkıcı etkileri, siyasi iktidarın baskı...
  • Japon sınıf kardeşlerimiz, dayanışma duygularını ve 8 Mart coşkusunu bizlerle paylaşıyorlar görüntülerde. Başkent Tokyo’da ve diğer 5 büyük şehirde Demokratik Kadınlar Kulübü öncülüğünde gerçekleştirdikleri eylemlerde Japon işçi sınıfının içinde...
  • Yasaklar, baskılar, zorba ve faşizan yönetimler ya da koronavirüs… Emekçi kadınların şiddete, cins ayrımcı politikalara, eşitsizliğe, ağır çalışma ve yaşam koşullarına karşı mücadelesi devam ediyor. Kıtadan kıtaya emekçi kadınlar cesaretle...
  • Evet, hiçbir zaman tam karanlık değildir gece. Yıldızlar parıldadıkça, güneş doğuncaya, gün ışıyıncaya kadar karanlıkta yol gösterirler bize. Karanlıkta o yıldızlara bakarız, yönümüzü kaybetmekten ve umutsuzluğa düşmekten kurtuluruz. Aynı şekilde...
  • İlerici, mücadeleci kadınların baskısıyla Birleşmiş Milletler 1975 yılını “Dünya Kadın Yılı” ilan etti. Ama 1977’de de 8 Mart’ı gerçek özünden koparmak üzere hamlesini yaptı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, kadınlara hediyeler alınarak...
  • 1970’lerle birlikte işçi sınıfı toplumsal ilerlemenin motor gücü olmuştu. Umudun kaynağı olmuştu. Sanatçılar, aydınlar, öğrenciler yüzlerini işçi sınıfına dönüyorlardı. O yıllarda üniversite işgalleri, grevler, fabrika işgalleri giderek yayılıyor,...
  • 1950’lerden itibaren Türkiye’de köyden kente göç katlanarak artıyordu. Milyonlarca insan kent yaşamına uyum, iş bulma, barınma yani yaşamını sürdürebilme sorunuyla yüz yüze kalıyordu. Yoksulluk ve kent yaşamı kadınların da sanayiye katılmasının...
  • 1917’nin Şubat ayında, yıkılmaz sanılan ve topluma korku salan Çarlık düzeni yerle bir oldu. Çarlığın çökmesine giden yolu, emekçi kadınlar açmıştı. Toplumda biriken öfke, Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamalarında patlamıştı. İşçi kadınların...
  • Dünden bugüne sayısız bilim insanı, sayısız aydın, sayısız işçi önderi kendini insanlığın mutluluğuna adadı. Onlar insanlığın çalışkan ve vefakâr evlatlarıydılar. Dikildiler kötülüğün yani sömürü düzeninin karşısına ve yol gösterdiler insanlığa!...
  • Neruda’nın dizeleriyle “ölümün ve tasanın çemberinden geçmiş analar” onlar. Toplanmışlar yine bir perşembe günü Plaza de Mayo yani Mayıs Meydanı’nda, evlatlarını kaybeden darbecilerden, egemenlerden hesap soruyorlar. Kaybedilen evlatlarının ve...

UİD-DER Aylık Bülteni