Navigation

Buradasınız

SGK’nın Açık Vermesi İşçilerin Suçu mu?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 132
Son dönemde emeklilikte yaşa takılanlardan (EYT) dolayı SGK meselesi yeniden gündeme geldi. İktidar, “EYT’lilerin istediği olursa SGK zarar eder, batar” diyor. Oysa mevcut durumda SGK fonları, çeşitli biçimler altında özel hastanelere yani patronlara aktarılıyor. Ama sıra işçiye geldiğinde “SGK zarar mı etsin!” cevabı veriliyor. Siyasi iktidar, SGK fonlarının işçi sınıfına daha fazla aktarılmasını “zarar” olarak değerlendiriliyor. Sanki işçilerden yapılan kesintilerle oluşmuş bir sosyal güvenlik sistemi değil de bir kapitalist şirket söz konuymuş gibi!

Son dönemde emeklilikte yaşa takılanlardan (EYT) dolayı SGK meselesi yeniden gündeme geldi. İktidar, “EYT’lilerin istediği olursa SGK zarar eder, batar” diyor. Oysa mevcut durumda SGK fonları, çeşitli biçimler altında özel hastanelere yani patronlara aktarılıyor. Ama sıra işçiye geldiğinde “SGK zarar mı etsin!” cevabı veriliyor. Siyasi iktidar, SGK fonlarının işçi sınıfına daha fazla aktarılmasını “zarar” olarak değerlendiriliyor. Sanki işçilerden yapılan kesintilerle oluşmuş bir sosyal güvenlik sistemi değil de bir kapitalist şirket söz konuymuş gibi!

SGK’nın açık vermesi işçi ve emekçilerin suçu değildir. SGK’nın görevi fonlarını patronlara peşkeş çekmek değil, bu fonları işçi sınıfına daha fazla emeklilik ve sağlık hizmeti vermek için harcamaktır. Ama siyasi iktidar işçiler için yapılması gereken harcamalara “zarar” diyerek işçilerin bilincini bulandırmak istiyor. Üstelik mesele kaynak sorunu değil, mevcut kaynakların kullanımında bir tercih meselesidir.

Ülkenin sosyal güvenlik sistemini düzenleyen bu kurumu bir holding gibi düşünmek doğru değildir. Sosyal Güvenlik Kurumu kâr hedefi gütmeyen, ticari olmayan bir kurumdur. Milyonlarca işçi ve emekçinin hastalık, işsizlik, sakatlık, ölüm ve analık halinde korunmasını sağlamakla, emekli aylıklarını ve sağlık harcamalarını ödemekle yükümlüdür. Bu amaç için kurulmuştur. Peki, SGK milyonlarca işçi ve emekçiye bu paraları nereden bulup da veriyor, sosyal güvenlik sistemini nasıl finanse ediyor? Kurumun gelirlerinin %85’ini işçilerin brüt ücretlerinden kesilen primler oluşturuyor. Bunun anlamı, SGK fonlarının işçi sınıfına ait olduğudur. Meselâ diyelim ki SGK bütçesi açık verdi; o takdirde yine ezici ağırlıkla işçi ve emekçilerden toplanan vergilerden SGK’ya pay aktarılıyor. Yani SGK’nın giderlerinin gelirlerinden fazla olması durumunda ortaya çıkan bütçe açığı, genel bütçeden karşılanıyor. Dolayısıyla bütçesi açık veren SGK’nın batması mümkün değildir.

