Navigation

Buradasınız

SGK Fonları Kimleri Fonluyor?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 133

Adı üstünde sosyal güvenlik kurumu… SGK hastalık, iş kazası, malullük ve analık durumlarında işçilerin sağlık hizmeti alabilmesi, gelir kayıplarının telafi edilmesi, emeklilikte yaşamlarını devam ettirebilecekleri bir gelire sahip olabilmeleri için kurulmuştur. SGK, milyonlarca işçinin ücretinden yapılan kesintiler üzerinde yükselen devasa bir dayanışma fonudur aslında. Bu fon ne devletlerin ne de patronların buluşudur, işçi sınıfının uluslararası mücadelesiyle kazandığı en önemli haklardan biridir. Bugünlerde EYT’lilerin emeklilik hakları için verdikleri mücadele sık sık SGK’yı da gündeme getiriyor. Çünkü iktidar SGK’ya maliyeti nedeniyle emeklilik hakkının verilemeyeceğini öne sürüyor. Peki, gerçek durum bu mu?

Dediğimiz gibi, SGK gelirlerinin çok büyük bir kısmı işçilerden kesilen primlerden oluşuyor. Peki bu büyük fonun yönetimi ve denetimi kimin elinde bulunuyor? Onu oluşturan işçilerin mi? Elbette hayır! Üstelik geçtiğimiz Temmuz ayında SGK ile ilgili düzenlemelerde yetki Meclisin elinden alındı ve tek başına Cumhurbaşkanına verildi. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle SGK Sayıştay denetiminden de çıkarıldı. Bu hamleler işçilerin örgütsüzlüğünü fırsat bilen iktidar sahiplerinin, SGK bütçesini istedikleri gibi kullandığını gösteriyor. Fon patronlara peşkeş çekiliyor, sıra işçilere gelince “kaynak yok, bütçe açık veriyor” deniyor.

TÜİK verilerine göre bugün 9,6 milyon işçi kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Yani neredeyse her üç ücretliden biri kayıt dışıdır. Kayıt dışı istihdamla patronlar hem vergi kaçırıyor hem de SGK fonuna aktarılması gereken milyarlarca lirayı ceplerine atıyorlar. Bir diğer sorun ise milyonlarca işçinin daha fazla ücret almasına rağmen asgari ücretli gösterilmesidir. Patronlar işçinin SGK primini en alt düzeyden yatırarak hem işçinin hakkını gasp ediyorlar hem de SGK gelirlerinin azalmasına neden oluyorlar. İktidar ise kayıt dışı istihdamı ve işçi ücretlerinin düşük gösterilmesini engellemek yerine görmezden gelmeyi tercih ediyor. Güya kayıt dışı istihdamdan vazgeçirmek bahanesiyle patronlara SGK prim desteği verip onları ödüllendiriyor! İstihdam teşviki adı altında işveren prim payı en az yüzde 5, bazı durumlarda ise yüzde 50’ye varan oranlarda indiriliyor. SGK, prim alacaklarının peşine de düşmüyor. Prim borçlarını ödemeyenlerin gecikme faizleri düşürülüyor, siliniyor. 2018’de SGK’nın bütçe açığı 34 milyar lira iken sadece 2017 yılı sonunda tahsil edemediği prim alacakları 83 milyar liraydı. Bu miktara bir de kayıt dışı istihdamın ve SGK priminin düşük gelir üzerinden yatırılmasının neden olduğu kayıpları ekleyin. İktidarın oyunları olmasa, SGK’da açık falan kalmayacağı gibi büyük bir bütçe fazlası bile oluşur!

Sadece bu da değil. SGK fonundan azımsanmayacak meblağlar özel hastanelere aktarılıyor. İşçilerin artık özel hastanelere de gidebildiğinin propagandasını yapan AKP iktidarı, bu konuda asıl olarak özel hastaneleri ihya etti. Herhangi bir özel hastaneye giden her işçi, muayene katılım payı dışında kendisine yüksek bir fatura çıkarıldığını gayet iyi bilir. Hem SGK’dan aldıkları pay hem de işçilerden aldıkları fark sayesinde özel hastanelerin kârlılık oranı her geçen gün artıyor. 2018 yılında özel hastanelere SGK’dan aktarılan pay yüzde 571 artarak 6,2 milyar liradan 41,7 milyar liraya yükselmiştir. AKP iktidarı her ne kadar işçilerin sağlık hizmeti almasını kolaylaştırdığını iddia etse de, bu rakamlar asıl gayenin ne olduğunu yeterince ortaya koyuyor.

Çok açık ki siyasi iktidar sorunu çözmeyi değil faturayı işçiye kesmeyi tercih ediyor. Emeklilik maaşları şimdiden kuşa dönmüş durumda ama 2008 yılında yürürlüğe giren yasayla halen kademeli olarak düşmeye devam ediyor. Aynı yasayla emeklilik yaşı bugünün ve geleceğin işçi kuşaklarını etkileyecek şekilde yükseltildi. Buna göre 2048 yılında kadın ve erkeklerin emeklilik yaşı eşitlenerek 65 olacak. İşsiz kaldığımızda hastaneye gitsek de gitmesek de GSS (Genel Sağlık Sigortası) primi ödüyoruz. Her muayene olduğumuzda katılım payı adı altında muayene ücreti, ilaç aldığımızda ise ek olarak reçete ücreti ödüyoruz.

Kardeşler, tablo çok nettir. İktidar, işçiler için kullanılması gereken SGK fonunu sermayedarlara peşkeş çekiyor. Sözde oluşan açığı kapatmak için patronların yakasına yapışmak yerine işçilerin ümüğünü sıkıyor. Bilelim ki emeklilik hakkımız gasp ediliyorsa, bunun nedeni örgütsüzlüğümüzdür.

17 Nisan 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...

UİD-DER Aylık Bülteni