AKP hükümeti, 2006 yılında sistemin kimi sorunlarından dem vurup “Sosyal Güvenlik Reformu” yaptı. Adına “reform” yani düzeltme/iyileştirme dediler ama işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında herhangi bir iyileşme olmadı, sorunlar düzelmedi. Aksine yasa yürürlüğe girdikten sonra sigortalı olanlar ciddi kayıplar yaşadı, mevcut sigortalıların da kimi hakları gasp edildi. İktidar, bu yasanın bir ihtiyaç olduğu yanılsamasını oluşturabilmek için “SGK zarar ediyor, bütçe açıkları var. Bu açıkları kapatacağız” söylemini kullandı. Hatta bu söylemi, kimi mitinglerde AKP’ye oy veren örgütsüz emekçilere de alkışlattı! İktidarın şikâyet ettiği SGK açıklarını azaltmanın iki yolu vardı. Birincisi kayıt dışılığın önüne geçerek ve patronların SGK primlerini işçilerin gerçek ücreti üzerinden yatırmasını sağlayarak SGK’nın gelirlerini arttırmak, ikincisi giderleri kısmak… AKP, ikincisini yani giderleri kısmayı tercih etti! Peki, SGK giderlerinin kısılması ne anlama geliyordu? Adına “reform” dedikleri hak gaspıyla birlikte, aylık bağlama oranları yarı yarıya düşürülerek emekli maaşları kuşa çevrildi. Emekli olma yaşı kademeli olarak 65’e çıkartıldı ve sağlık daha da paralı hale getirildi.

“SGK açığı var” diyerek emeklilik maaşlarını düşüren, “emekli aylıkları bütçeye külfet oluşturuyor” diyerek emeklilik yaşını 65’e çıkartan, “kaynak yok” diyerek EYT’lilerin haklarına el koyan, “katkı payı” adı altında işçinin cebinden çıkan sağlık harcamalarını arttıran hükümet, iş patronlara gelince farklı konuşuyor. “Açık var ama senden daha az prim istiyorum” diyor! Yasal değişiklikler ve teşvik uygulamalarıyla patronların ödediği primlerden yüzde 25 oranında indirim yapıyor! Bir yandan vergi gelirlerinin azalacağını söyleyerek asgari ücretin vergi dışı tutulmasına karşı çıkan hükümet, öte yandan sigortasız işçi çalıştıran, dolayısıyla vergi kaçıran patronlara göz yumuyor! Sağlığı ticarileştirerek ilaç şirketlerini ihya ediyor!

SGK’nın açık vermesi işçi ve emekçilerin suçu değildir. SGK’nın görevi fonlarını patronlara peşkeş çekmek değil, bu fonları işçi sınıfına daha fazla emeklilik ve sağlık hizmeti vermek için harcamaktır. Ama siyasi iktidar işçiler için yapılması gereken harcamalara “zarar” diyerek işçilerin bilincini bulandırmak istiyor. Üstelik mesele kaynak sorunu değil, mevcut kaynakların kullanımında bir tercih meselesidir. Hükümet işçiyi, emekçiyi, emekliyi, malulü, yaşlıyı korumak yerine, bizlerden topladığı paralarla oluşan fonları sermayeye peşkeş çekiyor.

Kardeşler, iktidar, vergi ve sosyal fonları emekçilere daha iyi hizmet vermek için değil işverenlere kaynak transfer etmek için kullanıyor. Bize mezarda emekliliği dayatanlara, emeklilik aylıklarını düşürenlere ve EYT’lilerin haklarını gasp edenlere koca bir HAYIR demeliyiz!

22 Mart 2019

Son Eklenenler

  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 işçinin hayatını kaybettiği, 118 işçinin ise yaralandığı patlama sonrası patron örgütü MÜSİAD, fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun’a kol kanat germekte gecikmedi. MÜSİAD Genel...
  • Bir tüccar tüm eşyalarını eşeğinin sırtına yüklemiş atının sırtına binmiş ve yeni pazarlar bulmak için şehre doğru yola koyulmuş. Ne at ne de eşek bir ay sürecek zorlu bir yolculuğa çıktıklarının farkındaymış. Başlangıçta bir zorluk görünmüyor, yol...
  • Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1....
  • Onların isimlerini okul kitaplarından öğrendik. “Yeni Dünya”nın kurucuları olarak bahsediliyordu onlardan. “İlkellere”, “vahşilere” medeniyet götürmüşlerdi çünkü. Yıllarca Batı uygarlığının kahramanları, medeniyetin sembolleri olarak anılıp...
  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...

UİD-DER Aylık Bülteni